Pek çok düşünüre göre Arendt kötülük yapan kimi kişilerin sadist olan ve isteyerek kötülük edip bundan haz alan kişiler değil, aklı başında ve itaatkar bürokratlar olduğu konusunda haklıdır.
1970'lerde kamboçya'da Kızıl Kmerler Devlet Düşmanı olarak gördükleri herkesi kaçırmış işkenceden geçirmiş ve öldürmüştü. Zulüm görenler içinde etnik azınlıklar ve entelektüeller yani eğitimli kişiler, hatta gözlük takan insanlar da vardı. Kamboçya'daki ölü sayısının 1,5 ile 3 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. 1994'te Ruanda'da içten içe kaynayan siyasi çatışmalar soykırıma dönüştü. Çoğunluğu oluşturan Hutular ayaklanarak 100 gün gibi bir süre içinde bir milyon Tutsi'yi katletti. Kendimizi 20 yüzyılda sınırlandırdığımızda milyonlarca ölümden sorumlu olan Stalin ve Mao gibi liderleri de listeye ekleyebiliriz.
Sıradan insanların sıklıkla kötülük diye tarif ettiği Üçtür aşırılıkla karşılaştık: terörizm, seri katiller, soykırım niteliğinde Savaş suçları.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
(...) İşte, hikâye kitabı olarak Müjdelerin Müjdesi’nin ilk basımı, 1982 yılında yapılıyor. Bu basımda yer alan hikâyelerinde Mirzabeyoğlu, Üstad‘la tanışmasına ve ilk görüşmelerine dair izlenimler yanında, 1982 anayasasının reddi ve bu reddiye çevresinde gelişen bazı politik göndermelere yer veriyor.
Kitabın 2004 yılında yapılan ikinci baskısında ise, bu ilk baskıda yer alan hikâyeler korunmakla birlikte, Mirzabeyoğlu‘nun bu arada çeşitli dergilerde yayınlanmış hikâyelerine de yer veriliyor. Bunlardan biraz söz edelim:
“Suda Boğulan Balık” (1988 Karar dergisi): Bir gazete haberinden, bir sosyal hikâyeden yola çıkarak evlenme, boşanma, geçimsizlik gibi motifler çevresinde gelişen bir hikâye…
“Bir Adam, Bir Kadın, Bir At” (1998 Akademya dergisi): Realden ideale kadın erkek karşılaşması, Tarkovski‘nin fikirleri çevresinde ele alınıyor ve çok ilginç gelişiyor…
“Küşte” (1994 Taraf dergisi): Küşte (öldürülmüş, maktül)… Tarihlerde Makbul İbrahim Paşa olarak geçen, aktüel tanımıyla “Pargalı İbrahim“in hikâyesi…
Kitabın son bölümündeki kısa hikâyelerde ise Nazilli’de bulunan bir cinci hocanın -bu sefer şarlatan olmayan bir hoca- Salih Mirzabeyoğlu‘nu hiç tanımadan, sadece ana adı ve baba adı ile ön adını alarak O’nun hakkında söylediği ilginç sözler yer alıyor…
Çok fazla konuşarak üzseler de beni
Yine de alamazlar bendeki sevdiği Anlamadan kırsalar da kalbimi Satamazlar içlerindeki öfkeyi Oynamaz dilleri, anlatan sadece gözleri
Buz gibi soğuk bakışlarla inceler beni
Sevmezler beni bilirim içlerini
İdare ederiz sizleri bizde kalsın İnsanlığın yüceliği
Kolay değil tüm bunlar
Hepsi beni icten yaralar
Farkında olmadan yapılan hatalar Üzer beni kalbimi kırar
Ben sanki burada değilim
Kuşun uçmasını beklerim
Girdikçe içine düşüncelerimin Yorulsa da beynim yine seni düşlerim
Sakın bakma arkana
Düşme sen bu oyuna
İleriye doğru koşarken
Çabalama daha çok erken
Gelecek çok yakından
Bakıyor bize kucak açmadan
Tam seni sevecekken
Bırakma beni şimdiden
Bil ki ben de geliyorum
Seni çok seviyorum