O Yaz
O yaz ne güzeldi ne güzel. Sanki tüm yaz fiziken olmasa da kalben bizimleydin ve bunu öyle hissettirdin ki... Köy, dolunay, ayçiçekleri, iğde kokuları, bal arıları, kayısı ağaçları, sarı sarı kayısılar, çiçekler, emekçiler... Sonra 14.30 çayı, çaya batırdığımız bisküviler... Desenli kilimler, bağlama ve türküler... Ve senin beni çok mutlu eden o aramaların... Hepsi aklımda ve hiç unutmayacağım. Bunu unutma! 🍺🚬✌️🌻🌕🐝
19:14
Sizinde bunaldığınız Aniden her şeyi bırakıp Şehri terk edesiniz geliyor mu? Yoksa tek bana mı oluyor bu 🙂‍↕️🙂‍↔️
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ökse ve Serçe kitabının incelemesi
Ökse ve Serçe.. okurken ökselendim öylece.. imkanım olsa tek solukta bitirdim demek isterdim lakin iki solukta bitti. Ve oturdu boğazıma öylece. Hani geçip gidenlerden değilde her benzer hatıra gördüğünüzde yüzünüze bir bir bu hatıraları acı hikayeleri çarpacak bir kitaptı. Direği yıkılmış bir yuva. Babası ölmüş, annesi iftiralara kurban gitmiş, çaresiz ve kimsesiz olarak sokaklarda başlayan sonrasında sıcacık bir yuva diyerek sığındıkları yuvada hayatının en acı zamanlarını bir bir yudumlayan küçük küçücük 5-6 yaşlarında ki bir kızcağızın ve iki kardeşinin hikayesi.. Vefakâr bir abi, 14 yaşlarında babalık kaftanını giyip kardeşlerini darda bırakmamak için çırpınıp çabalayan bir abi; Serdar.. Küçük 2 yahut 3 yaşlarında olan, daha hiç bir şeyin farkına varamayacak kadar güç ablasının biricik sığınağı.. minik Mahmut Ve karakterimiz, hikâyenin ana kahramanı diyemeyeceğim maalesef ki mağduru; Şimal Acıydı.. çok acıydı.. birbirinden zor günler geçirip sonunda annesine kavuşması belkide kitabın en güzel kısmıydı. O küçük çocukla beraber sevindim kurtulmalarına.. Rabbim cümle evlatları kitaptada atıfta bulunulan Narini, Rabiayı ve nice Şimalleri korusun inşâallah.. Unutturmadığı kalemiyle ses olduğu için yazar Mihriban Ballandı Hanımefendiye şükranlarla.. Selâmetle..🍃
Hayata Dair
Katiller ile aynı yaştayız ama aynı kafada değiliz çok şükür elhamdülillah... Sahi ne ara bu kadar düştü katiller 14-15 yaşındaki çocuğun elinde bıçak var vay anasını biz küfür etsek babamız kızar bunların ailesi nasıl bir aile nasıl bu kadar sorumsuz olabilirlerki. Geç kalınmış herşey için ....
Kendi Klasiklerimize Neden Bu Kadar Yabancıyız? Bugün “klasikler” denildiğinde zihnimizde çoğunlukla Batı düşüncesinin kurucu metinleri beliriyor. Şüphesiz bunlar insanlığın ortak mirasına ait eserlerdir ve okunmayı hak ederler. Ancak İslâm medeniyetinin asırlar boyunca ürettiği felsefî, hikemî ve irfânî klasiklere yönelik aynı dikkati gösterdiğimiz söylenemez. Hatta “okuyalım, çocuklarımıza da okutalım” dediğimiz klasikler söz konusu olduğunda, bu kavram çoğu zaman neredeyse otomatik biçimde Batı klasiklerini çağrıştırmakta klasik okuma tasavvurumuz büyük ölçüde bu minvalde sınırlanmaktadır. Klasikler, yalnızca geçmişte yazılmış metinler değildir. Bir medeniyetin varlık, bilgi, ahlâk ve insan anlayışının en yoğun biçimde billurlaştığı metinlerdir. Her medeniyet kendi kavramlarını, sorularını ve hakikat tasavvurunu bu eserlerde muhafaza eder. Bu nedenle kendi klasiklerine yabancılaşmak, yalnızca bazı kitapları okumamış olmak değil, kendi düşünce geleneğinin kavramlarına, meselelerine ve idrak ufkuna da uzak düşmektir. Bu bağlamda felsefe, hikâye, şiir ve ahlâk diliyle yazılmış bazı klasik eserlerimize hep beraber bakalım: Bu klasiklerin en temel ortak özelliği, en karmaşık metafiziksel ve ahlâkî hakikatleri dahi alegoriler, masallar ve yaşanmışlıklar gibi her seviyeden insanın okuyup 'vusatınca' anlayabileceği, kendi ruh dünyasına tatbik edebileceği edebi bir dille sunmalarıdır. Bunlardan "bazıları": 1. Sa'dî Şîrâzî (Ö. 691 / 1292) - Bostan ve Gülistan: Ahlâk, hikmet, siyaset ve insan ilişkilerini şiir ve hikâyelerle anlatan klasik edebiyatın başyapıtlarındandır. 2. Mahmud Şebüsterî (Ö. 720 / 1320) - Gülşen-i Râz: Vahdet-i vücûd, insan-ı kâmil ve metafizik hakikatleri özlü ve şiirsel bir dille ele alan tasavvuf klasiğidir. 3. Âşık Paşa (Ö. 733 / 1332) -
1000Kitap
14:14
Kurşun; Adres sormaz ki..
Müzik