Allah Teâlâ Kullarına Nasıl Seslenir?
Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil Aleyhisselâm’a: “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail Aleyhisselâm onu sever ve sonra gök halkına: “- Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz!”, diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır. Allah Teâlâ bir kula buğzettiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm’a: “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrail Aleyhisselâm da onu sevmez. Sonra Cebrâil Aleyhisselâm gök halkına: “- Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin!”, der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır. (Müslim, Birr 157) Allah Teâlâ dürüst olanları, dürüstlüğü şiar edinenleri sever. Allah Teâlâ, yaptığı yanlışların farkına vararak yanlışlarından tövbe edenleri sever. Allah Teâlâ kötülükten, haksızlıktan sakınanları sever. Allah Teâlâ güzel davranışta bulunanları ve güzel davranışlara öncülük edenleri sever. Allah Teâlâ kulunu ne ile sınar? "Allah Teâlâ bir kulunu sevdiği zaman, onu sıkıntılara sokar ki yalvarıp yakarmasını dinlesin.” Bu hadislerin manası açıktır. Allah Teâlâ kullarının kendisine yalvarmasını istiyor. Allah Teâlâ bir kuluna neden sıkıntı verir? Yüce Allah, “Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir” (Şura, 30) buyurur. "Allah Teâlâ bir kulunu sevdiği zaman, onu sıkıntılara sokar ki yalvarıp yakarmasını dinlesin.” manasındaki hadisi Deylemi rivayet etmiştir. (bk. Kenzu’l-Ummal, 3/325) Bu hadislerin manası açıktır. Allah Teâlâ kullarının kendisine yalvarmasını istiyor. “De ki: Duanız olmazsa Rabbim size ne diye değer versin ki!.."(Furkan, 25/77)
Hayat ve İnsan
Hadis
Musa ve Ölüm Meleği أُرْسِلَ مَلَكُ الْمَوْتِ إِلَى مُوسَى عَلَيْهِ السَّلاَمُ، فَلَمَّا جَاءَهُ لَطَمَهُ فَفَقَأَ عَيْنَهُ، فَرَجَعَ إِلَى رَبِّهِ فَقَالَ: أَرْسَلْتَنِي إِلَى عَبْدٍ لاَ يُرِيدُ الْمَوْتَ. فَقَالَ اللَّهُ لَهُ: ارْجِعْ إِلَيْهِ، فَقُلْ لَهُ: يَضَعُ يَدَهُ عَلَى مَتْنِ ثَوْرٍ، فَلَهُ بِكُلِّ مَا غَطَّتْ يَدُهُ بِكُلِّ شَعْرَةٍ سَنَةٌ. قَالَ: أَيْ رَبِّ، ثُمَّ مَاهُ؟ قَالَ: ثُمَّ الْمَوْتُ. قَالَ: فَالآنَ. Ölüm meleği, Musa (a.s.)’a gönderildi. Melek yanına gelince Musa ona bir tokat attı ve gözünü çıkardı. Melek Rabbine dönerek: 'Beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin' dedi. Allah, meleğin gözünü iade eder ve Musa (a.s.)'a şöyle demesini buyurur: "Elini bir öküzün sırtına koy. Elinin altındaki her bir kıl karşılığında sana bir yıl ömür verilecektir." Musa (a.s.) sordu: "Peki ya sonra ne olacak?" Allah buyurdu: "Sonra yine ölüm var." Bunun üzerine Musa (a.s.): "Öyleyse şimdi olsun (o zaman daha fazla beklemeye gerek yok)" dedi. Buhârî, Cenâiz 69; Müslim, Fezâil 157
Reklam
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Yanlış anlamazsınız sanırım. Kuran'ı okuma, anlama ve yaşama üzerine ben de onca yazı yazdım. Hatta bu kitabı nasıl okuduğumu size en son dün de gösterdim. Ancak bu yönde tavsiye ve uyarılar yapan arkadaşlar bazen işin ayarını tutturamayıp tadını kaçırabiliyorlar Şöyle ki; Kuran-ı Kerim orijinal Allah kelamıdır. Namazda da bu yüzden kısa da olsa okumak (orijinalini) farzdır. Bir kutsallığı vardır. Peygamberimiz de aynı lafız ile zikretmiş, cebrailden aynı lafız ile dinlemiştir. Allah'ın kullarına hitabıdır. Meal/yorum değişebilir ama o asla değişmez. Biliyorsak hemen hergün fırsat buldukça okumalı, bilmiyorsak ezberimizde olanı zikretmeli veya dinlemeliyiz. Ben İsmail COŞAR'ın Bakara 152-157 kıraatını çok severim ve tavsiye ederim mesela. Çoğunuzun muhakkak anlamını da bildiğinizi düşündüğüm bu pasaj çok etkileyici ve huzur vericidir. ***** Kuran'ı Kerim’in ne anlatmak istediğine yönelinmesini salık veren arkadaşlar, işi orijinalinin okunmasının gereksizliğine, boş iş oluşuna kadar vardırıp maalesef nerdeyse İslam karşıtlarının alaycı söylemlerini andırır yerlere getirebiliyorlar. Bu hususta da sizlere katılmıyorum. Bu da böyle biline! METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 36
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Yanlış anlamazsınız sanırım. Kuran'ı okuma, anlama ve yaşama üzerine ben de onca yazı yazdım. Hatta bu kitabı nasıl okuduğumu size en son dün de gösterdim. Ancak bu yönde tavsiye ve uyarılar yapan arkadaşlar bazen işin ayarını tutturamayıp tadını kaçırabiliyorlar Şöyle ki; Kuran-ı Kerim orijinal Allah kelamıdır. Namazda da bu yüzden kısa da olsa okumak (orijinalini) farzdır. Bir kutsallığı vardır. Peygamberimiz de aynı lafız ile zikretmiş, cebrailden aynı lafız ile dinlemiştir. Allah'ın kullarına hitabıdır. Meal/yorum değişebilir ama o asla değişmez. Biliyorsak hemen hergün fırsat buldukça okumalı, bilmiyorsak ezberimizde olanı zikretmeli veya dinlemeliyiz. Ben İsmail COŞAR'ın Bakara 152-157 kıraatını çok severim ve tavsiye ederim mesela. Çoğunuzun muhakkak anlamını da bildiğinizi düşündüğüm bu pasaj çok etkileyici ve huzur vericidir. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 37
HK
Döngünün son evresine geldik Hac Hac'da Arafat Arafat'ta Vakfe Ne demek "hacc" Ne demek "arafat" Ne demek "vakfe" Neden "vakfe"... Ramazan Kuran Ayı idi "Ehlel Kura" olanlar her bir "karye" den "kuran" larına ulaşmış bir şekilde "ümmel kura" ya gelirler Neden "ummel kura" ya gelinir Ne demek "ummel kura" İşlenmesi gerekip hiç konuşulmayan terkîb "ümmel kura" Fransız rönesansı kendi kuranlarının haccını olimpiyatlar ile yapıyor tüm dünya da buna iştirak ediyor Ne alakası var denebilir Ben yazdım Bir gün bilinir ne alakası var ... Evet Ümmel Kura ne demek? "Ümmel kura" terkibini "mekke" diye çevirdiğimizde... birilerinin "islam arap dinidir" sözüne zemin hazırlamış oluruz... meallerde tefsirlerde verilen anlam "mekke" anlamı... Vahyin Kuranı/diyalektiği bütünlüğünde bir anlamlandırma yapılmıyor maalesef Hatırlayalım Hindistan baş fitnecisi Mudi Israil baba vatandır Hindistan ana vatandır demişti
1000Kitap
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 📗Müşrikler önceleri şöyle deyip duruyorlardı: 167 “Öncekilerin kitapları gibi bizim de elimizde bir kitap olsaydı” 168 “Hiç şüphesiz biz de, Allah’ın ihlâsa erdirdiği kullarından olurduk.” 169 Ne var ki, kendilerine Kur’an gelince onu inkâr ettiler. Fakat inkârlarının cezasız kalmayacağını yakında görecekler. 170 #Tefsir: 📖 📖 Resûlullah (s.a.s.)’in bi’setinden önce müşrikler, Ehl-i kitaba nazaran dini hususlardaki bilgisizlikleri sebebiyle ayıplandıklarında, bir bahane olarak “Bize de Allah’ın emir ve yasaklarını açıklayan bir peygamber, bir kitap gelseydi, biz de inanır ve ihlaslı kullar olurduk” gibi temennîlerde bulunurlardı. (bk En‘âm 6/156-157; Fâtır 35/42) Ancak bunlar samimiyetten uzak temennîlerdi. Çünkü Allah Teâlâ onlara Peygamberler Şâhı’nı ve kitapların en mükemmelini gönderdiği halde onları inkâr ettiler. Elbette böyle büyük bir nimete nankörlüğün cezası da ağır olacak ve başlarına neyin geleceğini yakında bileceklerdir.
Reklam
Reklam