8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Ayla Aydemir & Karşı Köyün Delisi ​ "Zengin hiç olmadık ama muhtaç da olmadık kimseye. Hep şükür, hep sabır... Her lokma alın teriydi, her lokma." ​İçimize işleyen sımsıcak şiirleriyle tanıdığımız Ayla Aydemir, bu kez karşımıza birbirinden farklı ve yüreğimize dokunan öykülerin yer aldığı bir kitapla çıkıyor. ​Her hikayede hayat denen denizin ayrı bir limanına ulaşıyor, kendimizden bir parça buluyoruz. Kitap; 14 hikaye, 14 ayrı hayat sunuyor bizlere. Kiminde aşk acısı, kiminde evlat hasreti... Karakterler bazen bir tahta kaşıkta buluyor annesiyle hayatının benzerliğini, bazen de babasızlığın ne büyük bir yokluk olduğunu fısıldıyor kulaklarımıza. ​Keyifle okudum, hissettim ve kendime dersler çıkardım. Sizlere de tavsiye ederim. ​Kitapla ve sevgiyle kalın...
Karşı Köyün DelisiAyla Aydemir · Nesil Yayınları · 202087 okunma
...Sonra bir daha göremedim onu.
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
152 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:43
...Sonra bir daha göremedim onu. Onun ilk aldığım kitabı "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" adlı eseri olmuştu. O vakitler kitabı alıp okumamış olabilirim. Nedense yıllar sonra bir reels videosunda 14 yıl sonra bir kitap yazdığını görünce hatırladım Bülent Akyürek'i. Hemen kitabı inceledim ve kapitalist sisteme karşı bir manifesto romanı olduğunu hissedip sipariş ettim. Kitaba başladım belli bir yere geldim ve nedense kaldı öyle. Kitaplığımda (Ki evin koltuk bazasının içine doldurulmuş vaziyette...) bir kitaba bakarken "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" kitabı geçti elime ve önce onu okudum. Kitabı okuduğum sıralarda yeni röportajlarını izlerken kenarda çıkan önerilerle eski bazı eski videolarını izlemeye de başladım. Bir gün bir videonun yorumlarına göz atarken "Allah rahmet eylesin" mesajını görünce şok oldum. İçime bir şey oturdu neden bilmiyorum ama çok üzüldüm. Keşke ölmeden bir defa sohbet etme imkanım olsaydı dedim. Geriye Doğru İleri kitabını okudum ve ardından Satılık Adam'ı. Herkesin her şeyi ölümüne istediği, elde etmek için canına dişini taktığı bu dünyayı elinin tersiyle itmekten bahseden bu adamı çoğu kişi elbette anlayamaz. Bence o hastalıklarla geçen ömründe farklı bir frekansa girmeyi başarmış ve sonsuz olanın peşine düşmüş ender şahsiyetlerden biriydi. Satılık Adam kitabı bir roman evet ama daha çok insana kendini sorgulatan bir monolog gibi. Bu kadar uzun olmayabilirdi belki daha konsantre hale getirilebilirdi kitap ama hastalıklarla boğuşan yazarın 14 yılda yazdığı bu metinleri belki de son bir kez elden geçirme fırsatı bile olamamış olabilir. Ama her halükarda okunası ve içinden mutlaka pay çıkarılması gereken güzel bir roman. Kendi deyimiyle, belki de bir dünya klasiği olur kim bilir? Romanın sonlarına doğru "Bir insanın değerinin anlaşılması için en
Edebiyat
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025152 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·1552 syf.··
2021 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2021 00:00
Sevdiği kadınla evlenmek üzere olan oldukça genç ve yakışıklı arkadaşımız Edmund Dante arkadaşları tarafından iftiraya uğrayarak hapse atılıyor ve 14 yıl bir şatonun karanlık zindanlarına gönderilip oradaki bilge bir dayımız kendine edebiyat konusma dili ve dövüsmek konularında eğitim veriyor Sonrasında gizemli bir zengin olup arkadaşlarından intikamını alıyor. Ve bu kitabımı okuduğumda sanki EzEL dizisini izlemiş gibi oldum. Bilginiz olsun Ezel Dizisi de Bu kitaptan esinlenilmiş
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
7/10
·318 syf.··
2026 75. kitabı
İki üç kez başlayıp bırakmıştım. Ama nedense beni kendine çekiyordu ve son kez bir daha başladım. Bir çırpıda okumadım. Araya da çok kitap sıkıştırdım ama bitirdim. İyi ki de bitirmişim. Aman aman bir kitap değil kesinlikle ve herkese de hitap edebileceğini düşünmüyorum. Çeviriden mi kaynaklı bilmiyorum ama şimdiki zaman anlatımı var ve bu beni çok yoran bir anlatım. Açıkçası da sevmediğim bir anlatım. Belki de bir kaç kez yarım bırakmamın sebebi bu olabilir. Ben di li geçmiş zamanlı anlatımları daha çok seviyorum. Bu kitaptan değil de benimle alakalı bir durum açıkçası. Ama bu duruma takmamayı başararak kendimi olayların içinde buldum. Daha 14 yaşındaki bir çocuğun annesinin ve babasının ayrılması ve annesiyle birlikte eski bir eve yerleşmeleri, annesinin yeni evde yemek işlerine girmesi ve bunu becerememesi. Yeni okuldaki büyük sorunlar. Baş karakterimiz Dan'ın yan koşu kızına aşık olması ve ona diyememesi. Aslında çok klasik konular ama olay örgüsü gerçekten de hoşuma gitti. Her satırda kendini daha da meraklandırıyor ve kendisine bağlıyor. Kitabın adı da Dan'in tuttuğu günlüğün içindeki hayallerinden geliyor. Bunları yapmanın çok zor olduğunu düşünüyor çünkü. Kitabı okumak istiyorsanız önyargılarınızı kaldırın. İlk başlarda çok sıkıcı olacaktır. Belki siz de benim gibi anlatım diline takılacaksınız ama bu tarz kitaplar seviyorsanız bunları göze almanız gerekecek. Keyifli okumalar dilerim.
İmkansız HayallerFiona Wood · Sonsuz Kitap · 2016307 okunma
Bir kahramanın acı sonu
Puan vermedi·352 syf.··
2026 10. kitabı
Arap ihanetine uğrayan Teşkilat-ı Mahsusa reisi Süleyman Askerî Bey intihar edecektir. Onun kaleminden ise şu sözler dökülecektir; "Binlerce yıl hür yaşayan bir milletin torunlarıyız. Steplerin kurdu, Arslan'ı, göklerin kartalıyız." Tarih sahnesinde nice kahramanların hikayesini yazılmıştır. Ama Süleyman Askerî Bey'in yeri ayrıdır. Türk ordusunun en şerefli subaylarındandı. Sorumlu olduğu birliği harp alanında bizzat en ön cephede yürüyemez halde ve yaralı olmasına rağmen yönetecek kurmaydı. Süleyman Askerî Bey Edirne askeri okuluna iken orada öğrenim gördüğü süre boyunca Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü ile dost olmuştu. Bu bağlantının ileride Türk teşkilatının gizli yapılanmasına katılmasını sağlayacaktı. Harp akademisinden mezun olup Osmanlı ordusuna Yüzbaşı rütbesi ile katılmıştır. Meşrutiyetin ilan sürecinde ismi çok geçen Süleyman Askeri Bey; Makedonya'da yürütülen çete takibinde kendini göstermiş, Rumeli'de II. Abdülhamit'e karşı olan genç subaylar arasında yer almış, gayet teşkilatçı bir insandı. 2. Abdülhamid'i tahttan indirecek olan harekat ordusuyla İstanbul'a gelen Askeri Bey 4 Eylül 1909 yılında kolağası olmuş ve Bağdat'a jandarmaları organize etmek için gönderilmiştir. Trablusgarp savaşı sırasında işgal teşebbüsü karşısında kılık değiştirerek yakın arkadaşlarıyla beraber Bingazi'ye gelmiş, Enver ve Mustafa Kemal Paşalarla birlikte mücadeleye katılmıştı. II. Balkan Savaşı sonrasında Bulgarlar ile yapılan İstanbul Anlaşması öncesinde Garbî Trakya Hükümeti'nin kurulmasını sağlamıştır. Teşkilât ı Mahsûsa'nın resmen kurulmasından sonra,ilk başkan olarak teşkilatın yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerini düzenlemiştir. Süleyman Askerî'nin kısa ve kariyerinin en önemli evresini 1914-1915 yıllarında Irak'ta yaptığı faaliyetler oluşturmuştur. Süleyman Askerî 3
Süleyman Askerî BeySüleyman Tekir · Kronik Kitap · 0235 okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·160 syf.··
2026 17. kitabı
​Çocuk Kalbimin İlk Muhalefet Şerhi: Ekmekçi Kadın ​Ortaokul yıllarımdı... Hayatın girintili çıkıntılı yollarını, dünyanın o kadar da toz pembe olmadığını henüz tam manasıyla bilmediğim, masum bir çocukluk çağı. İşte o günlerde tanışmıştım Jeanne Fortier ile. Uğradığı o feci iftira, masumiyetinin üzerine vurulan o haksız leke ve adaletin gecikmişliği, çocuk kalbimde derin bir yara açmış, gözlerimi doldurmuştu. Bir insanın suçsuzluğunu haykırmasının ama sesini duyuramamasının ne demek olduğunu ilk o sayfalarda hissetmiş, haksızlığa karşı ilk büyük öfkemi o zaman kuşanmıştım. ​Yıllar geçti... Zaman beni büyüttü, şekillendirdi ve kaderin çok güzel bir tecellisi olarak beni bugün adaletin tam koynuna, bir adliye sarayına fırlattı. Gün boyu tutanaklara adaletin, suçun, beraatın ve hak arayışının kelimelerini geçiriyorum; ekmeğimi adaletin o zorlu çarklarının arasından kazanıyorum. ​Geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, ruhumuz daha o yıllarda kendi patikasını çiziyormuş. Ortaokulda Jeanne’ın adalet mücadelesine ağlayan o küçük kız, bugün adliyede adaletin yazıcısı olmuş. Meğer o dönem ruhuma dokunan, beni böylesine sarsan kitaplar, bugünkü hayatımın ve mesleğimin ilk tohumlarıymış. ​Ekmekçi Kadın, sadece dramatik bir anne hikayesi değil; bir çocuğun vicdan duvarına adalet duygusunun ilk harcını atan, haksızlığa karşı durmayı fısıldayan edebi bir eşiktir. ​Buradan 1000Kitap’taki kıymetli okurlara, özellikle de çevresinde, ailesinde ortaokul çağında (10-14 yaş) genci, çocuğu olan herkese seslenmek istiyorum: ​Çocuklarınıza bu kitabın yaş grubuna uygun (sadeleştirilmiş) versiyonlarını mutlaka okutun. Onların temiz zihinleri adaleti, merhameti, sadakati ve haksızlık karşısında eğilmemeyi bu yaşlarda, bu naif ama güçlü hikayelerle öğrensinler. Bırakın o yaşlarda kalpleri bu
Ekmekçi KadınXavier de Montepin · Sentez Yayınları · 2001384 okunma