Bakara Suresi
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah'a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. ﴾177﴿
*“İyilik Allah rızası için, karşılık beklemeden yapılır; evet ama vefa başka bir şeydir.* *Vefâ, insanların çoğu zaman unuttuğu; kendisine yapılan iyiliği, emeği, fedakârlığı hatırda tutabilme erdemidir.* İyilik yapmak fazilettir, vefalı olmak ise ahlâktır. İyilik anlıktır, vefa süreklilik ister. İyilik elden çıkar, vefa kalpte taşınır. Vefâ; zor zamanında yanında duranı, dar gününde el uzatanı, bir beklenti olmadan seni gözeteni unutmamaktır. *Herkes iyilik yapabilir ama herkes vefalı olamaz.* *Çünkü vefa, nankörlüğe karşı verilen sessiz bir imtihandır.”🍂*
Duygu ve Düşünce
Reklam
Hayra Vesile Olan,Onu Yapan Gibidir
Bir insanın kalbinde iyilik niyeti varsa, diliyle bir güzel söz söyler, eliyle bir iyiliğe kapı aralar ya da bir hayrı başkasına ulaştırırsa; o iyilik sadece karşısındakine değil, kendisine de yazılır. Çünkü Allah katında sadece yapılan iş değil, o işe vesile olan kalp de değerlidir. Bazen bir mesaj, bir tebessüm, bir yönlendirme; hiç beklenmedik şekilde birinin hayatını değiştirir. Ve insan, o hayrın ortağı olur. Bu yüzden iyiliği küçümseme… Küçük bir sebep, büyük bir hayra dönüşebilir. Bir kişiyi doğruya yönlendirmek, bir gönlü kırmamak, bir iyiliği paylaşmak… Hepsi sadaka hükmündedir.
“En iyi manzarayı tırmanırken değil, zirveden inerken görürsünüz.” Mümin Sekman
1000Kitap
Her sabah dünya yeniden kurulur. Her sabah şartlar yeniden oluşur. Her gece kader, ihtimalleri yeniden düzenler. Dün olmayan bugün olabilir hale gelir, bugün olabilen yarın olamayabilir. Her gün ihtimallere 'yoklama çekmek' gerekir. Mümin Sekman
#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 💢 Rasûlüm! Bir süre için sen onları kendi hâline bırak. 174 Onların başına gelecekleri gözetle! Zâten kendileri de başlarına gelecekleri yakında görecekler. 175 Yoksa onlar, azabımızın bir an önce tepelerine inmesini mi bekliyorlar? 176 Fakat bir an önce gelmesini bekledikleri o azap onların yurtlarına indiğinde, önceden uyarılıp da uyarıya kulak asmayanlar pek kötü bir sabaha uyanırlar! 177 Yine bir süre için sen onları kendi hâline bırak! 178 Onların başına gelecekleri gözetle! Zâten kendileri de başlarına gelecekleri yakında görecekler. 179 #Tefsir: 📖 📖 Hakla bâtıl arasındaki amansız mücâdele ilk insan ve ilk peygamberden beri devam edegelmiştir. Bu mücâdele, Allah Resûlü (s.a.s.)’in gelmesiyle daha da şiddetlenmiştir. Mekke döneminin sonu itibariyle hâdiseler hem hicreti hem de bilfiil savaşı gerektirecek istikâmette akmaya başladı. Artık mutlaka sıcak çatışmalar olacak, fikrî mücâdeleden sonra şartların oluşmasıyla silahlar konuşacaktı. Cenâb-ı Hak Peygamberini ve mü’minleri bu konuda hazırlamakta, onları cihada teşvik etmektedir. Gelecekte vuku bulacak ve lehlerine sonuçlanacak büyük hâdiselere dikkatlerini çekmektedir: Birincisi; gerek fikrî gerek fiilî mücâdelede mü’minler gâlip gelecek, kâfirler mağlup olacaklardır. Nitekim Medine dönemi itibariyle Bedir’de, Hendek’te, Hayber’de, Mekke’nin fethinde bu müjdeler aynıyla tahakkuk etmiştir. Taarruzlar daha çok sabah erken saatlerinde yapıldığı ve düşman o vakitte dağıtılıp perişan edildiği için veya bu vakitte yapılacak taarruzların daha başarılı olacağına işaret için “Önceden uyarılıp da uyarıya kulak asmayanlar pek kötü bir sabaha uyanırlar!” (Saffât 37/177) buyrulur. Âdiyât sûresinde “O hızla sabah erkenden düşmana baskın yapanlara” (Âdiyât 100/3) âyeti de yine aynı hakikati
Reklam
Reklam