10/10
·592 syf.·
2026 19. kitabı
Herkese merhaba Revista serisinin ikinci bölümüyle karşınızdayım. Bu kitapta bir önceki kitabın sonuna Feris'in bilgisayarına mesajlar gelmişti. Feris yayımlar yayımladıktan sonra yaşanan gelişmeleri okuyoruz. Kitaba bayıldım. Feris yine güçlü zeki ama bu sefer de duygularıyla hareket etmeye başlamıştır. Kitabın başlarında kız arkadaşlarına bir şeyler söylememesi onları koruması vardı. Başta araları bozulduğu için üzülmüştüm ama ilerleyen sayfalarda bir nebze topladılar. Mayıs'ı bir sahnede hiç anlamadım. Neden öyle yaptı anlamadım. Kitapta Cansel karakteri vardı ilk kitapta sevmemiştim ona şüpheyle yaklaştım bu kitapta haklı olduğumu anladım. Cansel'in kötülüğü olacaktı ama Hazar'dan hiç beklemezdim. Hazar gözümden düştü umarım bir sonraki kitapta gözüme girmeyi başarırsın. Öyle erkeklerden nefret ediyorum. İlk kitapta iyiydi bu kitapta başında ilerleyen sayfalarda toparlayıp ama kitabın sonunda gözümden düştü. Kitabın devamı gelecekti. Kitabın dili akıcıydı. Kitaptaki olaylar hep birbiri peşine geldiği için isteseniz de kitabı elinizden bırakamazsınız. Karakterlerin oluşturuluş şekline bayıldım. Tüm kadınlar kendi ayaklarının üstünde durabilen güçlü kadınlardı. Bu tarz hikayeleri okumayı çok seviyorum. Feris bu kitapta da azminden vazgeçmedi güçlüydü ama kitabın sonunda bir sahnede yıkıldı detaylı anlatamam umarım bir sonraki kitapta küllerinden doğarsın. Feris ve Taner Bey biraz ilişkileri toparlanma gördük. Kitapta +18 sahneler mevcuttur ilk kitaptan daha detaylı her sayfada yok ama var. Kitap derseniz entrika, kaos ve hırs. Bu üç kelime tam olarak kitapta yer almıştır.Kitabın her sayfası ayrı kaos dolu olup dedikoduların ana yuvası haline gelmiş. Olaylar bitmek bilmedi, her felaketin üstüne bir felaket daha ekleniyordu. Kitabın sonu heyecanlı ve gerilimli
Revista 2Gamze Çelik  · Ephesus Yayınları · 20265 okunma
10/10
·64 syf.·
2026 142. kitabı
Sürgün Dergisi Sürgün Dergisi - Sayı 18 (Mayıs-Haziran 2026) Sürgün Dergimizin 18. sayısı “İstanbul” temasıyla okurlarıyla buluştu. İstanbul’u yalnızca kalabalığı, trafiği ve bitmeyen telaşıyla değil, ruhuyla, estetiğiyle, tarihiyle ve derin anlamlarıyla ele alan bu sayı gerçekten dikkat çekiciydi. Dergide yer alan şiirler, denemeler ve öyküler İstanbul’un farklı yüzlerini başarılı bir şekilde yansıtıyor. Kimi zaman hüznünü, kimi zaman ihtişamını, kimi zaman da insanın içine işleyen manevi atmosferini hissettiren metinlerle karşılaşıyoruz. Okurken büyük keyif aldığım bu sayının dili ve anlatım dünyası oldukça güçlüydü. Her yazıda İstanbul’a başka bir pencereden bakmak mümkün oluyordu. Şehrin sadece görünen tarafı değil, derinlerde saklı anlamları da satırlara taşınmıştı... Benim de “Asırlık Müjdenin İzinde Büyük Fetih” adlı yazımla yer aldığım bu sayıyı herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Edebiyat
Sürgün Dergisi - Sayı 18 (Mayıs-Haziran 2026)Sürgün Dergisi · İnsan ve Medeniyet Hareketi · 20261 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Birlikte Yaşam ?
Puan vermedi·472 syf.··
2026 21. kitabı
Ilan Pappe kendisini tanımladığı şekilde aktarırsak İsrail Devleti kurulduktan sonra o topraklarda doğan ve siyonist Yahudi fikrine muhalif olan bir tarihçi, akademisyendir. Ilan Pappe aslında bu kitabını biraz inandığı bir teoremi desteklemek için yazmış olduğunu görüyoruz. Gerçi haksızlık etmek istemem; belki de elde ettiği bulgular sonucunda teoreminin tek çıkış yolu olduğunu da düşünüyor olabilir. Bu nedir aslında sol bir dünya görüşü etrafında bu topraklar üzerinde Filistin ve Yahudi halkları barışçıl bir şekilde yaşabilirler. Buna engel olan şeyler Filistin tarafındaki radikal paramiliter gruplar, İsrail tarafında da siyonizmdir. Gerçi cımbızla tek bir şey çekip konuşmak doğru olmaz; ama Ilan Pappe İsrail için "birlikte yaşanması mümkün olmayan" tanımlaması da yapmaktadır. Modern Filistin tarihi incelemesine 17.-18. yy'daki bazı verileri kullanarak başlıyor Ilan Pappe. Bu dönemde yerli halk arasında Müslümanlar, Hristiyanlar, Arap Yahudiler, Dürzüler ve diğer etnik gruplar mevcutlar. Aralarında Arapça konuşuyorlar. Osmanlı Devleti'nin yönetiminde çok merkezi bir idarecilik olmazsa da işler aşiretler üzerinden ilerlemektedir. Mahalli hukuk mevcuttur yani. 20 yy'a gelindiğinde başta Avrupa'da olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde Yahudiler'e, Hrıstiyan zulmü mevcuttur. Birinci dünya savaşının sonrasında 50.000 kadar Siyonist Filistin'e yerleşiyor ve mülkiyet arayışına giriyorlar. Bu mülkiyet arayışına karşı aslında en çok mücadeleyi veren grup; öncesinde Filistin topraklarında bulunan Arap Yahudilerdir. Çünkü Siyonistler, Siyonist olmayan Yahudilere de zulmederler. Cemal el-Hüseyni (1912) yılında fiili olarak Osmanlı Devleti'nin Filistin üzerindeki hakimiyetini ortadan kaldırıyor ve bir şekilde Filistin'in İngiliz mandasına hazırlanmasına neden oluyor bu
Modern Filistin TarihiIlan Pappé · Phoenix Yayınevi · 200728 okunma
“ALUŞTA’DAN ESEN YELLER~BİR KIRIM TÜRKÜSÜ”
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 22:37
Bu kitabın incelemesini yazmam tesadüf bugüne denk geldi; bugün 18 Mayıs, Kırım Tatarların anavatanlarından sürgün edilişinin yıldönümü.. Öncelikle kitabın adında geçen ‘Aluşta’, Kırım’da bir sahil şehridir. Vatan özlemini anlattığı için, bu yer doğrudan memleket ve kökler anlamını taşıyor. ‘Esen yeller’ ifadesi de, hem gerçek anlamda Kırım’dan gelen rüzgârları, hem de geçmişte kalan hatıraların esintisini, rüzgârla gelen memleket özlemini simgeliyor. Kitabın yazarı Serra Menekay bu kitabı yazabilmek için doktorluk hayatına ara verip Kırım’a giden ve ailece yaşadıkları hakkında araştırmalar yapan bir Kırım Türkü. Kitabın ilk sayfalarını okurken bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz. Yazarın ailesinin hikâyesini, Kırım Tatar sürgününü ve vatana dönüş mücadelesini anlattığı ilk kitabı. Ayrıca birçok Kırım Tatarı ailesinin de perde arkasına saklanmış ortak geçmişini gözler önüne sermiş. Böylece bir farkındalık yaratmış. Akıcı ve merak uyandırıcı bir kalemi var yazarın. Yaşanan tüm acıların içinde bir de bir aşk hikâyesi var ki, kitabın sonuna kadar onunla ilgili sır perdesi devam ediyor. Büyük ölçüde gerçek hayattan kişilerden ve olaylardan beslenen yazar, ne olursa olsun umudu kaybetmemeyi, vatana tutunmayı ve ayakta kalmayı öğretiyor. Bir gecede evlerinden, yurtlarından edilen insanlar, vatan duygusunu yıllar boyunca içlerinde taşımaya devam ediyor. Dillerini, kültürlerini, danslarını koruyarak, çocuklarına hiç görmedikleri toprakların sevgisini aktararak direniyorlar. Bu kısımlar beni çok etkiledi. Aluşta'dan Esen Yeller, Ukrayna-Rusya Savaşına rağmen Kiev’de basılmış bir kitap. Ukraynalı tarihçiler tarafından incelenmiş ve içerdiği bilgilerden dolayı çok iyi bir mikro tarih örneği kabul edilmiş (Ukrayna’da bir Üniversite tarafından hatta müfredata konmuş). İki ayrı kadının gözünden
Anı Araştırma Tarih
Aluşta'dan Esen YellerSerra Menekay · Galeati Yayıncılık · 2019107 okunma
18 Mayıs Kırım-Tatar Sürgünün Yıldönümünde Okunacaklardan
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 00:00
TRT muhabiri Gönül Şamilkızı, 2010'dan bu yana Sovyet coğrafyasını yerinde takip eden, Kiev'deki çatışmalara ve Kırım'ın işgaline bizzat tanıklık etmiş bir gazeteci olarak bu kitapta hem tarihsel arka planı hem de Euromaidan'dan 2014 işgaline uzanan süreci anbean aktarıyor. Yazar, eserde Kırım Tatarlarının yaşadığı trajediyi bireysel hikâyeler üzerinden anlatıyor. Roman boyunca Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil, insanların ruhunda taşıdığı bir “yurt” olduğu hissettirilmeye çalışılmış. Kırım Ateşi, özellikle sürgün sonrası kuşakların kimlik mücadelesini, vatana dönüş arzusunu ve kültürel hafızayı koruma çabasını başarılı biçimde işliyor. Kitap ayrıca veriler üzerinden de bir analiz yapılmasını sağlayan cinsten. İşgal öncesi ve sonrası süreçte kaç kişinin tutuklandığı veya kayıp olduğu bilgisini isim ve yer olmak üzere ortaya koymuş. Yer yer duygusal yoğunluğu artan anlatım, propaganda diline kaçmadan insan hikâyeleri üzerinden ilerliyor. Eğer Kırım Tatar sürgünü hakkında temel bir tarih bilgisine sahip olmak istiyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç olabilir. Akademik bir çalışma değil; ancak tarihî arka planı hissettirme ve güncel siyasi olayları açıklama konusunda oldukça başarılı. Özellikle Türk dünyası, göç, hafıza ve kimlik meselelerine ilgi duyan okurlar için dikkat çekici bir eser. Bugün 18 Mayıs’ın yıldönümünde kanımca bir kez daha şunu hatırlamak gerekiyor: Bazı sürgünler yalnızca insanları topraklarından etmez; hafızalarını, çocukluklarını ve geleceklerini de parçalar. Kırım Ateşi, tam olarak bu kırılmayı anlatan; ama aynı zamanda hafızayı diri tutmaya çalışan bir kitap.
Kırım AteşiGönül Şamilkızı · Ötüken Neşriyat · 201724 okunma
1915 Tehciri: Devleti’nin Zorunlu Göç Politikası Değerlendirmesi
Puan vermedi·159 syf.··
2026 10. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 00:22
Sevk ve iskân kararının geçici olduğunu, Dünya Savaşı'nm bitiminden sonra, yani 18 Aralık 1918'de, Ermeniler için geri dönüş izninin verilmiş olması da ortaya koyuyor. "Savaş ve olağanüstü siyasi zaruret dolayısıyla başka böl­gelere nakilleri gerçekleştirilen Ermenilerin yerleştirilmele­ri, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarının temini hakkında talimat­name. Gizlidir Madde 1- Nakli gereken halkın sevk edilmeleri, o bölge­deki devlet memurlarınca yerine getirilecektir. Madde 2- Nakledilecek Ermeniler, bütün kıymetli taşına­bilirlerini ve hayvanlarını birlikte götürebileceklerdir. Madde 3- İskân bölgelerine sevk edilen Ermenilerin, yol­culukları sırasında, can ve mallarının korunması, yiyecekle­rinin ve rahatlarının sağlanması, yolları üzerinde bulunan vilâyet görevlilerine aittir. Bu konudaki herhangi bir gecik­me ve ihmalden her kademedeki devlet görevlileri sorum­ludur. Madde 4- İskân bölgelerine varan Ermeniler, durum ve şartlara göre, ya bireysel olarak mevcut köy ve kasabalara eklenecek evlere veya hükümet tarafından belirlenecek köylere yerleştirileceklerdir. Yeni kurulacak köylerin sağlı­ğa zararlı olmayacak ve ziraat yapılabilecek yerlerde kurul­masına bilhassa dikkat edilecektir. Madde 5- İskân bölgelerinde, şayet köy kurulması için boş veya boşaltılmış devlet arazisi bulunamazsa, devlete ait çiftlik ve köyler bunun için tahsis edilecektir. Madde 6- Ermenilerin yerleştirilecekleri köyler ve kasa­balar ile yeniden kurulacak köylerin sınırlarının, Bağdat de­miryoluna yirmibeş kilometre uzakta bulunması şarttır. Madde 7- İlâve suretiyle köy ve kasabalara yerleştirilen Ermeniler ile yeni kurulan köyde iskân edilenlerin nüfus kayıtlarına esas olacak şekilde, her bir ailenin ismi, tanın­dıkları lakapları, hangi sanata sahip oldukları, iskân bölge­sine ne zaman geldikleri,
Sürgünden Soykırıma - Ermeni İddialarıYusuf Halaçoğlu · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2006219 okunma