Bir zamanların en saygın mesleklerinden biriydi öğretmenlik. En serserimiz bile nerde görsek önümüzü ilikler, saygıda kusur etmezdik. Bilgi demekti öğretmen, ilerleme, gelişme demekti. Eti senin kemiği benim ( tam olarak taraftarı olmasam da) anlaşıyı ile teslim edilirdi öğrenciler öğretmenlere. Zira güven demekti öğretmen. Bugün ise, en küçük fırsatta ( tatilde, maaş konusunda) linçlenen, her gelen bakan tarafından itibarsızlaştıran, öğrenciler tarafından her gün zorbalığa maruz bırakılan, giderek değersizleştirilen bir mesleğe dönüştürdük el birliği ile. En nihayetinde okullarda öğretmeni öldürür de olduk... Eğitim yuvasında cinayet işler olduk! Bu çürüme bir gün her birimize dokunacak. Toplumumuzun iliklerine yavaş yavaş sinip bizi değerlerden, vicdandan, insani duygulardan yoksun birer ucubeye çevirecek. Giderek dilimize daha çok yerleşen küfür vicdanmıza sirayet edecek. Buna dur demek için her birimiz sorumluluk almalı, kendimizi, ailemizi, çocuklarımızı eğitmeliyiz. Geleceğimizi gözetmeliyiz.
Bu zamanda keramet, nefs tezkiyesidir; ilim ve ameli salih sahibi olmaktır. Hakk'a ve O'nun hükmüne nazır yaşayalım ki cehennemlerden kurtulup cennetlere kavuşabilelim inşallah."
Bu kitabın bu kadar göz ardı edilmiş olması şaşırtıcı. Hikâyesiyle, anlatımıyla, içerisindeki merak unsuruyla gayet güzel bir hikayeydi. Aynı zamanda didaktik yönü de olan bir hikaye. Elinize alıp bir çırpıda okuyabileceğiniz kısacık bir kitap. Evliya Çelebi'nin Seyahatname eserinden bir hikaye içermesi da ayrıca bir güzeldi. Kısacası okumanızı isterim.