Havva

Puan vermedi·96 syf.··
2025 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 19:59
Kitap, gotik edebiyatının güzel bir örneği. Edgar Allan Poe hikâyelerinde gezinti hissi veriyor. Eserde Vathek, Abbasi halifesi olarak ele alınıyor ama tarihi kaynaklarda bu isimde Abbasi halifesi olduğuna dair herhangi bir bilgi yok, Vathek kurgusal bir karakter. Bazı tarihçiler bu ismi El-Vasık veya El-Mutasım’a nispet etmişlerdir. Kitap, İslami terminolojiyi kullanarak, Vathek özelinde insanın dünya hırslarının, kibrinin, tamahkârlığının, şan ve mevkiye olan düşkünlüğünün onu kaçınılmaz olarak çukura sürükleyeceğini ele almıştır. Hikâyenin sonunda, “Ey gâvur! Bizi nereye getirdin! Bırak çıkalım burdan! Ah Muhammed! Merhamet yok mu artık bize ?” ifadesi buna örneklerden bir tanesidir. İnsanın nasıl da cüretkar bir varlık olduğu gerçekliğiyle bir kez daha yüzleştirmeyi sağlaması yönü bile okumaya yeter sebep. Sürükleyici anlatım olduğu için de sıkılmadan okunabilir.
VathekWilliam Beckford · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025836 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·270 syf.··
2025 68. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 11:13
Kitabı nerede görüp de okuyacaklarım listesine eklediğimi hatırlamıyorum. Ağır ilerleyeceğini düşünmüştüm ama yanılmışım. Her iki filozofa dair kaba taslak bir bilgiye sahipseniz eğer çok daha akıcı olduğunu söylemek mümkün. Yalın bir dil, tane tane anlatım, karışıklığa mahal vermeyecek bir işleyişi var. Kitap; tıp, felsefe, metafizik ve teoloji alanlarında ön plan çıkan, batı dünyası üzerinde de önemli etkileri olan İbn Sina ile modern felsefenin kurucusu olarak kabul edilen Rene Descartes’ın felsefi sistemlerini ele almaktadır. Bu inceleme metafizik bağlamda olup daha çok varlık, bilgi, ruh, ve tanrı başlıkları çerçevesinde olmuştur. Kitap 4 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde İbn Sina, ikinci bölümde Descartes sistemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde her iki ismin felsefi sistemleri karşılaştırmalı olarak anlatılıyor. Bu bölümde her iki ismin benzer felsefi sorunları ele aldıklarına işaret edilmekle birlikte, aynı felsefi sorunlara farklı yaklaşımları olduğu da dile getirilerek okuyucuya sunulmuştur. Son bölümde, Descartes’ın İbn Sina’dan doğrudan olmasa bile dolaylı olarak etkilenmiş olabileceği üzerinde durulup bunun hangi çerçevede olduğu örneklerle açıklanmıştır. Kitapta dikkatimi çeken iki durum oldu. İbn Sina’nın Sudur teorisi, yaratıcının yaratmasının bir iradeyle olmadığı, bu yaratmanın zorunlu bir şekilde taşma sonucu olduğu üzere kuruludur. Yani yaratma, O’nun varlığının zorunluluğundan kaynaklanır, iradeyle değil. Fakat kitapta bu yaratmanın, yaratıcının isteği/iradesiyle olduğu görüşü dile getirilmiştir. Benzer muallak durum cismani diriliş mevzusunda da var. İbn Sina yeniden dirilmenin yalnızca ruhani olduğu, cismani dirilişin olmayacağı görüşündedir. Ve hatta bu noktada Gazali tarafından tekfir bile edilmiştir. Fakat kitap onun yeniden
İbni Sina-Descartes MetafiziğiH. Ömer Özden · Dergah Yayınları · 202026 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 66. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 23:40
Bu kitaba 2023’ün sonlarına doğru başlamıştım. Duygusal çöküş yaşadığım bir dönem araya girince, kitaptan hiçbir şey anlamadığımı fark edip bir köşeye fırlattım. 1.5 yıl bakmamışım. Böyle de kötü bir hatırası var :) Kitap 6 bölümden oluşmakta ve her bir bölümde farklı akademisyenin çalışması mevcut. Çağdaş din felsefecilerinden Richard Swinburne ve Alvin Plantinga isimlerinin çalışmalarına yer verilmesi de ayrıca güzel olmuş. Kitap genel olarak, Allah’ın varlığına ilişkin argümanları, teizmin ateizmden daha rasyonel olduğunu, din ve bilim arasında bir çatışma olmadığını bilakis her ne kadar yüzeysel bir uyum var gibi dursa da aslında natüralizm ile bilim arasında bir çatışmanın olduğunu ele alan çalışmaları içermektedir. Bu tür kitaplarda temellendirmelerin ayrıntılı bir şekilde yapılıyor olması çok önemli. Savunulan bir cümle dahi olsa analiz edilerek dayanak sunuluyor. Bu da görüşlerin geçerliliğine olumlu bir katkı oluşturuyor. Açıkçası kitabı okumak ciddi anlamda dikkat gerektirmekle beraber kişinin ilgi alanına hitap ediyor olması lazım. Öbür türlü çabuk sıkılmak mümkün. Bununla birlikte bazı kısımlar için temel düzeyde bir fizik bilmek de gerektirebilir, o bende yoktu maalesef. O sebeple anlamakta güçlük çektiğim yerler oldu. İlgi alanına giren kişilerin severek okuyacağını umuyorum.
Allah Felsefe ve BilimCaner Taslaman · İstanbul Yayınevi · 2013472 okunma
Puan vermedi·165 syf.··
2025 2. kitabı
Soren Kierkegaard, imanını kale edinen ve varoluşçuluk akımının kurucusu olarak kabul edilen isimdir. Korku ve Titreme’yi yaklaşık 10 yıl önce okudum. O zamanlar tam olarak sindiremediğimi, kitabı tekrar inceleyip üzerine düşününce fark ettim. Kitap, Hristiyanlık dini özelinde Hz. İbrahim’in, oğlu Hz. İshak’ı kurban etmesi olayını temele alarak etik-estetik ve dini varoluş aşamalarını işlemiştir. Teslimiyet kavramını alelade yaklaşımların ötesine taşıyan Kierkegaard, inancın ne demek olduğunu derinlemesine ele almıştır. İman etmenin sanıldığı gibi kolay olmadığını, en büyük ve zor olanın bunu başarmak olduğunu gözler önüne sermiştir. Düşünün ki, mutlak kabul ettiğiniz varlık sizden en değerlinizi istiyor ve siz tereddütsüz emrini yerine getirmek için hareket ediyorsunuz. İşte tam da bu noktada şunu anlatmak ister Kierkegaard: Hz. İbrahim’in oğlunu kurban etmesini sadece akıl çerçevesinde değerlendirdiğimizde, yapılanın canice olduğunu düşünürüz ama inanç boyutuyla olayı ele aldığımızda, Hz. İbrahim’in yaptığının ne kadar erdemli bir atılım olduğunu ve bunu başaracak çok kişinin olmadığını fark ederiz. Ve anlarız ki, aslında en üst ve ulaşılması zor olan aşama, iman aşamasıdır.
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Pharmakon Kitap · 20152,266 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2025 1. kitabı
Yaşamak kitabı, günlük türünde bir eser olup yazarın düşüncelerini ve iç dünyasını bize sunmuştur. Yazar, 1943-1970 yılları arasını kaleme almış ve kronolojik bir sırayla ilerlememiştir. Alelade hadiseler üzerinden ustalıkla derinlemesine tahliller yapmış, cümlelerindeki anlam zenginliği ile kendisine hayran bırakmıştır. Kitaba beni bağlayan sebeplerden biri de yazarın, anlaşılma gayesi taşımadan samimi ve gösterişten uzak bir üslupla yazmasıdır. Cümleyi duygularla yoğur ve kendi anlamını sen oluştur der gibiydi. İkinci kez okumuş olmam, aynı yerleri tekrar tekrar dönüp okumam yazarın kaleminin gücüne ve kitabın tavsiye edilirliğine yeterince açıklık kazandıracaktır.
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma