Acaba bu köy kendisine mezar mı olacaktı? Vurulursa, neresinden vurulacaktı? Ölümü nasıl olacaktı? Ölüm gelirken nasıl gelecekti, bir karanlık mıydı ölüm, nasıl bir karanlıktı? Uyku gibi mi? Çok mu sızlardı ölüm yarası?
Bazı bazı ölürcesine korkuyor, ölümü, boşluğu ta yüreğinin başmda duyuyor, titriyor, bedeni tepeden tırnağa bir ölümle ürperiyordu. Kendi kendini çoktan ölüme mahkum etmişti ama, ölümün nasıl geleceğini bir türlü kestiremiyor, dehşet de merak ediyordu.
Yakalanmayacak, candarmanm eline geçmeyecek, hapisa- neye girmeyecek, yargıç önüne çıkmayacaktı. Candarmayı, mahpusaneyi, yargıcı ona Hatçe anlatmıştı. Hatçe onları anla tırken, "Ölüme bin kere kurban olayım Memed," diyordu.
Memed bazı bazı bir öfkenin hışmıyla silkiniyor, "Dövüşerek öleceğim," diye bağırıyordu.