Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·286 syf.··
Beğendi
·
2021 82. kitabı
Zeynep Göğüş
7.5/10 · 62 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·286 syf.··
Beğendi
·
2021 82. kitabı
"Gerçek nerede başlar, masal nerede biterdi." Gazeteci Murat Bora, Brüksel'de gezindiği bitpazarında zarif bir sehpa görür. Üzerinde saksı izi bulunan sehpanın Abdülhamit tarafından yapılan tıraş sehpası olduğunu öğrenir. Satın alır, getirir eve. Başlar iz sürmeye. Acaba nasıl, kimler getirmiştir sehpayı Brüksel'e? Sürdüğü iz onu Oğuz Göker adlı, 90 yaşlarında, modern Türkiye'nin kurucusu Atatürk'e hayran, cumhuriyetçi bir adama götürür. Ve Göker ailesinin hayat hikâyesinin içinde bulur kendini. Hikâye ilerledikçe sırlar saçılır ortalığa. Nesneler üzerinden geçmişle bugün arasında bağlar kurulur. Yaşanan aşklara bir yenisi eklenir. Derinlere inildikçe, üzerleri örtülmüş acılar, tarihsel gerçekler tokat gibi çarpar yüzümüze yüzümüze: unutulan, yasaklanan diller; halkları katletmek için kurulan alaylar; gizlenen hayat hikâyelerinin çekmeceden çıkan bir fotoğraftan öğrenildiği kimliğini kaybetmiş insanların yeniden inşaa ettikleri hayatlar; lafta kalan evrensel değerler; insanlarla şehirler arasındaki kaderi belirleyen sınırlar; bastırılan isyanlar, savaşlar, göçler, Doğu-Batı çatışması, toplama kampları, ağızlara bir kaşık bal çalınan bitmeyen müzakereler, darbeler, kumpaslar vd... Geçmişi yok sayarak yeniden yazılan "resmi" tarihler... 30 yıl iktidarda kalmış, her kesimce tartışılan, "sanatkâr" Abdülhamit Han'ın elleriyle yaptığı tıraş sehpasından, adeta hafiye kimliğine bürünen Murat Bora'nın etrafında gelişen olaylar bizi bilinç akışıyla Brüksel'den İstanbul'a, Antep'in sokaklarından ortaçağda bir şatoya, Mercidabık Savaşı'ndan toplama kamplarına götürürken; tarihte "iz bırakmış", bir daha "telafisi" olmayan olaylara, durumlara ortak ediyor. Kitap karakterlerinden Ayşin'in de dediği gibi, "Yazarın iyisi, farklı bakış açılarını yansıtabilme becerisine sahip
1000Kitap
Yok Çünkü TelafisiZeynep Göğüş · Everest Yayınları · 202162 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2021 81. kitabı
"Bu kent, savaşmaktan başka ciddi hiçbir şey yapmamış adama bir gelecek mi sağlayacaktı yoksa huzursuzluğuna mı yataklık edecekti, bu hâlâ belirsizdi." Kahramanımız Mehmet Esen ve 4 arkadaşı, 1993 yılında, Şemdinli'deki Hakkâri Dağ Komando Tugayı'nda sınır ötesi operasyonlara katılmış, kader birliği yaptıktan sonra terhis olmuş yıllarca birbirini görmeden yeni hayatlara atılmıştır. 12 yıl sonra bu arkadaşlarından Cenk'in telefonuyla İstanbul'a doğru yola çıkar. Cenk, açılımı Leyla Mecnun (L&M) olan, 1934 yılında kurulan köklü Plevne Holding'in hissedarlarındandır. 2001'deki krizle batmakta olan köklü Plevne Holding'i kurtarmak için yeni bir formül bulunmuş, bunda da asteğmenken güven telakki etmiş Mehmet'e ihtiyaç vardır. Holdingin kurtarıcısı, tekstille uğraşan Kayserili zenginlerden muhafazakâr Kadıoğulları ailesidir. Borçları kapatacak, politik ilişkilerini devreye sokarak, Plevnilelilerin dondurulmuş varlıklarını serbest kalmasını sağlayacaktır. Aslında L&M, Kadıoğulları'nı, "taşralı esnaftan" "kentli burjuvaziye" dönüştürecek araçtan başka bir şey değildir. Mehmet Esen'in aldığı genel müdürlük teklifi de, tam da iki aile arasında arabuluculuk görevidir. Bakalım, yıllarca oradan oraya savrulan Mehmet'i bu hiç bilmediği "sermaye savaşlarının ortasında" neler bekliyor hep birlikte okuyup değerlendirelim. Fay Kırığı-1 Mehmet, Mehmet Eroğlu'nun üçlemesinin ilk kitabı. Yakın tarihimize, 2000.li yıllara ışık tutuyor. Boğazın ortasındaki devasa yalılarda paramparça, birbirinin arkasından iş çeviren ailelerin trajedilerinin yanında; kısa yoldan köşeyi dönenlerin, politik bir örgüt gibi çalışan "vakıf"ların, tespihli yeşil sermayedarların, takıyyecilerin, "ahlaklı kapitalistlerin", velhasıl muhafazakârlık şemsiyesi altında din bezirgânları tarafından ülkenin nasıl adım
1000Kitap
Fay Kırığı - 1: MehmetMehmet Eroğlu · İletişim Yayıncılık · 2013189 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2021 80. kitabı
"Bir erkeğe, bir kadının ölüsünü koskoca bir dağdan aşağı sürükleten sevgi, nasıl bir sevgidir ki?" Meksika'nın bir kasabasında kendi halinde yaşayan Kabrero, Kızılderili bir kızı sever. Sadece kızın ailesinin onayladığı bu ilişkiye, ailesi başta olmak üzere herkes karşıdır. Kilisenin de tüm karşı çıkışına aldırmadan kızla evlenir, alır götürür sarp kayalıklı dağların doruklarına. Dağda küçücük bir hayat kurarlar kendilerine. Mutlulukları 2 yıl sürer. Ölür karısı. Bırakmaz bedenini sarp kayalıkların koynuna. Sırtlar omzuna tahtadan tabutu, kasabaya doğru yola çıkar. Bu zor yolculukta iki haydut takılır peşine. Ölümlerden döner. İki günlük zorlu yolculuğun sonunda kasabaya varır. Ne mi olur? Seni İçime Gömdüm aşk hikâyesi çerçevesinde bize o kadar çok şey anlatıyor ki: mesela ırkçılığın bir hastalık olduğunu; din kisvesi altında halkların nasıl sömürüldüğünü; açlığın, yoksulluğun, çaresizliğin küçücük bedenleri nasıl sermaye ettirdiğini; haksızlık karşısında susmayanların nasıl toplumdan aforoz edildiği o kadar iyi aktarılmış ki,etkilenmemek elde değil... Sadece kendi ülkemize has problemler olarak gördüğümüz sorunsalların, din, dil, ırk, cinsiyet vd... fark etmeksizin her ülkede isimlerin değişerek gözler önüne serildiği duygusunu bırakıyor kitap. Bir öğretmeni "haydut" olarak dağlara sürükleyen hikâye aslında Mehmet Uzun'dan dinlediğimiz hikâyenin bir benzeri. Ya da 16 yaşında bedenini satan Meksikalı yoksul bir kızın hüznü, bizim yan mahalledeki kızın hüznü... Acılar ortak, hüzünler ortak, sevdalar yaralı. Ve kitabın en can alıcı hikâyesi ise yazarının muamma olması. Adı dışında hiçbir bilgiye ulaşılamaması. Kitabın usta çevirmeni Tomris Uyar bu durumu şöyle yorumlamış: "Belki yazarın seçmesi de bu doğrultudaydı; bir sır olarak kalmak." Bel ki de... Andrew
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,074 okunma