“Huzura, güvenliğe ve bana göz kulak olacak birine ihtiyacım var çünkü mahvolmuş, güvensiz ve kafası karışık bir haldeyim ve bu imgede kendimi güvende hissediyorum.” Bizler imgeye tapınanlar haline geldik; hakikate ya da adil ve erdemli bir yaşama değil, bayrağıyla birlikte ulusal bir yaşama, bilime, devlete ve benzerlerine tapınıyoruz. İmge yaratma ve yarattığı bu imgelere tapınma işi, insanoğlunun en büyük hatalarından biridir.
Her şeyi bildiğini farz eden kişi uzun süredir ölü demektir. Ancak “bilmiyorum” diyebilen, keşfetmeye ve anlamaya çalışan, bir son peşinde koşmayan, düşüncelerini bastırmak ve olmak üzerinde yoğunlaştırmayan kişi, işte böyle bir kişi yaşamaktadır ve o yaşam hakikatin kendisidir.
Hayatın işkence olmadığı bir durum düşünemediğim, hepimizin acı çekmek için yaratıldığımız ve bunu hepimizin bildiği, hepimizin kendimizi aldatacak çareler uydurduğu konusunda kalmıştım.