1919-1924 arası yaşanan demokratik tecrübe; "devletin bekası ve radikal modernleşme" vizyonunun, "çoğulculuk ve katılımcılık" ilkelerine kurban edilmesiyle rafa kaldırıldı.
Tarih
1924 Anayasası teoride demokratik haklar ve meclis üstünlüğü vadetmesine rağmen, pratik uygulamada yürütmenin partileşmesi (Cumhurbaşkanının aynı zamanda parti genel başkanı olması) ve muhalefetin yasaklanmasıyla "Tek Parti Rejimi"nin hukuki kılıfı haline geldi.
Tarih
Reklam
1924 sonlarında, Milli Mücadele’nin lider kadrosundan Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele gibi isimler, gidişattaki otoriterleşmeye tepki olarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdular. Bu parti programında "programımız liberaldir, dini inançlara saygılıdır" diyerek güçler ayrılığını ve yerel muhtariyeti (1921 ruhunu) savundu. Ancak bu hamle, kurucu elit tarafından rejimi geriye götürecek bir "karşı devrim" odağı olarak kodlandı. Çok kısa süre sonra patlak veren Şeyh Said İsyanı (1925), muhalefetin tamamen ezilmesi için uygun konjonktürü sağladı. Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı, İstiklal Mahkemeleri kuruldu ve TCF kapatıldı.
Tarih
Kurucu elitin 1919-1924 arasındaki demokratik tecrübeyi "askıya almasının" arkasındaki temel rasyonel ve felsefi gerekçeler şunlardı: Mustafa Kemal ve radikal kadronun modernleşme vizyonu, Fransız Aydınlanması ve Jakoben geleneğe dayanıyordu. Onlara göre toplum, kendi haline bırakılırsa yüzyılların getirdiği dini ve geleneksel tortulardan kurtulamazdı. Radikal reformların (sekülerleşme, hukuk devrimi, harf inkılabı vb.) çok sesli, muhafazakar kanatların güçlü olduğu demokratik bir mecliste oylanarak hayata geçirilmesi imkansızdı. Demokrasi, reformların önünde bir "zaman kaybı ve engel" olarak görüldü.
Tarih
1921 Anayasası'nın getirdiği meclis hükümeti sistemi ve demokratik idari yapı, yerini 1924 Anayasası ile yürütmeyi (hükümeti ve cumhurbaşkanlığını) güçlendiren ve devleti merkezileştiren bir mimariye bıraktı.
Tarih
1924 kırılması, Türkiye'nin modern bir devlet olabilmek adına kendi içinden çıkan en organik, en katılımcı ve en çoğulcu yönetim pratiğini feda ettiği o trajik momenttir.
1000Kitap
Reklam
Reklam