Nasıl öylesine gülebildiğini hiç anlamamışımdır; ama şimdi düşünüyorum da, herhalde çok ağlamışlığından olsa gerek... Yalnızca çok ağlamış olanlar yaşamı tüm güzelliği içinde algılayabilir, keyifle gülebilirler.
Aslında yaralar kapandı, izleri bile gözle görülmeyecek kadar hafif, ama bir telefon konuşması yeniden sızlamalarına yol açıyor işte. Kötü havalarda sızlamaya başlayan eski kırık kemikler gibi.
İyi mi olmuş, kötü mü, hâlâ bilemiyorum; mutlu olduğumda iyi olmuş diyorum, mutsuzken kötü olmuş diyorum. Ama gene de, en mutsuz anlarımda bile, doğmasaydım üzülürdüm gibi geliyor. Çünkü hiçyokluktan daha kötü hiçbir şey yok.