«Türkiye'den güzel ülke var mıdır dünyada Durmuş abi?»
Savurup sigarasını, «Yoktur köylüm!»
«En güçlü ulus da Türk ulusudur değil mi?»
«Ne hususta?»
«Her hususta canım...»
«Valla... Güreşte desen "belki" diyebilirdim, onda da geçtiler bizi; sondan birinci geliyoruz!»
«Güreşe bakma! Öteki hususlarda...»
«Hangi hususlarda mesela?»
«Mesela savaşta!..»
«Neremiz güçlü savaşta?»
«Her yanımız! Biz dünyada her ulusu yeneriz!..»
Gülüyor Karataşîı şoför Durmuş.
«Bir Türk dünyaya bedeldir, ne gülüyorsun?»
«Savaşta güçlü olmak için sanayide güçlü olmalı...»
«Güçlü değil miyiz sanayide?»
«Nasıl güçlü? Baksana, şu kamyon İngiliz, gelen İtalyan, giden otomobil Amerikan, gelen jeep Amerikan, gelen minibüs Alman! Hepsi böyle Alman,
İtalyan, İngiliz, Amerikan... Nazilli'de bir basma fabrikası var, onu da Sovyetler Birliği kurdu Atatürk sağken. Şu gelen traktör de Amerikan; bak dingilli...»
«Biz istesek Yunanistan'ı alamaz mıyız?»
Güldü Durmuş, «Bilmem!»
«Avrupa'yı alamaz mıyız?»
«Bilmem...»
«Yenemez miyiz Sovyetler'i filan?»
«Bilmem...»
«Beni kızdırmak için böyle diyorsun!..»
«Niçin kızdırayım? Sen okulda okudun, ama yapmadın askerlik! Görmedin büyük şehirleri, büyük fabrikaları, araçları. Biz, gerekirse yurdumuzu savunabiliriz
kahramanca. Ama ötesine aklım ermez. Dünyada çok ulus var, Sovyetler filan çok ilerledi! Biz...»
«Biz de geri kaldık öyle mi?»
«Geri, yoksul, hem de cahil...»
«Padişahlar yüzünden değil mi?..»
«Siyasete aklım ermiyor köylüm! Yalnız, çok düşmanımız var dışarda, içerde; her biri ötekinden baskın...»