Puan vermedi·80 syf.··
2026 29. kitabı
erasmus, barışçıl perspektifler uluslararası hukukun görüş alanına girmeden önce modern savaş eleştirisinin temellerini attı. kuzey avrupa rönesans’ının bu büyük ustası, savaşı yalnızca dinsel nedenlerle değil aynı zamanda rasyonel karşısavlarla da belirgin şekilde kınadı. modern düşünce tarihinde barış elçisi olarak anılabilecek biri varsa, bu şeref öncelikle erasmus’a aittir. tatlı gelir yaşamayana savaş, modern avrupa’nın savaş karşıtı ilk metnidir. 1515 tarihli bu deneme, savaşa aşina olmayanları ve bu uğurda her türlü riski almaya hazır olanları uyarır. cicero’dan bu yana tartışılagelen adil savaş fikrini reddeden ve devletlerarası anlaşmazlıklarda tarafsız yargılayan bir merci bulmanın mümkün olmadığını belirten erasmus, barışı her şeyden önce varoluşsal bir zorunluluk olarak ortaya koyar.
Tatlı Gelir Yaşamayana SavaşDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 20201,157 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 235. kitabı
AVRUPANIN BARBARLIĞINI ÇOK GÜZEL ANLATMIŞ.. BATI KATİLLER SÜRÜSÜDÜR DÜN BUGÜN DE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK KATİL AMERİKA VE BATI KÖKENLERİNİ BURADA ÇOK GÜZEL GÖRÜYORUZ ''Bartoloméo de las Casas, uluslararası hukuku ve insan haklarını savunan; köleciliğe karşı çıkan ilk Avrupalıdır. İspanyollar gelmeden önce bazı kaynaklara göre 50, bazılarına göre 30 milyon olan yerli nüfus 40 yıl sonra 4 milyona düştü. Yerlilerin yarısının Avrupa'dan gelen bulaşıcı hastalıklar nedeniyle ölmüş olduğu kabul edilse bile, ortaya çok korkunç bir katliam tablosu çıkmaktadır. Yüzlerce yıl önce yaşananları Bartoloméo de las Casas'ın eserlerinden öğreniyoruz. 1512'de Yeni Dünya'ya atanan ilk papaz oldu. Küba Adası'nın katliamlarla fethedilişine tanıklık etti. İspanyol işgaline karşı direnen yerlilerin önderi Şef Hatuey'in diri diri yakılışını engelleyemedi. 1515'te İspanya'ya dönerek yerlilere yapılan eziyetleri anlattı. 1516'da yerlilere yapılan muameleyi soruşturacak bir komisyonun üyesi olarak Amerika'ya döndü. Bazı yerli dillerini öğrenen Casas, yerlilerin kendilerine 'çirkin ihtiraslara sahip ve bireysel çıkar peşinde koşan' krallar seçmediklerini, kıtlık yıllarında dayanışma ağı kurarak ihtiyat olarak ayırdıkları tahılı paylaştıklarını, yoksul, dul ve yetimlere her zaman ihtiyaçları kadar yardımda bulunduklarını, yaptıkları yüzlerce millik yolların Romalılarınkinden daha kullanışlı olduğunu, birçok alanda Asurlulardan ve Babillilerden daha ileri olduklarını açıklayıp gözler önüne sererek İspanyol sömürgecilerinin aslında gelişmiş uygarlıkları yok ettiğini kanıtladı. ''
Kitap Alıntısı
Yerlilerin GözyaşlarıBartolomé de Las Casas · İmge Kitabevi · 2020885 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·182 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
CADI ~ HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR İçerik; Türk edebiyatı klasiği Gotik kurgu Eski eşin hayaleti Yeni eşlerin trajedisi Sırlar, gizemler, tuhaf olaylar Felsefe, kara mizah 182 sayfa Merhaba dostlar… Muhteşem bir kitapla geldim. Çoğu yerde kahkaha atmaktan okuyamadım satırları.Aşırı eğlenceli, trajikomik, alt metinleri olan bir kitaptı.Öyle taşı tam gediğine koyan bir yazar ki #hüseyinrahmigürpınar . Kalemini çok özlemişim.Çok iyi geldi bu hikaye.Türk edebiyatına giriş yapmak isteyenler mutlaka Gürpınar’dan başlamalı.İnanın edebiyatın tadını daha ilk satırlarda hissedecek, verilen mesajlar ve kurgu ile eğlenerek edebi şölene tanıklık edeceksiniz. Fikriye Hanım yakın zamanda eşini kaybetmiş dayısının evinde sığınmış genç bir duldur.Fakat yengesi bu iki yeni boğazdan kurtulmak için kadını evlendirmekte kararlıdır.Kör olsun topal olsun ama yeter ki olsun.Fikriye Hanım kabul etmez talipleri ama gün gelir ısrardan usanır ve Naşit Nefi Bey adında bir efendinin izdivacını kabul eder.Tam nikah kıyılacakken eski bir aile dostu Fikriye’yi uyarmaya gelir.Evleneceği adamın ölen ilk eşinin bir cadı olduğunu, yalıya dadandığını, adam evlendikçe diğer eşleri korkutup kacirdiginı ve hatta birini boğarak öldurdugunü söyler. Bunun gerçekliğini öğrenmek için adamdan boşanan eski eşlerden Şükriye Hanim’ın kapısı çalınır. Duydukları karşısında şaşkına dönen ev halkı gerçek ile hayal ürününü sorgularken, Şükriye Hanım onlara çok sağlam deliller sunar… Peki bu evlilik gerçekleşecek midir? Kurgu çok sağlam.Karakterler ve dialoglar oldukça iyi. Şükriye’nin babası ve Reis’in arasında ki tez-antitez şeklinde ilerleyen felsefik konuşma aşırı iyiydi.Zaten baştan sonra edebiyata doyuyor insan.Kelimelerin naifligi, iletişimdeki saygı beni mest etti. Sonunu güzel bağladı yazar.Akıllara zarar konunun
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Çelişkilerle dolu Ütopya
5/10
·128 syf.··
2024 77. kitabı
Dikkat tamamen spoiler içerir. Spoiler takıntısı olan varsa bu inceleme yazısını okumasın. Toplumsal ilişkiler, devlet, adalet vb konularda değişik fikirler edinmek isteyen kişiler okuyabilirler. Fakat çelişkilerle dolu bir kitap. Eğer her cümleyi daha önceki cümlelerden bağımsız olarak okursanız sorun yok. Yazmaya bile üşeniyorum. Daha önce kitap hakkında kendime yazdıklarımı ekleyeyim. Kitapta anlatılan Ütopya devletine bakıldığında sosyalist teokratik bir yapı görülüyor. Buna rağmen sürekli cumhuriyet vurgusu yapılıyor. En beğendiğim tarafı, yasalarla ilgili kısmıydı. Yasa sayısı çok az olup, avukatlara ihtiyaç duyulmayacak bir adalet sistemi anlatılmış. Eflatun'un devletinden şairleri kovması gibi More da avukatları kovmuş devletinden. Çok fazla sayıda çelişki var başta da dediğim gibi. Bazılarını şöyle dile getirebilirim. Mesela savaşı sadece kendilerini ve dostlarını savunmak için gerekli gören, herkesin inancı kendine diyen Ütopyalılar, nedense kendilerine anlatılan, Hristiyanların dinlerini yaymak için yaptıkları savaşları dinleyince hevesle Hristiyan oluyorlar, hepsi değil tabi fakat çoğunluğu. Süslü püslü elbiseler giyenlerle alay eden ütopyalıların ülkesi ütopyada nedense rahipler süslü püslü giyiniyor. Kimsenin inancına karışılmayan ütopyada nedense ahirete inanmamak aşağılanmayı gerektiren birşey oluyor. Kimsenin suç işlemediği fakat tek tük de olsa suç işlenen ütopyada eğer suç kutsal rahiplerden biri tarafından işlenirse ona hiçbir ceza verilmiyor. Çünkü hem Tanrı’ya adanmış olan kutsal bir varlığa hiçbir ölümlünün eli dokunamazmış hem de rahiplerin sayısı devletin güvenliğini tehlikeye atacak kadar çok değilmiş. Bu bile kendi içinde çelişkili. Tanrı’ya adanmış kutsal bir varlık nasıl suç işleyebiliyor? Ayrıca devletin güvenliği, insanlar arasında
Kitap Alıntısı
ÜtopyaThomas More · Oscar Yayınları · 024,6bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
Herkese Merhaba Tarih kitaplarını ara ara okumaya çalışıyorum. Bildiğimiz tarihi sahsiyetlerin yanında ismi bilinmeyen şahsiyetleri de okumamız ve ders çıkarmamız gerektiğine inanıyorum. Bu kez okuduğum kitap Dulkadiroğulları'nın son hükümdarı Alaüddevle Bozkurt Bey'i anlatıyor. Yavuz Sultan Selim'in dedesi olan Alaüddevle Bozkurt Bey ismi tarih kitaplarında isim olarak geçer bu kitap ise onun hakkında yazılmış ilk kitap diyebilirim. Kitabın sonundaki 10 sayfalık kaynak ayrıntılı bir araştırma sonucunda yazıldığını gösteriyor. Alaüddevle Bozkurt Bey kim derseniz biraz bilgi vereyim. Dulkadir Beyligi'nin son hükümdarı olan Alaüddevle Bozkurt Bey 1479-1515 yılları arasında hüküm sürmüştür. Döneminde yasanan siyasi ve askeri olaylar nedeniyle Osmanlı - Safevi ve Memlûkler üçlü kıskacında yürüttüğü denge siyasetiyle beyliği 36 yıl yönetmiştir. Yaptığı anlaşmalar kimi zaman istediği gibi sonuclanmasa da dönemin sartlarina bakıldığında zeki biri olduğunu gösteriyor. Her yöneticinin yanlışları olduğu gibi onun da olmuş ama sartlar göze alındığında kime göre yanlış kime göre doğru okuyunca sizler karar vereceksiniz.
Bozkurt BeyTarkan Suçıkar · Efsus Yayınları · 20237 okunma
Düşmanlarınızı sevin.
Puan vermedi
Bir insan portresi getirin gözünüzün önüne 1515 yılından bu yana geçen yaklaşık 500 yılda ne değişti Erasmus? Tatlı Gelir Yaşamayana Savaş. Erasmus'tan Yazgı'ya,, kalemimiz bugünün eleştirisi, yarının geleceği, dünün getirilerini barındırıyor içinde. (4 bölümden oluşan öznel bir inceleme kaynaklar incilden alınacaktır.) "Acemi erin savaş istemesine pek itibar etmeyin; çünkü savaş, onu yaşamamış olanlara tatlı gelir." İnsanlığın savaşı o dönemin mızrağı şimdilerin teknolojisi. O dönemin yoksulluğu şimdiki cahiliyet. (Cahiliye devrine değinmek için kullandım bu kelimeyi.) Teke tek karşılaştırmalar bir yana kalemimi dini eleştiriler ve cahil insanlar için sivrilttim. Her bir kelimem cani bir ima, dini övgülerin yergisi, gerçeklerin tokadı olacak. Tüm bu vahşi iç güdülerine bağlı insanların -soylu sayılan kralların- bile en aşağılık acılara layık olduğunu pekâlâ hepimiz biliyoruz. İlk bölüm Erasmus'un tecrübelerin ve kararların insanlığı ne yönden etkilediği hakkındaydı verdiği örnek toy bir gencin ve bilgin bir yaşlının zıtlığından doğan sonuçlar üzerinedir. Gözüpek kararlı bir gencin deli akan kanıyla aldığı kararlar belki bir halkın belki bir hükümdarlığın sonunu getirmeyeceği ne mâlumdu işte tam burada devreye giriyor çatışma. Erasmus kitapta yaşlı ve tecrübeli insanların karar vermekteki sakıncaları yüzünden korkak oldukları algısına değinmiştir. Bu korku oldukça yerinde, bilinmeyenden korkar insan. Kimse sonunu bilmediği bir karanlığa bile isteye yürümek istemez. Bir savaşta kazanan olmaz, yoktur onca can kaybı ve her iki tarafı da ciddi zararlara uğratır. Mecburiyet (Stefan Zweig) eseri savaş zorunluluğunu anlatır. "Nasıl bir mecburiyet onu da benim gibi sıcak yatağından sabahın ışığına çıkardı acaba? Bana mı geliyor, benden ne istiyor?" Gelen
Tatlı Gelir Yaşamayana SavaşDesiderius Erasmus · Can Yayınları · 20201,157 okunma