“12 Eylül’ün ürünü” diye başlayan bir tekerlememiz de halk diline epeyce yerleşmiştir. Kimin ne hoşuna gitmiyorsa, ülkede her ne sıkıntı varsa bu olumsuzluk zaten günah keçisi durumunda olan 12 Eylül yönetiminin bir ürünü olarak etiketlenebilir; “PKK 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Bugünkü ekonomik sıkıntılar ve yüksek enflasyon 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Ülkeyi sağ/muhafazakar partilerin ve liderlerin yönetiyor olması 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Tarikat ve cemaatlerin palazlanması 12 Eylül’ün ürünüdür!” “Şeker bayramının adı Ramazan Bayramı oldu ise bu 12 Eylül’ün ürünüdür” (Bir televizyon programında bunu da duymuştum. / M.S.) Kısacası bugün sorun olan ve bizim hoşumuza gitmeyen her ne var ise 12 Eylül’ün ürünüdür! Yani çok büyük bir yanılgı olarak, 1980’ler adeta 12 Eylül ve Kenan EVREN ile özdeşleştirilmiş, dolayısıyla 1980’lerde sorun olan veya sorun olmaya o yıllarda başlayan her ne problemimiz var ise sebebi 12 Eylül ve Kenan EVREN’e bağlanmıştır. Halbuki 1983 sonunda demokratik düzene geçilip sivil hükümet işbaşına gelmiş, yasama ve yürütmeyi üzerine almıştır. O tarihten itibaren Kenan EVREN de her Cumhurbaşkanı gibi devleti temsil eden, yetkileri sınırlı birisi konumuna gelmiş ve 90’lı yıllara kadar her alanda ülke kaderini tayin eden politikalar ÖZAL hükümetinin birer projesi/ürünü olmuştur.
Yazar Atlası Röportajı
Uğur Ünver ile Röportaj 1. Uğur Ünver kimdir, ne yapar? 1983 yılında İzmir’de doğdum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Vardiyalı çalışma düzeni içerisinde hayatını sürdüren bir çalışanım. Şiirin yanı sıra deneme, makale, hikâye ve köşe yazıları da kaleme alıyorum. Hayatı sorgulama eğilimim oldukça erken yaşlarda başladı. İlkokul yıllarında arkadaşlarımı, çevremdeki insanları ve yaşadığım olayları gözlemleyerek bunları defterlere not alıyordum. O yıllarda farkında olmadan başlayan bu gözlem alışkanlığı, zamanla yazıya ve ardından şiire dönüştü. Bugün hâlâ insanı, zamanı ve yaşamı anlamaya çalışan bir bakış açısıyla yazmayı sürdürüyorum. 2. Ne zamandır yazıyorsunuz ve bizlere biraz yazım yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Lise yıllarımda şiir yazmaya başladım. İlk şiirlerim, daha çok iç dünyamı anlamaya ve hayatı sorgulamaya yönelik metinlerdi. Zaman içerisinde şiirin benim için yalnızca bir yazı türü değil, yaşamı yorumlama biçimi olduğunu fark ettim. Yazı yolculuğum boyunca şiirin yanında farklı türlerde de üretimlerde bulundum. Bir Haberci ve Ayandon gazetelerinde köşe yazarlığı yaptım. Ayrıca Edebiyat Haber platformunda şiirler, makaleler, röportajlar ve çeşitli edebiyat yazıları kaleme aldım. Yazmak benim için yalnızca duygu aktarmak değil; düşünmek, anlamlandırmak ve paylaşmak anlamına geliyor. 3. Eserlerinizin yayımlandığı dergilerden ve çıkan kitaplarınızdan bizlere bahseder misiniz? Şiirlerim, makalelerim ve çeşitli yazılarım bugüne kadar birçok basılı ve dijital edebiyat mecrasında yayımlandı. Bunlar arasında Dil ve Edebiyat Dergisi, Edebiyat Haber, Akaşa Dergisi, Yitik Bavul, Edebiyat Gazetesi, İzdiham, Poliksena Dergisi, Nostalji Dergisi, Duygu Dergisi, Gençlik Meclisi, Kıyıda Dergisi, Kintsugi Dergisi,
Reklam
İnsanın içine döndüğü o an alacakaranlık.
"Çünkü benim için sadece çılgın olanlar değerlidir; yaşamak için çıldıranlar, konuşmak için çıldıranlar, her şeye birden arzulu olanlar, hiçbir zaman esnemeyen ya da sıradan bir şey söylemeyenler..." Jack Kerouac
"ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? ilgilenir misin insanlarla, yalanla, yalnızlıkla? geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?” Jack Kerouac
Batı dünyasında son yüzyılda bir hayli rağbet gören -veya suçlanan- "liberalizm" ve "özgürlük” kavramlarına rağmen, birçok insan için özellikle kendilerini ahlak bekçisi ilan etmiş kişilerde- erotizm hâlâ akut etik kaygı ve kafa karışıklığına neden olmaktadır. Bunun nedeni, cinselliğin, bir yorumcunun haklı şekilde dile getirdiği gibi özünde "azgın" olması değil "güçlü duygular için bir odak noktası" olmasıdır (Cartledge 1983:170). Şüphesiz uyandırdığı güçlü duygular cinsellik dünyasına sismik bir hassasiyet vererek onu farklı ihtiyaçlar ve arzular için (aşk ve öfke, şefkat ve saldırganlık, yakınlık ve macera, romantizm ve avcılık, haz ve acı, empati ve güç gibi) bir aktarım aracı haline getirir. Erotizmi, öznel olarak ve oldukça çelişkili biçimlerde deneyimleriz. #jeffreyweeks #birkavramınanatomisi #birkavramınanatomisicinsellik #Cinsellik #liberalism #liberalizm #özgürlük #aşk #öfke #şefkat #saldırganlık #erotizm
Alıntı
"Makyajına ve yüzündeki boyalara güvenme. Yollar da güzeldir ama altından kanalizasyon geçer." Scarface(1983)
Reklam
Reklam