Basık
suratı asık
evler
Köstebek yolu sokakların üstünde
vermiş kafa kafaya.
Cin gözlü
güvercin gözlü
abani sarıklılar.
dükkanlara bağdaşmış.
Yarık
tabanı çarıklılar önlerinde.
Yarma
bir jandarma
tarlada zina eden
bir çifti sürür.
Kahvede
piri mugan dede
sulanırken çırağa
"Lahavle velâ" çekip derin derin
bu geçenlerin
suratına tükürür.
«Sadece köyü düşünmek olmaz, şehirde ezilen insanları da incelemen gerekir.Onları da bütün toplumsal ve ruhsal durumlarıyla yazabilmek için yaşamlarını iyice bilmen gerekir. Bunun için de onların yaşamlarına karışmak zorunluğu
vardır...»
"Eğer bütün köylülerin,emekçilerin sevdiği ,yararlandığı bir ozan olacaksan,ayağını toprağa basacaksın.Köylülerin ,emekçilerin yaşamına bakacaksın.Onların dertlerini anlatacaksın.Neler çekiyor insanlar bir lokma ekmek için ,nasıl alın terinin karşılığını alamıyor ,bin çalıda asılı kalıyor hakları; dikkatle bakacaksın; konularını onların yaşamından alacaksın.Daha böylesi yeteri kadar yazılmadı; ama yazılanları okuyacaksın. Dergileri izleyeceksin.Okumadan şiir yazılmaz mı? Senin şimdiye kadar yazdığın gibi yazılır. Bunlara kötü demiyorum. İyi değil.Havacıva dedim; yaşamın gerçekleri yok içinde Bir emekçi çocuğu olduğun halde,onların hiç bir sorunu yok.Aşkı ,öfkesi ,özlemi yok.Oysa ne büyük bir dünyadır o! Şiirlerinle bir anlatabilsen!..."
"Bir de konusu köyde geçen kitaplardan salık vereceğim sana. Bildiğime göre, sen bir köylü çocuğusun. Ama epeydir ailenle birlikte şehirde oturuyorsun. Baban annen sağlık emekçisi olarak hastanede çalışıyor. Senin gibi bir emekçi çocuğu, nasıl olur da emekçilerin, köylülerin hiçbir sorununa değinmeden, kendi yaşamına hiç bakmadan, havadan civadan şiirler yazar? Yok baharı özlemiş de, bayrağının rengi almış da... Al tabii; güzel bayrak tabii; vatan için öleceksin; ama sonra? Sonra ne olacak? Deden de, babanın amcası da öldü vatan için; sonra? Sonrası bugün? Şiirlerin güzel ama, havacıva!"