Kıskançlık ağırlıklı bir yer tutar özlemde - şuradan belli: özleyen, özleminin gerektirdiği bilgisel konuma - yani, özlenenin, her an, nasıl, nerede, ne durumda -ve kim(ler)le birlikte- olduğu bilgisine (bu, bazen yalnızca bencillik sonucu istenen bilgisel konuma) sahip olabilseydi, kıskanmazdı hiç - yalnızca, özlenenin yanında olmaması kadarıyla, özlerdi onu.
Demek ki, şöyle bir bağlantı da olanaklı: Özleyen, özlenen ile ilgili kıskançlıklarını içinden ayıklayabildiği kadarıyla, ancak, özleminin asıl anlamına ulaşbilir - bu da, ona, sevgisinin içinde 'bencilliğin' ne ölçüde yer aldığını gösterebilir çünkü kıskançlık, özlemin -ve, sevginin- bozuk (yani, ben-merkezciliğe dayalı, dolayısıyla tek-yanlı) bir biçimidir.