Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·232 syf.··
2021 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2021 16:47
"Savaş alanında yaralanan Apollinaire gibi sarmalamışlar başını oğlumun diye aklından geçirdi Bird. Benim bilmediğim karanlık bir cephede yalnız başına savaşırken yaralandı oğlum ve Apollinaire gibi başı sargılar içerisinde, sese dönüşmeyen çığlıklar atıyor." Bird lakaplı 27 yaşındaki genç adamın tek bir hayali vardır: Afrika'ya gitmek ve dönüşte de Afrika'da Gökyüzü başlıklı bir hatırat yazıp yayımlatmak. Ancak Bird evlidir, yakında da çocuğu olacaktır. Kendisini evliyken bile kafesin içinde görürken, çocuğun doğumuyla birlikte açık olan kafesin kapanacağını düşünmektedir. Devlet üniversitesinde İngiliz filolojisi anabilim dalı başkanlığı yapan Bird, sonrasında özel bir dershanede öğretmenlik yapar. Evliliğinin hemen ardından alkol bataklığına saplanır. Tedaviyle düzelir. Bu arada çocuğu dünyaya gelir. Bebek beyninde fıtıkla doğmuştur. Başhekimin ilk izlenimi şu olur: "Sanki iki kafası varmış gibi. Wagner'in Çift Başlık Kartal Bayrağının Altında parçası vardır ya, işte öyle bir şey." Bebeğin "bitkiden farksız" söylemleriyle yıkılır adeta. Yaşamla ölüm arasında sıkışmışlık içinde karanlık düşünceler kuşatır duygularını. Karısı bihaberdir gelişmelerden, küçük bir sorun olduğu söylenir kendisine. Bebeğe hastanede tetkikler yapılırken, Bird girdiği cendere içerisinde soluğu eski kız arkadaşının yanında alır. Himiko, William Blake üzerine tez yazmış, eşi intihar etmiş, sıradışı düşüncelere sahip, birçok erkekle cinsellik yaşayan, geceleri sanrılar gören bir kadındır. Bird'le geçmişte yarım kalan ilişkilerini gündüz ve gecelere sığdırırken, birbirlerinin limanı olurlar. Bebeği kabullenememe duygusu öyle bir hal alır ki Bird'de, "Ben ve karım, bu bitkisel varlık, bebek kılığına girmiş canavarın yapışıp kaldığı bir ömrü mü tamamlamak zorundayız?" sorusunu sık sık
Kişisel Bir SorunKenzaburo Oe · Can Yayınları · 20201,129 okunma
Reklam

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.··
6 günde okudu
·
2021 41. kitabı
Kenzaburo Oe
7.5/10 · 1.129 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2021 40. kitabı
Çiçektepe... Kimlere yurt olmadın, kimleri koynunda beslemedin; kâh ağladın kâh güldün, kâh direndin kâh boynunu büktün... Kimler kimler konaklamadı bağrında: Çingenesi, Kızılbaşı Kürdü; devrimcisi, esrarcısı, fahişesi, softası, beni benden alan Şiirli Hoca'sı☺ O Şiirli Hoca ki, Çiçektepe'nin başına gelmiş en güzel şeydi: "çöp ayıklayan martıları öğrencilerine benzetip", onlara uzunca şiir yazıp "içine hüzün doldurup bir akşam martılara okumak" isteyecek kadar... Hani köyden kente göç edenlerin ortak öyküleri vardır ya, Çiçektepe'nin öyküsü de o aslında: hüzün barındıran, öfke uyandıran, umut bağlanılan. Ben babamdan annemden çok dinledim, bir gecede kondurdukları briketlerden örülmüş "ev"leri, "rüzgâra" karşı dayanıksız çatıları; birer, ikişer, onar derken kurulan, suyu, yolu olmayan, ama hep bir umut yeşertilen mahalleleri. Yetişemedim çeşmelerden su taşınılan günlere, ama kurulmasında aile büyüklerimin de emeğinin geçtiği, derelerin üzerine kurulmuş, dört yanı Gültepe, Kuştepe gibi adlar verilen mahallelerin arasında sıkışıp kalmış, bizim gibi Kızılbaşların, Kürtlerin, kıyısından da olsa Çingenelerin arasında koşup oynayıp, kolektif yaşamın tüm güzelliklerine yetiştim şükür Çiçektepe de, kentin çöpünün döküldüğü, çöpleri temizleyen martıların çığlıkları altında ilk 8 kondunun, sonrasında odacıların, tablacıların, simitçilerin ellerine birer kazma alarak geldiği, yapa yıkıla kondurdukları mekânları yurt edinen insanlarla dolan; mavi tabelalara cadde sokak isimleri verilen, kapılarına numaralar çakılan; suyu, yolu olmayan, ama hiç umudun yitirilmediği kenar mahalledir. Çöp bayırlarında kurulan konduların etrafında derme çatma fabrikalar oluşmaya başlar zamanla. Bu fabrikalar, işçiler arasında "kimi ciğer söndürür, kimi göz kurutur, kimi kadını kısır eder, kimi
Berci Kristin Çöp MasallarıLatife Tekin · Can Yayınları · 20182,365 okunma
Puan vermedi·348 syf.··
2021 39. kitabı
"Hayat varsa acı hep olacak Behiye. Sadece yaşayanlar acı çeker yeryüzünde. Nerede olurlarsa olsunlar, kim olurlarsa olsunlar. Acı dediğin, üzerimize geçirdiğimiz kırk yıllık hırkalara benzer. Kimse beğenmez ama üşüyen herkes uysalca giyer. Ve hayat, benim bildiğim en soğuk yer. Hepimiz üşümeye içimizden başlıyoruz. Derinlerden, çukur gibi, kuyu gibi, yürek gibi bir yerden. Bir elma neresinden başlarsa çürümeye işte tam oramızdan buz gibi üşüyoruz. Farkına dahi varmadan aynı kadere sürükleniyor, aynı yazgıya kilitleniyoruz." Nermin Yıldırım'ın, gene nefes kesen romanını bitirmenin keyfini yaşıyorum desem yeridir. Kitabın sonuna gelene kadar insan hiç mi heyecanını yitirmez, vallahi yitirmiyorsunuz. Yazar'ın, Unutma Beni Apartmanı'nı okuyanlar Rıdvan'ı bilir. Bu romanda da karşımıza çıkıyor. Bu kez bir yayınevinde genel yayın yönetmenidir. 53 yıl öncesine ait gizemli mektuplar almaya başlar. Kimin gönderdiği, neden kendisine ulaştırıldığı adeta sırdır. 1960-1961 yıllarına ait mektuplar, Behiye ve Suad adlı iki kız kardeşe aittir. Behiye mektuplarını Berlin'den, Suad ise İstanbul'dan göndermektedir. Behiye Franz adında bir gazeteciye âşıktır. Kalbinin sesini dinleyip Berlin'e gittiğinde 1933 senesidir, sonrasında ailesi tarafından reddedilmiş, kız kardeşi Suad'dan da ayrı düşmüştür. Ancak, hayat acımasızdır. Behiye Berlin'de, Suad İstanbul'da acılara mazhar bir hayat yaşarlar: Behiye'den 1960 yılında gelen mektubunu Suad karşılıksız bırakmaz ve biz okuyucuyu adeta bir dramın içine çekerler. Behiye'yle İkinci Dünya Savaşı'nın atmosferinde cepheden cepheye giderken, Nazi subaylarının Yahudilere yaptığı vahşeti, gaz odalarını, ölüm kamplarını tekrar hatırlıyoruz. Suad sayesinde genç Cumhuriyet'in atmosferinde İstanbul'daki olaylara tanıklık ederken, gayrimüslimlerin
Saklı Bahçeler HaritasıNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınevi · 20183,989 okunma