İnsan duygularının en yüce olanı şefkattir; saygıyı, gerçekçiliği ve aydınlığı getirir insana. Anlamak, gerçeğe ulaşmak, yani sevmektir; sevmek demek, tanımak ve anlamaktır.
“Başka bir insanın kişiliğinde ve benliğinde hayatı anlamak ve sevebilmek. İşte insanoğlunun hayattaki en büyük görevi, yaratabileceği en büyük mucize budur; insanoğlu sadece bir kişiyi bu kadar yakından tanıyıp sevebilir. Dünyamızda sadece tek komşusu vardır her insanın.”
Duyguların etkisinden koparmaya çalışıyorum kendimi; duygularla değil, aklımızla değerlendirmeliyiz olayları. Merhamet gerekli değil bize, adalet gerekli.
“Eşitliği tanıdığım için eşitsizliği de biliyorum. Sahici olan şeylerde de, gerçek olan şeylerde de eşitsizlik var. Kötülüklerin ilk tohumu insanlığın kaynağında atılıyor, kötülükler insanlıkla beraber başlıyor. Hayatı dengeleyen kanunlar canlılar için yaratılmıştır. İnsanlığın akışı içinde herkes tesadüfen değil, kendi yeteneklerinin değerini ve karşılığını bulabilmeli.”
“Bildiğimizi sandığımız, fakat gerçekte bilmediğimiz, gizliliklerle dolu şeyler var hayatımızda. Mesela ne biliyoruz, ne kadar biliyoruz inandıklarımiz hakkında! Mucizelere inanıyoruz. Kurtulmak için debeleniyor, büyük çaba harcıyoruz. Layık olduğumuz şeyleri göstermek, ispatlamak tutkusu var hepimizde. Her birimiz “ayrıcalık” taşıdığımıza inanıyoruz, bu yüzden hep olağanüstü şeylerin bekleyişi içindeyiz.”
Cesareti güzel bir meyve gibi yüreklerinde saklayanlar da yaşadı yeryüzünde. Gerçeği çekinmeden haykıranlar da yaşadı. Dünyamızı çepçevre kuşatan azgın keşmekeş içinde, el yordamıyla da olsa didinen ve halkların hayatına aydınlık getirmek için çabalayanlar da yaşadı. Henüz bilinmeyen bazı gerçekleri ve daha önemlisi, artık unutulmuş gerçekleri haykırdılar insanlara.
“Kitleleri kandırmak, göz boyamak amacıyla düzenlenen törenlerde büyük yaratıcıların konuştuğu gibi konuşmak, onlardan yana olmak bir kurnazlık, sahte bir alışkanlıktır; yaratıcıları, sonradan daha iyi ve kolay hançerleyebilmek için basit bir politika oyunudur. Gerçeği yüreklerinde bir bayrak gibi taşıyanları kenara çekilmeye, susmaya zorlarlar aslında. Ve onlar, hep horlanan, hep ezilen, hep hakaret edilenlerdir.”