Gerçeğe bağımı bulamadım
Bıraktığım yerde
Yürüyordum ayağım yere değmeden.
Gölgeyi manzaraya seçtim ilk defa
Ve yaşlandığımı anladım.
Ben geçen günlerden birinde,
İlerleyeyim ama varmayayım,
Diyen bir adam olmuştum;
Geriye hiç dönmedim.
Hikayeden aradığımı çıkaramadım
Baktığım yerde
Yazıyordum ayağım yere değmeden.
Yanında yürümeyi isterdim
Ve boyumu aşacak işleri ölçtüm.
Ben dünyada günlerimin çoğunda,
İnandığım güzelden konuşan
Hep göklere seslenen olmuştum;
Beni sevmen isabet olur.
Bilmem kaç yıllık tecrübe ve alışmamıza rağmen hala zor gelen dünyayı sıfırdan dinleme zamanı. Dünyanın hiçbir yanını görmemiş bir “çocuk” bunu nasıl karşılar acaba?
Annelik, doğum ve hayat konularında çeşitli deneyimlerimiz oluyor. Belki bir hamileliğe şahit olmak, bir doğum anını görmek, çocuk sahibi olamayan ya da olmak isteyen kişilerle konuşmak gibi mesela. Bu kitabı okumak da bu deneyimin tamamlayıcı bir parçası olacak.
“Kuşkulanmaktan korkmayana
bıkıp usanmadan ve ölüm tehlikesine
aldırmadan nedenleri arayana
Hayat verme ya da bunun geri çevirme
bilmecesini kendi kendine sorana
bu kitap bir kadın tarafından
tüm kadınlara
adanmıştır.”
Zekâyı aptallıktan ayıran çizgi çok incedir, sen de göreceksin bunu ilerde. Çizgi aşıldı mı, kadın da olsan erkek de, ikisi birbirine karışır. Sevgiyle nefret, yaşamla ölüm gibi.