Sınırlar koyup almaya başlamak bir kadın için ürkütücüdür. Genelde gereksinmelerinin çok fazla geleceğinden ve reddedileceğinden, yargılanacağından ya da terk edileceğinden korkar. Reddedilmek, yargılanmak ya da terk edilmek kadın için çok acı vericidir, çünkü bilinçaltının derinliklerinde daha fazla almaya layık olmadığı inancını taşımaktadır. Bu yanlış inanç çocukluğunda duygu, ihtiyaç ya da arzularını her bastırışında güçlenmiştir.
Erkekler kendilerine ihtiyaç duyulduğunu hissettiklerinde güçlenip harekete geçmeye hazır olurlar. Erkek bir ilişkide ihtiyaç sezinlemezse, gitgide daha edilgen olup enerjisi azalır; her geçen gün bu ilişkiye daha az katkıda bulunmaya başlar. Öte yandan, kendisine güvenildiğini hissettiğinde, kadının gereksinmelerini karşılamak ve bu çabaları için takdir görmek amacıyla elinden geleni yapar; güç kazanır ve verecek daha fazla şeyi olur. Kadınlarsa desteklenip sevildiklerini hissettiklerinde güçlenerek harekete hazır olurlar. Kadın bir ilişkide sevilip değer gördüğünü hissetmezse, giderek daha çok sorumluluk duymaya zorlanır ve çok fazla vermekten bitkin düşer. Buna karşılık, kendisine değer verilip saygı gördüğünü hissederse tatmin olur ve daha fazla verir.