Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·481 syf.··
2021 38. kitabı
Serenad uzun süredir listemdeydi. Kapağındaki "gizemli adam"ın yolculuğunu ve Talât Halman'ın, "okurlarını büyülüyor" cümlesinden etkilenerek, bir de baktım ki, öğlen saat 12 sularında başladığım kitap, soluksuz bir şekilde sabaha karşı 5'te, gözümden akıttığım yaşlar eşliğinde bitmiş. Ve kitabı bitiren birçok okurun yaptığı gibi hemen kulaklığımı taktım, Schubert'in Serenad'ını dinleyerek gözyaşlarımla Şile sahiline gittim.Kitabın içeriği hakkında bir şey yazmak istemiyorum, çünkü biliyorum ki, birçoğunuz bu kitabı benden evvel okudunuzİnsanlığımdan bir kez daha utandım... Irkçılığın, ne Türk, ne Kürt, ne Ermeni, ne Yahudi tanıdığına bir kez daha tanıklık ettim... Struma, kalbimde derin bir yara açtı... Liderliğin asla tesadüf olmadığını, kuyrukçuluğun, insanlığı nasıl bir uçuruma sürüklediğini özümsedim... Aşkın, sevginin sınır tanımayacak kadar yüce olduğunu; tarihin bize öğretilenin tam tersinden okunması gerektiğini; en acısı da, belki 2. Dünya Harbi'ne fiilen girmedik, ama basında, siyasi çevrelerde, hükümette Nazi Almanya'sına hayranlığın şaşırtıcı yanlarını, Hitler ordusunun başarısından sanki kendi ordularımız savaşıyormuşçasına mutluluk duyan bir topluluğun olduğu anlayışı dudaklarımı uçuklattı diyebilirim. Bu hayranlık, belki de, ülkemizde yaşanan 6-7 Eylül olaylarına giden yolda bir adımdı. Dedim ya, ırkçılığın her türü zehir saçar.. Yahudilere ve çok az bilenen Kırım Türklerine hak görülen eziyetleri okudukça nefesim daraldı, yüreğim sıkıştı... Struma'nın, 24 Şubat'ta, Sovyet Denizaltısının torpillemesiyle büyük bir patlamayla batırılışını, denizin üstüne gökyüzünden saçılan cesetleri okudukça gözyaşlarım sel oldu Evet, HER İKTİDAR ÖLDÜRÜR..." Asla sizi unutmayacağım Max, Nadia❤Şile sahiline giderseniz eğer, elinizde mutlaka bir karanfil olsun...
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·481 syf.··
2021 38. kitabı
Zülfü Livaneli
8.9/10 · 163,9bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 37. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okunması için sırasını bekleyen... Listene eklersin, ama her defasında ertelersin... Latife Tekin'in "Sevgili Arsız Ölüm" kitabı da, hep okumak istediğim, ancak yıllarca duyduğum yorumlardan dolayı da, ötelediğim bir romandı... Eve kapandığımız bu günlerde sipariş listeme ekledim kitabı... lk satırdan itibaren, yazarın dili, tüm karakterler sarıp sarmaladı beni... Huvat, Atiye, çocuklar o kadar bilindik karakterlerdi ki, "toplumsal yaralarımız" o kadar akıcı ve "büyülü" bir şekilde anlatılmıştı ki, etkilenmemek elde değildi... Hele ki Dirmit kız❤ Tüm kuralları altüst edecek derecede yürekli; çiçekle, böcekle, tulumbayla dertleşecek, denize şiir okuyacak kadar aykırı; köyden kente göçle birlikte, büyükşehirde, tek göz odada, muhafazakâr bir ailede kendini var etmek için direnen, sevimli mi sevimli bir kız Zaten yazarın "kendi yaşantısının yansıması" olarak da değerlendiriliyor kitap... Öyle sahneler var ki, hem hüzünleniyor hem de gülüyorsunuz... Dirmit'in ilk kez regl olması, annesinden yediği tokatlar, dayaklar; Huvat'ın "yeşil kaplı kitapları", kendini dine vermesi; erkek çocukların sürekli iş arama çabaları; Nuğber'in geçkin yaşına rağmen hâlâ evlenememiş olması; anneleri Atiye'nin tüm bunlarla baş edebilmek için dinsel tüm içeriklerden medet umması... Gerçekten çok tanıdık... Ben okurken çok keyif aldım... 1983'te ilk basımı yapılmış bu kitapta anlatılan yaraların kabuk bağlaması yerine, daha da açılıp irin haline dönüştüğüne tanıklık etmek, o yılların daha da gerisine düşmek "kanayan yaralarımıza" nasıl tuz basılır sorusunu sordurtmadı değil..
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 36. kitabı
Albaya Mektup Yok kitabı, Gabriel Garcia Marquez'in, Kırmızı Pazartesi, Kolera Günlerinde Aşk ve kült kitabı addedilen, nobel ödüllü Yüzyıllık Yalnızlık'tan sonra okuduğum 4. kitabı... Kolombiyalı yazarın hikâyelerinin Latin Amerika'da geçtiğini bilmesem, her defasında "ne kadar da bizden izler taşıyor" diyesim gelir... Ki sanırım benim bu duygum, birçok okuyucuda da karşılık buluyordur diye düşünüyorum... Uzun öykü özelliği taşıyan kitabı, gene büyüsüne kapılarak okudum Marquez'in diğer kitaplarında olduğu gibi... İç savaşta canı pahasına savaşan kitabın baş kahramanı Albay, emekli aylığına bağlandığıyla ilgili mektup beklemektedir. Bunun için de her cuma düzenli olarak limana iner ve kendisine haber getirecek olan posta teknesini bekler... Posta şefinden her defasında aldığı cevap, "Albay'a mektup yok" olur ve bu 15 yıl sürer Bu arada biricik oğulları Agustin, horoz dövüşlerinin yapıldığı bir mekânda gizlice bildiri dağıtırken öldürülmüştür. Oğul acısı, yokluk, açlık, sefalet, hastalık, ihanet, yasaklar arasında gelişen olaylar örgüsü içinde geçer öykü... Evleri ipotekli olan Albay'ın hem kendisinin sağlık problemleri vardır hem de eşi astım hastasıdır. İklim koşulları olumsuz etkiler sağlıklarını: sürekli yağan yağmurlar ve korunaksız evleri kronikleştirir ağrılarını. İyi beslenmeleri gerekir, ancak bir de oğullarından emanet horozları vardır. Kendi kendilerine yetemeyen karı kocaya, horozun yükü ağır gelir, fakat horoz çocuklarından emanettir. Eve ve horoza yiyecek almak için satacak sadece saat ve resimler vardır, onlar da para etmez. Hatta nikâh yüzüklerini dahi satmayı göze alacak kadar kötü durumdadırlar. Ülkedeki sıkıyönetim ve yasaklara da değinir yazar. Şehre gelen filmler arasından hangisinin izleneceğine peder karar verir mesela. Kilise faşizme hizmet eder
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma