Bundan önceki son üç kitapta Pala'yı çok eleştirmiş ve edebiyatımız adına üzülmüştüm. İskender Pala kaleminin eski lezzetine yeniden erişmenin mutluluğunu yaşadım bu kitapta. Kesinlikle tavsiye olunur.
*Bu inceleme ağır ironi içerir!
Şimdi sizlere lanet bir kitap inceleme yazısı yazacağım. Ben zaten hep lanet kitaplara salakça incelemeler yaparım. Gerçekten yani. Neyse... Salak konumuza dönelim. Dönmesek hoşuma giderdi, giderdi yani ama biz yine de felaket sıkılma ihtimalime karşın dönelim.
Kitap 17 yaşında Holden isimli bir veletin okuldan kovulması ve bu aptal falan da olmayan çok bilmişin eve dönüş sürecinde geçen salakça olayları anlatıyor. Anlatmasa iyiydi , iyiydi yani ama neysee...
Şunları yazarken bile sinirim bozuldu. Birkaç normal cümle kurup dusuncelerimi paylaşmış olayım. Bu kadar popüler ancak puanlaması ve eleştirileri bu kadar olumsuz bir kitabı okuyup okumamakta kararsız kaldım ama en sonunda bana Twix reklamını hatırlatan bir düşünceyle "dene ve tarafını seç" dedim, demez olaydım. Birkaç saatimi gereksiz bir ergenin gereksiz çene calışlarına kelimenin tam anlamıyla heba ettim. Ben yandım sizler yanmayın der, saygılar sunarım :)
Fuat Sevimay'ın Aynalı'sını edebi açıdan ne kadar klişe bulduysam Gör Bağır'ını da hikayecilik açısından bir o kadar yeni bir soluk olarak değerlendiriyorum.
Gör BağırFuat Sevimay · İthaki Yayınları · 2021402 okunma
"Bazen bir anlatı o kadar gerçek dışı gelir ki onun gerçek olduğuna sırf bu nedenle inanırsınız."
Henri Charriere'in başından geçenler, atıldığı maceralar öylesine inanılması güç şeyler ki okurken sık sık "yok artık, o kadar da değil, hadi canım" demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Kitap inanılmaz ilgi çekici ve akıcı ama gereğinden fazla uzun olduğunu düşünüyorum. Ancak kitabımızın müellifinin bir yazar değil olayların baş kahramanı olan bir mahkum olduğunu gözönüne alınca "o kadar kusur kadı kızında da olur" deyip kitabı şiddetle tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
Sanırım yazıldığı dönemin çok uzağında (aslında sayı olarak çok değil ama yaşananlara bakınca bayağı çok geliyor insana) bir zamanda okumam nedeniyle begenemedim pek. Kurgusunu bile çözemedim desem yeridir. Kısacık bir kitap olmasına rağmen ağdalı dili yordu beni. Çok hoşuma giden yerler olmadı değil ancak bütün olarak bakınca içine giremediğim ilk Tarık Tufan kitabı oldu.