Puan vermedi·
DİN EĞİTİMİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK [Bayramali Nazıroğlu, Eski Yeni Yayınevi, 137 sayfa) Kitap Hakkında ; Din Eğitimi alanında çalışan ve konuya ilgi duyanlar için önemli tespitlerin olduğu bir eser diye düşünüyorum Kitaptan alıntılar ; "Bizim eğitim mantalitemiz olgusal değil, duygusal olduğu için kendi kapasitesinin ve yeteneklerinin sınırlarını tanımadan dünyayı değiştireceğini vehmeden sürüyle insan yetiştiriyoruz. Henüz temel düşünme becerileri gelişmemiş, dünyadan bihaber gençlere, siz Londra'nın, New York'un, Paris'in göbeğine İslam bayrağını dikeceksiniz diye gaz veren şovenist vaizler, cesaretlerini azim ve kararlılıktan değil; imkânsız olanı ustaca gizlemekten ve pür hamasetten almaktadırlar."s.130 "Kitleler için sağlıksız ve yetersiz din eğitimi sorun olduğu kadar; ihtiyaçtan fazla, teknik ve teorik boyutu yoğun bir din eğitimi de sorun olabilir. Şöyle ki dinî bilginin sonsuz dehlizlerine daldıkça ya daha katı bir din anlayışına evrilirsiniz ya daha gevşek. Birinciye evirildiyseniz makul olandan kuşkulanmaya başlar, mübah alanları haramlaştırmayı rutinleştirir; taassubu takva gibi kavramlarla süsleyerek din hâline getirirsiniz. Diğer tarafa evrildiğinizde ise dinî yaşamın büyük oranda daha önce birinci gruptakiler tarafından hataya düşme kaygısıyla zorlaştırıldığını düşünmeye başlar; bu durumda da helal dairesinin alanını destursuz bir şekilde genişletmeyi gelenekle yüzleşme adı altında din hâline getirirsiniz. Yani ifrattan kaçarken tefrite, tefritten kaçarken ifrata tutulursunuz."s.132 Din eğitimi; her yerde, her zaman ve her durumda insan onurunu muhafaza etmek mecburiyetindedir. Kitabın arka kapak tanıtım yazısı; Kitapta, İslam dünyasının genel olarak eğitim, özelde ise din eğitimi bağlamında bir zihniyet değişimine ihtiyaç duyduğu varsayımından
Din Eğitimini Yeniden DüşünmekBayramali Nazıroğlu · İlahiyat Kitap Yayınları · 20221 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 23. kitabı
Dikkat yeraltı edebiyatı içerir! Ölüm Pornosu, okuru daha ilk anda floresan ışıklı, havasız ve yapay bir bekleme odasına fırlatıyor. Burada cinsellik hazdan çok endüstri; beden arzudan çok ürün, şöhret ise yavaş yavaş kesilen bir fatura gibi duruyor. İlk bakışta kaba, aşırı ve rahatsız edici görünen anlatı, aslında modern insanın her şeyi seyirlik hale getirme hastalığını kazıyor. Ölüm bile artık trajedi değil, izlenme ihtimali taşıyan karanlık bir gösteriye dönüşüyor. Cassie Wright’ın rekor denemesi, pornografik bir olaydan çok şöhretin mezbahaya çevrilmiş hali gibi okunuyor. İnsan bedeni kendi sıcaklığını kaybediyor, kameranın soğuk gözünde sayıya ve sıraya indirgeniyor. Bay 72, Bay 137, Bay 600 gibi adlandırmalar da bunu keskinleştiriyor: Kimlik siliniyor, geriye yalnızca numara kalıyor. Herkes aynı mekânda bekliyor ama kimse tam anlamıyla var olamıyor. Bence en sert taraf, metnin ahlaksız görünmeye çalışması değil; ahlakın zaten pazara çıkarılmış olduğunu göstermesi. Toplum bir yandan bu dünyaya tiksintiyle bakıyor, öte yandan gizlice izliyor, tüketiyor, merak ediyor, konuşuyor. Yani anlatı yalnızca sektörün karanlığını değil, seyircinin ikiyüzlülüğünü de ortaya döküyor. Asıl soru burada beliriyor: Gerçekten iğrendiğimiz şey yapılanlar mı, yoksa bakmaktan kendimizi alamayışımız mı? Karakterlerin her biri ayrı bir kırık ayna gibi duruyor. Kimi şöhrete tutunuyor, kimi geçmişindeki boşluğu kapatmaya çalışıyor, kimi kendi değersizliğini başkasının bedeni üzerinden unutmak istiyor. Fakat hiçbir temas gerçek yakınlığa dönüşmüyor. Tenler birbirine yaklaştıkça ruhlar daha da uzaklaşıyor. Bu yüzden asıl karanlık çıplaklıkta değil, temasın bile yalnızlığı iyileştirememesinde saklanıyor. Anlatım bilerek güzellik aramıyor; çirkinliğin altını kazıyor. Cümleler paslı bir
Edebiyat
Ölüm PornosuChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20214,071 okunma
Reklam
10/10
·148 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
ÇAKICI’NIN İLK KURŞUNU (Tereke Öyküler, Şiirler, Yazılar) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi edebiyatın çok seçkin ve yetkin temsilcilerinden biri olan Sabahattin Ali’nin düşünce dünyası, sanat anlayışı, felsefesi, dramatik yaşamının eserlerine yansımalarına dönük okumalarımıza; onun ölümünden sonra varislerinin yasal izniyle yayımlanmış kimi öykülerini, şiirlerini, konuşma metinlerini bir araya getiren ve adını kitaptaki dört öyküden biri olan ÇAKICI’NIN İLK KURŞUNU’ndan alan tereke kitabıyla devam ediyoruz. Sabahattin Ali yaşarken yayımlamayı düşünmediği hâlde, varislerinin bunu gerçekleştirmiş olması; yazarı daha iyi anlamak isteyenler için, hele hele onun mahrem düşünce dünyasına girmek isteyenler için bulunmaz bir kaynak olmuş. Tarihsel olarak İzmir’in Ödemiş ilçesinde ortaya çıkan ve Ege Bölgesi’ndeki “Efe”lik kültürünün önemli bir ismi olan, Yaşar Kemal’in Çakırcalı Efe ismiyle yazılmış destansı romanına da konu olan Çakıcı Mehmet Efe, bu hikâyede bir çocuk masumiyeti ve samimiyetiyle karşımıza çıkıyor. Babası haince öldürülüp kendisi daha çocukken bir sürü şiddete maruz kalan Mehmet, babasının intikamını almak için hınç duyarak büyümektedir. Belinde taşıdığı ve yaşadığı kültürde normal karşılanan tabancasıyla bir yolculuk sırasında anlatıcının dikkatini çeker. Gözlemci bakış açısıyla olanları anlatan anlatıcı, Mehmet’in katilini uyarmıştır ancak dikkate alınmamıştır. Bir süre sonra Mehmet, baba katiline ilk kurşunu atarak halkın diline düşer ve efelik yolculuğuna başlar. O artık toplumun içinde yaşayamayacağını iyi bilir. Genellikle halka zulmetmeyi de ihmal etmeyen mütegallibelerin dağdaki temsilcisi olan klasik eşkıyalık yapan efelerin aksine, o çetesini topladıktan sonra adeta o zamanın çağdaş Robin Hood formuna girerek yoksulların dostu, zalimlerin düşmanı
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
10/10
·192 syf.·
2026 119. kitabı
Fatıma Mehlika MısıroğluFatıma Mehlika Mısıroğlu Yeşil, Çevre Ve İslamYeşil, Çevre Ve İslam Fâtıma Mehlika Mısıroğlu’nun, 1994 yılında yayımlanan 192 sayfalık “Yeşil, Çevre ve İslâm” adlı eseri aradan geçen 32 yıla rağmen hâlâ dikkat çekici ve düşündürücü bir kitap. Üstad Kadir Mısıroğlu’nun kerimesi olan müellif, enerji, çöp, ziraat, su ve sağlık başlıkları altında çevreyi yalnız teknik değil aynı zamanda ahlâkî ve İslâmî bir mesele olarak ele alıyor. Özellikle her bölümün sonunda yer alan “Ne Yapmalıyız?” başlığı altındaki İslâmî ve insânî tavsiyeler oldukça yerindeydi. Kitap yalnızca problem göstermiyor, okuyucuya bir tavsiye serisi ve de mesuliyet şuuru da kazandırmaya çalışıyor. Sağlık bölümünde ilaç sanayi, gıda sanayi ile içki ve sigara sanayisinin ayrı ayrı incelenmesi ise dikkat çekiciydi. Bugün hâlâ tartışılan birçok meselenin 1994 yılında açık şekilde ele alınmış olması kitabı daha kıymetli hâle getiriyor. Hatta aradan geçen yıllarda dünyanın bu konularda daha iyi değil, daha kötü bir yere geldiğini düşününce eser daha da anlam kazanıyordu. Kitabın sonunda yer alan ek bölüm de oldukça faydalıydı, günlük hayatta sıkça karşılaştığımız “E” ile başlayan katkı maddelerinin kodları ve içerikleri hakkında verilen bilgiler hem öğretici hem bilinçlendiriciydi. Ayrıca kitap boyunca kullanılan görseller de destekleyici, açıklayıcı ve yerinde seçilmişti. 137. sayfadaki sağlık bölümünde maskeli bir çocuğun fotoğrafı altına düşülen “çok yakında bu çocuk gibi dolaşmamız gerekirse şaşırmamak gerekir” notu ise bugün dönüp bakınca insanı düşündürüyor. Kitabın 1994 yılında yazıldığı unutulmamalı. Yıllar sonra yaşanan COVID-19 pandemisini hatırlayınca maskeli çocuk görselinin altına bu satırlar daha da dikkat çekici geliyor. “Yeşil, Çevre ve İslâm”, yalnız
İnsan ve Hayat
Yeşil, Çevre Ve İslamFatıma Mehlika Mısıroğlu · Sebil Yayınevi · 03 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN İBRETLİK BİR ESER.
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4. kitabı
(E) TUĞGENERAL MUSTAFA KÖSE’NİN “KURSAK” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ Bordo bereli (E) Tuğgeneral Mustafa Köse generalimin bu kitabı çıktığı günden itibaren okuma listemde idi. Kendisiyle X platformu üzerinden takipleşmeye başladık ve ona iki kitabımı göndermek istediğimi yazdığımda, o da bana kendi kitabını, hayatımda gördüğüm -ancak bir hattatın kaleminden çıkabilecek kalitedeki- en güzel el yazısı ile adıma imzalanmış olarak gönderme nezaketinde bulundu sağ olsun. Kitap elime geçer geçmez hemen okumaya başladım. 471 sayfalık kitabı, 7 Mayıs günü okumaya başlayıp 10 Mayıs günü bitirdim. (“Elbette okurum abicim, ne demek! Dönüş de yaparım en kısa sürede. Sen gönder” deyip hediye aldığı bir kitabı okumayan, bir türlü bitiremeyen, 6 ayda 50. sayfaya gelemeyen, ara ara sorulduğunda; “valla okuyacam abe!” deyip 40 tane mazeret sıralayanlara gelsin…) 1988’de Kulesi Askeri Lisesi’nden, PKK terörünün ve PKK ile amansız çarpışmaların zirvede olduğu 1992 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun olan sayın generali, kitabın başında kendisini tanıttığı bölümden bir alıntı ile şöyle tanıtayım: “Yurt içinde Cudi, Gabar (Küpeli), Herekol (Yazlıca), Kaval ve Tandır dağları ile Besler Dereler’den Tunceli’nin zirvelerine, Diyarbakır ve Siirt kırsalından Hakkari’nin hudut karakollarına kadar terörle mücadelenin en çetin coğrafyalarında görev yapmış; sınır ötesinde ise Irak’ın kuzeyinde Zaho, Duhok, Erbil, Musul ve Kandil başta olmak üzere kritik operasyonlara bizzat katılmıştır. İran’daki müşterek özel keşif harekatlarında ve Suriye harekat alanında da aktif görevler üstlenmiş; Bosna ve Kıbrıs gibi bölgelerde de stratejik görevler icra etmiştir. Son olarak Şırnak/ Akçay’da konuşlu 6’ıncı Tugay Komutanı olarak görev yapmış; iki yıl boyunca Pençe-Kaplan Harekatı’nı başarıyla sevk
KursakMustafa Köse · Nergiz Yayınları · 20253 okunma
Vakit Kaybı
1/10
·%22 (100/440 syf.)·
Vakitli okumalar dostlar Malesef yarım kaldı. İlk elliye kadar zorladım ama yetmişte artık dur dedim kendime. Kısa kısa bölümlerden oluşmuş sürekli bir orada bir burada olduğumuz ölüler, bekçiler, cinayet vs. Aslında övülen ve beğenilen bir kitap olmuş fakat içinde ne gerilim hissedebildim ne korku ne de FANTASTİK? fantastik ve kıyamet teması diyorsunuz da pek anlayamadım ? Cadılar ? Ejderhalar ? Deniz kızları ? Devler? Ben bunların hiçbirine rastlayamadım malesef.Ayrıca bir kadının vücudu üzerinden yapılan edebiyat, edebiyat değil bana göre ÇÖP KİTAPTIR.
Efsun Sokağı 137Şeref Atak · İthaki Yayınları · 202063 okunma
Reklam
Reklam