Yavuz Sultan Selim Kimdir Yavuz Sultan Selim kimine göre atının üzerinde peygamber izini süren bir  veli kimilerine göre hasımlarını savaş meydanında perişan eden askeri bir deha kimine göreyse zalim bir sultan Feridun Emecen Yavuz Sultan Selim Yazuz Sultan selim gerekse biyografik hikayesi ile şaşırtıcı bir ilgiye sahiptir bu ilginin şüphesiz pek çok sebebi vardır zira Yavuz sultan selim gerçekleştirdiği faliyet ve giriştiği mücadeleler sonucunda osmanlı devletinin en tartışmalı ismini bize miras bırakmıştır çaldıran savaşı ile başlayan mezhep çatışmaları ile bambaşka bir karaktere sahiptir Yavuz Han maharetli bir kuyumcu edebiyat dilini ustalıkla kullanan Yavuz Han kısa süren saltanat hayatına rağmen osmanlı tarihine saygı duyulan bir isim bırakmıştır biz osmanlı evlatlarına kimilerine göre hayranlık uyandıran Sultan Selimin acımasız kişiliği ise Sultan selime vezir olasın gibi bir bedduanında ortaya çıkmasına sebep olmuştur Yavuz lâkabı ile saygı ile anılan osmanlı sultanı 1.selim 1470 te amasyada dünyaya gelmiştir 1.Beyazıtın oğlu olarak dünyaya gelen Yavuz Hanın annesi dulkadiroğlu bozkurt beyin kızı ayşe hatundur osmanlı belgelerinde adı selimşah diye geçsede sert mizacı ataklığı ve cesareti ile kısa sürede Yavuz olarak tanınır iyi bir tahsil gören osmanlı sultanı ile babası beyazıt özel olarak ilgilenmiş özel hocalar tutarak yetiştirmiştir dedesi fatih han on yaşında onu saraya çağırmış kardeşleri ile birlikte onuda sünnet ettirmiştir Haksız olanlar belini doğrultamazlar Bu çalışma ilginç kişiliği ve kısa saltanatına rağmen kazandığı büyük başarılarıyla osmanlı tarihinde farklı bir yeri bulunan 1.Selimin hayatını ortaya koymak gayesiyle kaleme alınmıştır Feridun Emecen Yavuz Sultan Selim Değerli ve saygıdeğer hanımefendi Garagız bir şiirinde şöyle der
Tarih
Reklam
Şehzade Mustafa
şehzade mustafa babası kanuni sultan süleyman manisa sancak beyiyken 1515 de manisa'da doğmuştur. annesi mahidevran sultandır. 1553 yılında konya ereğli'de babası tarafından boğdurulmuştur. dedesi yavuz sultan selim 1520 de vefatından sonra 5 yaşında istanbul'a gitmiştir. eğitiminde makbul pargalı ibrahim paşa üzerine düşmüş, çok iyi bir eğitim almasını sağlamıştır. 1534 yılında manisa sancak beyi olarak manisa'ya gitmiş, veliaht şehzade olmuştur. lalası mustafa süruri efendi kanuni'ye yolladığı raporunda; 'cihan padişahı babası gibi adil, atası sultan selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası sultan mehmet gibi zeki. devlet-i aliye'nin gördüğü en parlak şehzade' yazmıştır. manisa yönetiminde şehir zenginleşmiş halk şehzadenin yönetimini çok sevmiştir. 1542 yılında kanuni sultan süleyman'ın gönlündeki şehzadesi mehmet'i manisa'ya atamış şehzade mustafa amasya'ya yollamıştır. bu atama ile bile halk ve asker sinirlenmiş, kanuni 'doğu sınırlarının güvenliği için amasyaya atandığı hala daha veliaht şehzade mustafa'dır' fermanını yazmak zorunda kalmıştır. o yıllarda bilim kurulu toplamıştır amasya'da. arkasında güçlü bir halk ve asker desteği olmuştur. bazı riveyetlerde hürrem sultan'ın oyunları ile bazı rivayetlerde padişahın kendisine rakip görmesi sonucu idam edilmiştir. kanuni gençliğinde dedesinin babası tarafından tahtan indirildiğine şahit olmuştur, şehzade mustafa'nın görünüş olarak da dedesi yavuz sultan selim'e benzediği söylenilir. konya'ya geldiğinde amasya'da getirdiği 5 bin askeri vardır. babası kendisine uzak bir yere otoğını kurmasını emreder. daha sonra babasının elini öpmeye ve ordusu ile sefere katılmak için ordugaha gider. rivayet odur ki, bazı yeniçeri ağaları babasının cadırına girmemesi gerektiğini orada kendisini koruyamayacaklarını padişahla
Tarih
19 yüzyılın ikinci yarısında Kürtlerin durumu.
1515 yılında Çaldıran savaşı ve Kürdistan'ın 1 Sultan Selim ile büyük bir etkiye sahip Kürt Mela idris'in yardımıyla Osmanlı ve İran Safa ve imparatorlukları arasında ilk bölüşülmesinden sonra İran doğu sınırlarının güvenliğini sağlamak amacıyla Aras nehrinin kıyılarından mezopotamya'nın Güney uçlarına kadar Türk İran sınırlarının tüm tüm Kürt aşiretleri ile iskan edilmiştir Yunan ve Bizans yazarlar Kürtlerden çok cenkaver ve özgürlük sever bir halk olarak bahsederler nice asırlar boyu ne Yunan Bizans ne Türkmen Selçuk ne de Tatar Moğol istilacıları Kürtlerin bağımsız olma hallerini ortadan kaldıramamışlardı hatta Kürdistan'ın ilk bölünüşünden sonra Türk ve İran merkezi otoriteleri bu bölgelerde o derece zayıf durumda dediler ki Kürt aşiretleri istedikleri zaman Türk İran sınırlarını geçerek diğer ülkenin uyruğu olabilmekteydiler Kürt tarihçi şerefhan bitlis'i şöyle yazmaktadır büyük sultanlar ve yüksek makama sahipleri hiçbir zaman onların Kürtler Kürtlerin ülke ve topraklarına karışmamakta kendilerini sadece onların hediyeleri sadakat ve itaatleri ile sınırlı tutmaktaydılar bu Kürtleri orduya yardımcı muzafferler olarak kullanabilmek için gerekliydi aslında Kürtler bağımsızlıklarını 19 yüzyılın ilk yarısına kadar kurmuşlardır yakın doğunun merkezinde önemli bir konuma sahip bulunan Kürdistan çok eski zamanlardan beri Avrupa ve Asya arasındaki kara yolu ticaretinin önemli bir kavşağı olmuştur bu aynı zamanda Kürdistan'ın büyük siyasi ve stratejik önemini de göstermektedir Avrupa devletleri tarafından doğuya yönelik sömürge politikasının hızlandırıldığı dönem olan 19 yüzyılda Kürdistan'ın da önemli hızlı bir artış göstermiştir eski ve orta çağ dönemlerinde Ermenistan ile birlikte şiddettiği askeri çarpışmalarını ararsa haline gelen Türkmen Selçuklu ve Tatar Moğol
1000Kitap
Veda
Ey Hünkarım, ey canum babam, bilin ki bu satırları okuduğunuza göre; siz kendi kalbinizi söküp attınız, ben ise bu yalan dünyadan göçüp gittim, bilin ki masum bir cana kıydınız… -Şehzade Mustafa (6 Ağustos 1515-6 Ekim 1553) (Temsili)
Osmanlıda matbaanın gecikmesi, cahilliğin sonuçları
Osmanlı İmparatorluğu'nda matbaanın gecikmeli olarak gelmesi—Avrupa'da yaklaşık 1450'de icat edildikten sonra Arapça veya Osmanlı Türkçesi alfabesindeki eserler için neredeyse üç yüzyıl gecikmeyle—kitap kıtlığına yol açmış ve bilginin yayılmasını sınırlamıştır. Bu tıkanıklık, genellikle imparatorluğun Avrupa'ya göre göreceli durgunluğunun ana faktörlerinden biri olarak gösterilir; Avrupa'da matbaa Rönesans, Reform, Bilim Devrimi ve Aydınlanma dönemlerinde hızlı ilerlemeleri tetiklemiştir. Bazı tarihçiler resmi bir "yasak"ın kapsamını tartışsa da—kültürel ve ekonomik dirençler yerine—ve daha geniş faktörlerin (örneğin coğrafya, Avrupa içindeki çatışmaların yeniliği teşvik etmesi veya 12. yüzyıldan itibaren İslam bilimindeki önceden var olan gerilemeler) daha büyük roller oynadığını savunsa da, gecikme şüphesiz fikirlerin, okuryazarlığın ve teknik uzmanlığın kitlesel üretimini ve yayılmasını engellemiştir. Aşağıda, belirli alanlardaki gecikmelere nasıl katkıda bulunduğunu, tarihsel analizlere dayanarak özetliyorum. ### Askeri Gecikme Matbaa, Avrupalılara askeri kılavuzlar, haritalar, taktik incelemeler ve mühendislik metinlerini kitlesel üretme imkanı vererek eğitimi standartlaştırdı ve silahlarda, tahkimatlarda ve stratejilerde yenilikleri hızlandırdı. Buna karşılık, Osmanlı İmparatorluğu'nun el yazması nüshalara—pahalı, zaman alıcı ve miktarı sınırlı—bağımlılığı, askeri bilginin güncellenmesini ve dağıtımını yavaşlattı. Örneğin, 18. yüzyılın sonlarında Napolyon yönetimindeki Fransa gibi Avrupa güçleri, 1798 Mısır seferinde propaganda ve lojistik malzemeleri basılı olarak dağıtabilirken, Napolyon bölgeye ilk kez Arapça matbaa getirmiştir. Osmanlılar, dini âlimlerin otoritesini ve kâtiplerin geçimini korumak için baskıyı kısıtladıklarından, top ve deniz taktiklerindeki
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam