Puan vermedi·506 syf.··
2026 7. kitabı
Şerafettin Pektaş’ın eseri, Türkiye’de 1980’den bu yana emeğin ve örgütlü toplumun nasıl sistematik bir tasfiyeye uğradığını çarpıcı bir netlikle ortaya koyuyor. Dışarıdan bakan bir göz için bu kitap, sadece bir ekonomi tarihi kronolojisi değil; sermayenin işçi sınıfına karşı kazandığı zaferlerin ve işçi sınıfının mevzi kayıplarının anatomisidir. Bir sendikacı olarak bu yıkım tablosunu okuduğumda gördüğüm şey, neo-liberalizmin sadece fabrikaları değil, bizzat dayanışma kültürünü hedef aldığıdır. Pektaş; özelleştirmeleri, güvencesizleştirmeyi ve taşeronlaştırmayı anlatırken aslında işçinin işçiye düşman edildiği, rekabetçi bir hayatta kalma girdabını tarif ediyor. Kitaptan Sendikal Mücadeleye Kalan Üç Temel Ders: **Sendika Sadece Ücret Pazarlığı Yeri Değildir: Pektaş’ın analizleri, sömürünün sadece fabrikadaki mesaiyle sınırlı olmadığını; vergi politikaları, zamlar ve özelleştirmelerle (tali bölüşüm alanında) sürdüğünü kanıtlıyor. O halde sendika, sadece TİS masasına sıkışamaz; iktidarın tüm ekonomi politikalarına karşı politik bir mücadele aracı olmak zorundadır. **Yabancılaşmayı Kırma Alanı:Neo-liberalizm işçiyi apolitikleştirdi. Sendikalar, işçinin sadece aidat ödediği bürokratik yapılar olmaktan çıkmalı; işçinin kendi kaderi hakkında söz söylediği, politik yabancılaşmayı kırdığı birer özgürleşme aygıtına dönüşmelidir. **Rekabete Karşı Sınıf Dayanışması:Sermaye işçiyi yalnızlaştırıp esnek çalışmaya zorlarken, bizim bu neo-liberal kuşatmaya vereceğimiz tek yanıt, fabrikalarda ve havzalarda dayanışmacı bir pratikle insanileşmiş ilişkileri yeniden kurmaktır. Sonuç Dışarıdan bakıldığında bu kitap bir "yıkım" hikayesi gibi görünebilir. Ancak içeriden, mücadelenin içinden bakan bizler için Pektaş’ın çalışması, düşmanın stratejisini deşifre eden bir kılavuzdur. Türkiye
Türkiye’de Neo-Liberal Yıkım SüreciŞerafettin Pektaş · Kitap Dostu Yayınları · 20171 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2025 80. kitabı
Lisa Jewell / Üst Kattaki Aile Üzen, yoran, sinirlendiren ve gerilmenize sebep olan bir ilerleyişi var. Her sayfada gizemin dozu arttığı gibi gerilimin de hiç düşmediği bir okuma deneyimi yaşatıyor. 1980’den başlayan bir geçmiş ve şimdiki zaman olarak geçişli bir anlatım var. İki zamanın anlatıcısı da farklı kişiler. Karakterlerin duygu durumları ve psikolojik analizleri o kadar başarılı yansıtılmış ki okurken bunalımı ve sıkışmışlığı fazlasıyla hissediyorsunuz. Psikolojik gerilimin yanında gotik bir kurgu da hakim. Yazarın kalemine ve kurgusuna bayıldım ama bazı kısımları da gizemi arttırmak adına fazla zorlayıcı buldum. 25 yaşına girmiş olan Libby Jones’a gelen bir mektup tüm hayatını değiştirir. Biyolojik ailesinden ona Londra’da bir malikane miras kaldığını öğrenir. Zaten uzun süredir peşinde olduğu sorularla geçmişi daha detaylı sorgulamaya başlar. Üç farklı aile ve onları birbirine bağlayan yaşananlar ile tüm dengeler şaşacak ve her cevap beraberinde yeni bir soruyu getirecek. Finale doğru beklenmedik dönüşler ve şaşırtan gerçeklerle daha çok meraklanmanızı sağlayan #ÜstKattakiAile öyle bir noktada sona eriyor ki, devamında neler olduğunu okumak için beklemek istemeyeceksiniz. Keyifli okumalar…
Üst Kattaki AileLisa Jewell · Olimpos Yayınları · 2024496 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
MÜTHİŞ KİTAP
Puan vermedi·520 syf.··
2025 26. kitabı
Kitap kalın cüssesine rağmen çok rahat okunan çok keyifli bir kitap. Yaşanan dönemle birlikte yazılan bir biyografi olduğu için dönemi de çok iyi tanıtıyor. Köy enstitüleri‘ni, Hasan Ali Yücel’i, Orhan Veli‘yi, Melih Cevdet Anday’ı, Oktay Rifat’ı ve bir çok kişiyi özellikleri ile birlikte anlatıyor. Herkese öneriyorum. Aşağıya önemli bir kısmına özetledim. Keyifli okumalar…“Anlaşmanın ihtimali yoksa konuşmanın lüzumu yoktur.” Halk Mektepleri:“Nahit’in de benim de dikkatimi çeken, gelenlerin büyük bir çoğunluğunun hiç okuma yazma bilmemesiydi. Bir başka deyişle, eski harflerle de okuyup yazamıyorlardı. Onlar için her şeye sıfırdan başlıyorduk.” İsmet Paşa Kız Enstitüsü, bir Cumhuriyet eseri olan çiçeği burnunda binanın giriş katında, beş öğrenci ile öğretime başlamıştı. Şimdi 28 öğrencisi vardı. Cim karnında bir nokta kadar bile olmayan, henüz yirmisine bile basmamış iki kız çocuğu olarak koca bir ülkeye örnek örnek teşkil edecektik. Serbest Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos 1930 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle kuruldu. CHF’den 14 kadar tanınmış milletvekili ve Gazi’nin kız kardeşi Makbule Hanım bu partiye katıldı SCF siyasette ve ekonomide liberalizmi savunuyordu… Gazi Paşa belki de ülkenin durumunu anlamak için SCF kartını masaya sürmüştür. 1930’da okullardaki öğretmen sayısı mesela, on bazen yirmi erkeğe karşılık bir kadından ibaretti. Türkiye, yaptığı çok büyük atılıma rağmen henüz kadını evinde, erkeği işinde bir toplumdu. İlk medeni nikah 18 Şubat 1926’da İzmir Öğretmen okulu mezunu Fatma Hanım ile matematik öğretmeni Fuat Bey arasında kıyıldı. Çift sonradan sayı soyadını aldı. Vatandaş için medeni bilgiler kitabı Afet İnan imzasını taşıyordu. 1929’da broşür ve elkitabı şeklinde Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları adıyla basıldı. Kitabın
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025836 okunma
ALANINDAKİ ENDER KİTAPLARDAN. MÜTHİŞ BİR ESER
Puan vermedi·256 syf.··
2025 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 00:00
(E) ALBAY CUMHUR UTKU’NUN “EYLÜL YALANLARI” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ 12 Eylül askeri müdahalesi ve müdahalenin lideri Kenan EVREN ile ilgili ezber bozan daha doğrusu ezberleri sorgulayan 2 kitap yazmıştım o günleri yaşamamış bir sivil olarak. 40 yıldır aleyhinde onlarca kitap yazılan, belgeseller çekilen, oyunlar sahnelenen, eleştirel olmaktan da öte kin, nefret, hakaret dolu ifadeler ile anılan 12 Eylül müdahalesi ve müdahalenin lideri Kenan EVREN ile ilgili olarak yazdığım bu “aykırı” kitapların alanında ilk ve tek olduğunu düşünüyordum. Aleyhte bu kadar kara propaganda yürütülüp, iftira, çarpıtma, yalan dolu söylemler böylesi gelişirken ve onlarca kitap yazılırken, en azından o dönemi yaşamış emekli askerlerin kaleminden hiçbir kitap çıkmamış olmasını hayret ve şaşkınlık içinde karşılıyordum. Çünkü iftiralar, üniformasını giydikleri şanlı orduya ve kendilerine atılıyordu. (Anarşiye bilerek engel olmadılar, anarşiyi körüklediler, göz yumdular, şartların olgunlaşmasını beklediler vb…) Sözde yakın siyasi tarihe ve darbeler tarihine çok meraklı halkımız tarafından böylesi sıradışı kitaplarıma neredeyse sıfır ilgi gösterildi. Kitaplarımı hedef kitlelere ve de ilgilerini çok çekeceğini/sahipleneceklerini düşündüğüm o dönemi yaşamış/yaşamamış emekli subaylara ulaştıramadım. Haberdar edemedim. Etkili tanıtımını yapamadım. Kısacası derin bir hayal kırıklığı yaşadım. 1. Kitabı Eylül 2023’te sadece 1.000 (bin), 2. Kitabı ise Mayıs 2025’te sadece 500 (beş yüz) adet basmama rağmen her ikisi de elimde kaldı diyebilirim. Sosyal medyadan takip ettiğim emekli Tümgeneral Rafet KILIÇ paşa, geçenlerde emekli sosyolog albay Alican TÜRK’ün “Bitmeyen Sömürü 28 Şubat” isimli bir kitabını paylaştı ve takipçilerine tavsiye etti. İlk defa rastlamıştım ve çok ilgimi çekmişti
1000Kitap
Eylül YalanlarıCumhur Utku · Halk Kitabevi Yayınları · 202021 okunma
Ji bo bîranîna Apê Mûsa :((
Puan vermedi·86 syf.··
2024 3. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2024 20:45
“Kitaptan “ Kasaplar. Deresi’nde yatanların anısına... Musa Anter ve onun gibi binlerce faili meçhul cinayetlere öldürülen Kürt halkına… Kurt kuzuyu yakalamış yiyecek. Ancak bir bahane uydurmak lüzumuda hissetmiyor değil. Kuzuya demiş ki, sen geçen yıl bana küfretmişsin, bunun cezası ölümdür, seni yiyeceğim. Kuzu, beni yemek istediğini biliyorum ama ,yalan demene gerek yok. Çünkü ben geçen yıl daha doğmamıştım der.» Bu kısacık öyküyü PKK merkezi önderlerinden Bedrettin Kavak’ın babası Hüseyin Kavak anlattı. Batmanlı Bedrettin Kavak 12 Eylül 1980’den bu yana tutuklu. Şimdilerde Ceyhan cezaevinde. Kardeşi Gültekin Kavak, «yeni bir örgüt kurabilir» savıyla gözaltına alınmış. Gel gör ki, Gülte- kin’in bu işlerle arası hiç iyi sayılmaz. O, okulunu bitirmenin peşinde. Sınavını kazandığı parasız yatılı bir okul için kendisinden «temiz» olduğuna ilişkin bir belge istense de Batman Emniyet Müdürlüğü vermez. Gerekçe abisi Bedrettin Kavak’tır tabii. Hüseyin Kavak, emniyet müdürüne çıkarak durumu izah etmeye çalışır ancak hiç bir sonuç alamaz. «Yahu» der bu kez de baba Kavak, «hanım hamile yarın öbürgün doğum yapacak. Bu yeni bebe de mi sizin gazabınızdan kurtulamayacak?» Yanıt, tereddütsüz «evet» olur. Bebenin geleceğinin kurtulması için tek yol vardır, Bedrettin başta olmak üzere tüm ailenin devlet safına geçmesi, «devlete sadık bir yurttaş» olmaları. Doğmamış çocuğu bile
Üniformalı KasaplarGünay Aslan · Pencere yayınları · 199016 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
Muazzam bir kitap okudum. Türkiye’de tarımı ve tarım politikalarını takip edenler için net bir baş ucu kitabı, bir kez daha okuyacağımdan eminim. Kitabın sonunda okurun yüzüne tokat gibi çarpan cümle, kitabın özeti gibi ; “zengin toprakların fakir insanları olmayı hak etmiyoruz”.. kitap, tarımın eko sistemini anlatarak başlıyor. Zirai faaliyetlerin vazgeçilmezleri; tohum, ilaç, gübreyi Türkiye ve dünya perspektifinden bakıp yorumluyor, buradaki bilgiler değerli olduğu gibi fikirler de etkileyici. Ülkemizin toplam tarımsal hasılada avrupada 1. dünyada ise 7. sırada olduğu, biyoçeşitlilikte lider, buğdayın ve zeytinin anavatanı Fındık, kiraz, incir gibi ürünlerde açık ara dünya lideri olduğu halde 1980den sonra neden tarım ve hayvancılıkta ithalata dayalı bir sistemin yaratıldığını sorguluyor, doğru da yapıyor. Tarım politikasının çöktüğünü, özellikle akp döneminde bir tane bile ziraat mühendisi veya tarımla alakalı bir bakanın görev almadığını, bu sebeple samanı bile ithal eder duruma geldiğimizi trajikomik şekilde anlatıyor. İthal ederek, başka ülke çiftçilerini zengin edip yerli çiftçilerin nasıl fakirleştiğini fransa’nın mehdi eker’e 2010 yılında verdiği şövalye ünvanı ile müthiş anlatmış. Sevgili Ali Ekber bey’i yürekten kutluyor, herkese şiddetle öneriyorum.
Üretme TüketAli Ekber Yıldırım · Sia Kitap · 2020306 okunma