İbrahim YEŞİLKAYA

İbrahim YEŞİLKAYA
@19yslky07
Özel sektör
İstanbul
Bafra
13 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Müzikli Geziler
Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
Filiz Ali’nin 1982-2010 yılları arasında farklı ülkelerdeki müzik etkinlikleri için yazdıklarının bir araya getirilmesinden oluşan Müzikli Geziler kitabı, okuru klasik müzik dünyasında uzun soluklu ve çok sesli bir geziye çıkarıyor. Besteciler, yorumcular, eserler, salonlar, etkinlikler hakkında çok şeyin anlatıldığı kitap, kentlere, kent yaşamına dair ilginç ve önemli ayrıntılara da yer veriyor. Filiz Ali’nin fotoğraf koleksiyonuyla görsel bir şölene dönüşen bu yazılar, haritalardan silinip gitmiş ülkeleri ve oralardaki sanat ortamını hatırlatırken, bugün artık yaşamayan sanatçıları da selamlıyor. “Buradaki yazıların çoğu Berlin Duvarı’nın ve Doğu Bloku’nun yıkılmasından, soğuk savaşın sona ermesinden önceki döneme ait beklenti dolu, demokrasi ve özgürlüklerin ufukta göründüğü yıllarda yazılmıştı. Avrupa müzik dünyasının yaratıcılık açısından en verimli olduğu dönemin tanıklığıdır bu yazılar. Henüz “globalizm” sözcüğü ardına gizlenen tekdüze, evrensel sıradanlıkların egemen olmadığı bir dönemdi bu dönem. ”
Müzikli GezilerFiliz Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20179 okunma
Reklam
Beyaz Gemi
10/10
·168 syf.··
2022 1. kitabı
Edebi eserlerde verilmek istenen mesaj, makalelerde veya fikir yazılarında olduğu gibi doğrudan değil; dolaylı yollardan dile getirilmeye çalışılır. Zira, tez (verilmek istenen mesaj) ne kadar belirgin olursa; eser aynı oranda edebiyattan uzaklaşarak politika, felsefe veya ahlâk gibi konularda yapılmış söylemlere yaklaşır. Beyaz Gemi de içinde barındırdığı mesaj bakımından edebiyat dünyasında büyük bir yankı uyandıran, Aytmatov’un dehasını ustalığını gösteren şaheserdir. Romanda adı hiçbir zaman zikredilmeyen bir çocuk vardır. Romanın başkahramanı olan bu çocuk, dedesi ve ninesiyle birlikte teyzesinin kocasının evinde adeta bir sığıntı muamelesi görerek yaşamaktadır. Çocuğun annesi, onu bırakıp başkasıyla evlenmiş; babası ise, dedesinin ve ninesinin tutumu nedeniyle, çocuğunu görmemeye mahkûm edilmiştir. Çocuk ise bir gün babasının gelip kendisi alacağını düşünmekte ve dedesinin kendisine hediye ettiği dürbünle Issık-Göl’deki Beyaz Gemi’de çalışan babasını görmeye çalışmaktadır. Bu sırada da çeşitli hayallere dalmakta ve -kendisi bunun farkında olmasa da- yaşadığı sıkıcı dünyadan bir nebze olsun uzaklaşmaya çalışmaktadır. Evde yaşayan herkes, teyzesinin kocası Orozkul tarafından zulüm görmektedir. Karısının hamile kalamamasından dolayı çok sinirli bir yapıya sahip olan Orozkul, aşırı derecede içmekte ve kendisine bir türlü çocuk veremeyen karısına şiddet uygulamaktadır. Parti yönetiminde olması ve yaşadıkları evlerin ona ait olması nedeniyle, sığıntı hayatı yaşayan, kızın babası ve annesi bu durum karşısında sessiz kalmakta ve hiçbir karşılık verememektedirler. Aytmatov’u tanıyan ve Beyaz Gemi’sini okuyan birçok okur da bu romanın sembolizmle boyanmış olduğunu, roman kurgusunun altında başka bir mesaj olduğunu
Cengiz Aytmatov
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
8/10
·
Beğendi
“Hiç kimse sevginin önemsizliğine ilişkin bir düşünce taşımaz. Birçok kişi onun açlığını çeker, mutlu ve mutsuz aşk öyküleri anlatan bir dolu film izler, yüzlerce ucuz aşk şarkıları dinler. Buna karşın insanların pek azı sevgiye ilişkin bir şeyler öğrenmenin gerekli olduğunu düşünür.” Peki, bu kadar önemli olduğuna inandığımız sevgiyi öğrenmek için neden çaba sarf etmiyoruz? Sevgi, insanlığın daima ilgi alanında olmuş; üzerine destanlar, şiirler yazılmış, filmler yapılmış, uğruna canlar verilmiş bir kavram. Kimi için ulaşılınca mutlu olunacak bir hedef, kimi için yokluğunda çekilen acı, kimisi içinse bir umut. Peki ya daima dillerde olan sevgi zannettiğimiz gibi yolda çarpışılan kişiyle göz göze gelindiğinde bir anda filizlenen o duygu değilse? Ya yıllardır beklenen beyaz atlı prens hiç gelmeyecekse? Ya şimdiye kadar bildiğimiz çoğu şey yanlışsa ve sevgi yalnızca şanslı insanların başına gelen hoş bir duygudan ibaret değilse? Ya kişiliğimizi değiştirip, olgunluğa erişmeden ulaşamayacağımız bir olguysa? En önemlisi de, ya sevmek başlı başına bir sanatsa? Erich Fromm kitaba işte bu en can alıcı soruyla girer : “Sevmek bir sanat mıdır?” Ve evet der, sevmek yaşamak gibi bir sanattır. Eğer sevmek bir sanatsa, öyleyse bilgi ve çabaya gereksinimi vardır. Tıpkı diğer sanatlardaki gibi sevgiyi de öğrenmemiz, onu öğrenmek için çaba harcamamız ve disiplinle çalışmamız gerekir. Dolayısıyla, aslında sevmeyi öğrenmenin hazır bir reçetesi yoktur. Fromm, önsözünde de bunu okuyucusuna açık açık söyler: “Bu kitabı okuyarak sevme sanatına ilişkin hazır bilgiler edinmek isteyenler düş kırıklığına uğrayacaklardır. Tam tersine bu kitap, belli bir olgunluk düzeyine erişmeden kişinin sevgiye ulaşamayacağını göstermeyi amaçlamaktadır.” Fromm, aslında yıllar öncesinden, tüketim toplumunun
Her Şey
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,8bin okunma
9/10
·196 syf.··
Beğendi
·
2021 8. kitabı
bugün başlayıp bitirdiğim zülfü livaneli romanı. bir ütopyanın distopyaya dönüşümü aslında... tabi ki öncesinde distopya tarzına hakimseniz, biz, ben, hayvan çiftliği, 1984 gibi kitapları okuyup buna benim gibi çok geç başladıysanız kitabın dili ve kurgusu size basit gelecektir. fakat sıkıcı bir anlatımı olduğunu iddia etmek kitaba haksızlık olur. anlatımı insanların dönüşümü ve ekolojik dengeyi bozmanın getirdiği felaketler üzerine kurmuş livaneli. ben bu tarzı seven biri olarak beğendim. kitaba sonradan eklenen epilog kısmı ile gezide direnen gençlere güzel bir gönderme yapmış bizim içimizde bir umut filizlendirmiş sağolsun.
Son AdaZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201362,1bin okunma
Zülfü Livaneli “Serenad”
10/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Serenad Kitabı açtığımızda zamanı 2001 yılının Şubat ayının çok soğuk geçtiği zamanlarda buluyoruz. Ana karakterimiz Maya Duran İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevinde çalışmaktadır. Rektörle arası iyi olan, bazı çalışanlar onu kıskansa da işini seven biridir. Eşinden boşanmış, kendisiyle birlikte kalan bir erkek çocuğu vardır. Dediğimiz gibi rektörle arası iyi olmasından dolayı, rektör Maya'dan, İstanbul'a gelecek olan çok önemli bir Alman Profesörü olan Maximilian Wagner'i karşılayıp onu İstanbul'da güzelce ağırlamasını ister. İşte her şey de Maya'nın profesörü karşılamasıyla birlikte başlar. Tarihe gömülmüş acıklı bir aşk hikayesinin tekrar gün yüzüne çıkması
Aşk
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
Reklam