Ben korkmak istemiyorum. Duam o ki istenmeyen bir konuk gibi de görmeyeyim. Gülümseyeyim ve diyeyim ki "Misafirlik iyi geçti, hadi eve dönelim. Ömür tarlalarımı sürdüm, kalp evimi temiz tuttum, yaptıklarımla hazırladığım yemek masam hazır ve her şey yerli yerinde."
yolundaydı her şey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.
şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.
İbrahim Tenekeci
Çocukluğumun kayboluş kaygısı, yerini nispeten daha dingin arayışlara bıraktı sonraları. Halen benzeri şeyleri görüyorum ama bir farkla ki korku ve tedirginlik değil, kaderine razı gelmiş içli ve sessiz bir arayış. Kimi ve niçin aradığımı tam olarak bilmesem de sessiz bir arayış. Melankolik bir yanı var bunun, yani bir yönüyle belleksiz, kimi ve niçin beklediğini aradığını tam olarak bilmesen de bekleyişin ve arayışın kendisi var, yani büyük bir ağırlığı evet hissediyorsunuz, ama kalbinizi burkan rüzgârın ellerini göremiyorsunuz.