17 kısa hikayeden oluşan kitap kimileri için sıkıcı gelebilir. 17 hikayenin 16 sında sürekli doğa üzerine betimlemeler yapılmış. hemen hemen her hikayede mutlaka bir çiçek , bitki zincirlemesi var.
sanırım böylelikle sayılmamış çiçek kalmamıştır...:) Bu betimlemeler; doğayı bizzat müşahede etmekten daha öte, kişiyi içine çekip, tabiatın derununa nüfuz ettirerek, ince ayrıntıların hayatı daha da anlamlı kıldığını hissetiriyor. Böylesi hislere tercüman olmak da kolay olmasa gerek. Ama keşke dozunda olsaydı .
Kitapların başlangıç hikayeleri ve son hikayeleri önemlidir. En azından benim için. Bu kitapta ilk hikaye pek beklentimi karşılamasa da son hikaye beni derinden etkiledi.. uç Selahattin uç...