Puan vermedi·264 syf.··
2026 80. kitabı
Sevgili yazarımız müzikolojinin salt tarihsel bilgisinden fazlasını arayarak kitap sayfalarında değil hayatın içinde yaşayan müziklerin peşinden giderek bir tutkuyu bizlerle paylaşıyor. Müziğin gerçekte ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar yerel ve bağlamsal bir dil olduğu gerçeği üzerine vurgu yapıyor. Müzik bizi nasıl yönetiyor? Biz bu görünmez etkiye ne kadar farkındalıkla bakıyoruz? Ses Diyeti tam olarak bu soruların cevabını taşıyor. Kişisel bir arayış değil; sesin insan bedeninde, zihninde ve kültüründe açtığı kapıları anlamaya yönelik bir davet, farkındalık çağrısı Ses Diyeti. Sesle kurduğumuz ilişkiyi yeniden keşfetmek, onu fark etmek, bilinçle seçmek ve yaşamımızın ritmini yeniden dengelemek için çıkıldı bu yolculuğa. Ses Diyeti; sesi kısmak değil, sesi seçmektir. Sessizlikten korkmak değil, onunla temas kurmaktır. Her sese maruz kalmak değil, hangi sesle yaşadığını fark etmektir. Hayatımızda hangi sesler bizi besliyor, hangileri tüketiyor? Ses Diyeti, hayatımızdaki ses ortamını bilinçle düzenleyerek daha huzurlu, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmemize yardımcı olan özgün bir yaklaşım. Sesin kültürel ve toplumsal yönünü anlamak, beynin ses frekanslarına verdiği tepkileri bilmek ve günlük yaşamda farkındalıkla dinlemeyi öğrenmek, Ses Diyeti'nin temel taşlarıdır. Müziğe bir performans aracı ya da gelişim baskısı unsuru olmaktan çıkarıp, bedeni ve sinir sistemini düzenleyen bir bakım alanı olarak ele alır Ses Diyeti. "Ses, yalnızca işitilen bir uyaran değil, yaşamın en temel yapıtaşlarından biridir. Kalp atışından nefes ritmine, annenin ses tonundan dış dünyanın melodilerine kadar her şey, daha dünyaya gelmeden bedenimizin ve zihnimizin hafızasına kaydolur. " Ses ve müzikle şifa bulma bölümü ayrıca ilgimi çekerken zamana yayarak altını çizerek okunan
Ses DiyetiArzu Haksun · Doğan Novus · 20264 okunma
Puan vermedi·
DİN EĞİTİMİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK [Bayramali Nazıroğlu, Eski Yeni Yayınevi, 137 sayfa) Kitap Hakkında ; Din Eğitimi alanında çalışan ve konuya ilgi duyanlar için önemli tespitlerin olduğu bir eser diye düşünüyorum Kitaptan alıntılar ; "Bizim eğitim mantalitemiz olgusal değil, duygusal olduğu için kendi kapasitesinin ve yeteneklerinin sınırlarını tanımadan dünyayı değiştireceğini vehmeden sürüyle insan yetiştiriyoruz. Henüz temel düşünme becerileri gelişmemiş, dünyadan bihaber gençlere, siz Londra'nın, New York'un, Paris'in göbeğine İslam bayrağını dikeceksiniz diye gaz veren şovenist vaizler, cesaretlerini azim ve kararlılıktan değil; imkânsız olanı ustaca gizlemekten ve pür hamasetten almaktadırlar."s.130 "Kitleler için sağlıksız ve yetersiz din eğitimi sorun olduğu kadar; ihtiyaçtan fazla, teknik ve teorik boyutu yoğun bir din eğitimi de sorun olabilir. Şöyle ki dinî bilginin sonsuz dehlizlerine daldıkça ya daha katı bir din anlayışına evrilirsiniz ya daha gevşek. Birinciye evirildiyseniz makul olandan kuşkulanmaya başlar, mübah alanları haramlaştırmayı rutinleştirir; taassubu takva gibi kavramlarla süsleyerek din hâline getirirsiniz. Diğer tarafa evrildiğinizde ise dinî yaşamın büyük oranda daha önce birinci gruptakiler tarafından hataya düşme kaygısıyla zorlaştırıldığını düşünmeye başlar; bu durumda da helal dairesinin alanını destursuz bir şekilde genişletmeyi gelenekle yüzleşme adı altında din hâline getirirsiniz. Yani ifrattan kaçarken tefrite, tefritten kaçarken ifrata tutulursunuz."s.132 Din eğitimi; her yerde, her zaman ve her durumda insan onurunu muhafaza etmek mecburiyetindedir. Kitabın arka kapak tanıtım yazısı; Kitapta, İslam dünyasının genel olarak eğitim, özelde ise din eğitimi bağlamında bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu varsayımından
Din Eğitimini Yeniden DüşünmekBayramali Nazıroğlu · İlahiyat Kitap Yayınları · 20221 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·258 syf.·
2026 388. kitabı
Gidişat hiç hoşuma gitmiyor. Hiç de yoluna girecekmiş gibi hissetmiyorum Jack London Dünya edebiyatının güçlü kalemi hayvanlara, özelikle köpeklere olan ilgisini azcok biliyoruz sevginin saf hâliyle "Beyaz dis'i okuduk.. yarı kurt, yarı köpek olan bir hayvanın vahşi doğadan insan toplumuna geçiş sürecini ve bu yolculukta karşılaştığı dostluk, zulüm ve sevgi kavramlarını anlatır. Vahşi doğada acımasızlık ve hayatta kalma mücadelesi ön plandadır. İnsanların acımasızlığı ile vahşi hayvanların içgüdüleri karşılaştırılır.  , Beyaz Diş doğduğu vahşi ortamdan koparılarak Kızılderililerin, ardından da zalim bir insanın (Güzel Smith) eline geçer. Bu süreçte nefret etmeyi öğrenir.  Sevginin Gücü: Romanın son bölümünde Weedon Scott adındaki şefkatli bir insan tarafından sahiplenilir. Sevgi ve merhametin, hırçın ve vahşi bir hayvanı nasıl uysal ve koruyucu bir dosta dönüştürebileceği gözler önüne serilir. "Zaten sevginin ne demek olduğunu bilmezdi. Sevgi denen şeyi hiç tatmamıştı.''. S:132 Beyaz Diş , bir hayvanın gözünden insanın hem ne kadar zalim hem de ne kadar şefkatli olabileceğini gösteren alegorik bir başyapıt olarak kabul edilir. Kitabın genel ana fikri ise en vahşi doğanın bile sevgiyle dönüştürülebileceği ve yaşamın her koşulda bir mücadele gerektirdiğidir.. Beyaz Diş
Roman Edebiyat Dünya Klasikleri
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,8bin okunma
‘kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime..’
9/10
·136 syf.·
2026 65. kitabı
2023 yılı Emine Işınsu roman ödülünü almış, bir kitap. Yazarın bu ödülü hak ederek aldığını hem ödül jürisindeki insanların yetkinliğinden (Alev Alatlı, İlber Ortaylı vs.) hem de kitabı okuyunca daha iyi anlıyor insan. Şiirsel bir dil ve üslûp ile yazılmış duygu dolu bir roman. Toplamda 132 sayfa olmasına rağmen, iyi ki de fazla uzun yazılmamış çünkü, kitaptaki her bir sayfayı okurken adeta kağıt kesiği gibi insanın ciğeri yanıyor. Kıbrıs'ın çalkantılı tarihini arka plana alarak ilerleyen hikâye, yalnızca bireysel bir dramı değil, sesi duyulmayan kadınların ortak acısını anlatıyor. İngiliz sömürgesi döneminde Kıbrıs'ta yaşanan insan kaçakçılığı, yoksulluk ve çaresizlik yüzünden genç kızların Arap ülkelerine satılması gerçeğini merkeze alıyor. Sömürge düzeninin yarattığı yoksulluk ve çaresizlik, Kadınların bedenleri ve hayatları üzerinden kurulan sömürü, ailelerin, özellikle annelerin ve kız çocuklarının yaşadığı sessiz acılar, Kıbrıs toplumunun bastırılmış, konuşulmayan travmaları ele alınır. Roman, yalnızca bireysel bir dramı değil; toplumsal hafızaya kazınmamış bir utancı ve bunun kuşaklar boyunca süren etkilerini de anlatır. Ama bunları açıkça okumuyorsunuz. Yazarın şiirsel ve yer yer masalsı dili, anlatılan sert gerçeklerle güçlü bir tezat kurarak okuru derinden etkiliyor. Bu anlatım tarzı, hikâyeyi sadece bir roman olmaktan çıkarıp adeta bir ağıt, bir hafıza metni haline getiriyor. Aslında özü, masallara dil olan Hatice'nin, Maviş'in, Suların Sultanı'nın, Lâl'in hikayesi… İnsana yaşayışları, yani biçilmiş hayatı birden fazla isim getirir mi? 13 yıla sığmış hatıraların bir çocuk bedeninde açtığı özlemi, Nenanne'nin öğretilerinin kilometrelerce ötede aktarıcılığını yaparak bir şehrin ve sevdiklerinin özlemine sarılmanın ne demek olduğunu ancak bu kadar güzel
1000Kitap
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20242,009 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
8/10
·132 syf.··
2026 17. kitabı
BALKANLARDAN GELEN ÇOCUK YAYINEVİ: THESEUS YAYINEVİ YAZAR: MUHSİN GÜLER SAYFA SAYISI: 132 PUANIM: 10/8 Merhabalar... Bugün Aylin Karadamak moderatörlüğünde @theseusyayinevi çıkan @muhsinguler24 kaleme aldığı #balkanlardangelençocuk kitabı ile geldim. Yazarın kalemini çok beğendim kitap bir çırpıda bitti benim için. Çocuk kalbin yaşadıklarına şahit olmak ise beni bambaşka duygulara sürükledi. Gelelim kitabın konusuna; Göç etmek zorunda kalan ailenin çocuklarından birisi olan Muhsin tüm olaylara onun gözünden şahitlik ediyoruz. Tüm sevdiklerini, evlerini işlerini okullarını geride bırakıp tamamen yabancısı oldukları bir ülkeye sığınırlar. Türkiye, Edirne' de bir süre kamp alanında tutulurlar işlemler bitince ülkeye alınırlar. 3 aile aynı çatı altında yaşamak zorunda kalırlar bir süre sonrasında olacak gibi değil bir ev bulup ayrılırlar. Evin tüm halkı küçük, büyük, kadın, erkek çalışmak zorundadırlar. Sıfırdan yeni bir düzen için bir süre sonra Muhsin okula dönmek ve okumak istediğini söyler. Ailesi Muhsin'i hemen okula yazdırır. Okulda sessiz, sakın kendi halinde olan Muhsin'in başarısı tüm ilgiyi üzerine çeker. Peki sizce bu aileyi neler bekliyor? Sizce düzenleri olacak mı? Ülkelerine geri dönecekler mi? #reklam değil #kitaptanıtımı #kitapyorumu #bookstagramtürkiye
Balkanlardan Gelen ÇocukMuhsin Güler · Theseus Yayınevi · 03 okunma