Nejla Türker

Nejla Türker
@1605n
“İnsan, kendini beğenmeden yaşayamaz. Kendini beğe-nirse, diğer insanlar onun hayatını cehenneme çevirmeye çalışırlar. Bunun için, insan, hem kendini beğenmeli hem de beğenmemelidir.
Reklam

Nejla Türker

, bir kitap okudu
Puan vermedi·324 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 18:28
·
2026 13. kitabı
Zülfü Livaneli
8.4/10 · 15,5bin okunma
"Duydunuz mu Arna­ vutluk kilisesinde de artık Arnavutça dua ediliyormuş. Oysa bir süre önce patrik 'Arnavutça yapılan duayı tanrı anlamaz' diyordu. Ne salakça bir şey. Tanrı sanki tek dil biliyor. " Saffet "İyi ama biz de Arapça dua etmiyor muyuz? " diye lafa girdi. "Demek ki Allah Türkçe de anlamıyor. " Nihat "Haşa, haşa !" dedi gülerek. "Ama haklısın. İnsan kısmı kendisini göremiyor.
Padişah Abit'e baktı, "Doktor Bey ben bu çocuğu çok zayıf görüyorum," dedi. "Acaba bira mı içirsek? " Doktor kulaklarına inanamadı. "Aman," dedi, "küçücük çocuğa bira verilir mi hiç ? " "Ama çok zayıf," dedi babası, "bira kuvvetlendirir. " Doktor "O zaman bira mayası verelim bari," dedi. "Hem aynı etkiyi yapar hem de içki değildir." İstanbul'daki ilk bira fabrikası onun saltanatı sırasında ve özel izniyle Bomonti kardeşler tarafından, Selanik'te ise Alatini kardeşler tarafından kurulmuştu. Döneminde bu fab­ rikalara izin veren padişah olarak, birçok kişi gibi o da bu içkinin bedeni güçlendirici etkisi olduğuna inanırdı. Doktor, bugünün tarihini hiç unutmamak için hemen kayda geçirmek istedi. Ne de olsa İslam halifelerinin çocuğu­ na bira içirmek istediği günlere pek sık rastlanmazdı.
(Gizli notlar: Hüznüm daha da arttı, çünkü artık evla­ dım gibi sevmeye başladığım o iyi Kumandan İstanbul' a tayin edildi. Benim için ne büyük bir kayıp! Hayatımla ilgili ga­ rantilerin en önemlisi yok artık burada. Bana vedaya geldi­ ğinde içinde bulunduğu ruh hali ve üzüntüsü güzel çehresine yansımıştı. "Her ne kadar siyasi olarak muhalif bulunsam da Zat-ı Şahane ve ailelerine yapılan bu muameleyi hazmedemi­ yorum, " diyerek asil karakterini bir kez daha ortaya koydu. "Üzülmeyin, " dedim, "Allah ne takdir ettiyse o. Bu köşkte birlikte geçirdiğimiz günler ve sohbetlerimiz benim en kıymet­ li hatıralarım arasında yer alacak. İtiraf etmeliyim ki bana karşı ayaklanmış olan Genç Osmanlıların aslında ne istedi­ ğini ilk defa sizden öğrenme imkanı buldum. Ne acıdır ki siz beni anlayamamışsınız, ben de sizi. Yazık olmuş, " dedim. O da sesi titreyerek "Hakk-ı aliniz var hünkar hazretleri, " dedi, "olan memlekete oldu. " Sonra yerden temenna selamı vere­ rek geri geri yürüyüp gitti. Şimdi o zalim Doktor'la baş başa kaldık. Kumandan bana karşı ne kadar saygılı ve teselli edi­ ciyse, Doktor da o kadar nefret ediyor. Allah için görevini tam yapıyor, bir şey diyemem, günahını alamam ama o soğukluk, ara sıra gözlerine yerleşen o intikam dolu bakış, bana olan nefretini açıkça ortaya koyuyor.
Reklam