Dost Kitabevi Yayınları'nın Borges serisinden, ilk olarak 1786’da yayınlanmış Gotik bir roman bu. Maalesef en zor okuduğum ve en az keyif aldığım romanlardan biri oldu.
Vathek, Batı edebiyatında sevilen ve bir çok yazar ve şairi etkilemiş bir eser. Öncelikle Beckford’un Binbir Gece Masalları’ndan esinlenerek, Batı dünyası için gizemini koruyan Doğu kültürünü romanının merkezine yerleştirmesi, döneminde büyük ilgi görmesini sağlamış. Altınlarla süslü saraylar, gücünden sual olunmaz hükümdarlar, eşsiz güzellikteki kadınlar, lezzetine doyulmaz yiyecekler, harem hayatı, hadım harem ağaları, iksir, sihir ve büyü ile dolu bu gizemli atmosfer, Doğu kültürünü merak eden dönem Batılılarını cezbetmiş. Borges gibi bir yazarı etkileme sebebi ise -Borges’in kendi sunuş yazısından anladığımız kadarıyla- öncüllerine hiç benzemeyen, detaylı, dehşet verici ve bir o kadar da renkli bir cehennem tasviri yapmış olması.
Beckford bu kısa romanındaki baş kahramanı, bilgili, belki akıllı ama istediği her şey elinin altında olduğundan hiçbir şeyden tatmin olamayan 9. Abbasi halifesi El Vasık Billah, diğer adı ile Vathek. Oyalanmak için kendisine yeni saraylar ve kuleler yaptırırken tanıştığı bir tüccarın hediye ettiği ve üzerindeki yazıları sürekli değişen kılıçlar, bu bıkkın hükümdara yeni bir hayat amacı verir: Eğer inancını değiştirmeyi kabul ederse kendisine Yeraltı Ateşi sarayı bağışlanacak ve kimselerin bilmediği gizemlere vakıf olacaktır. Sevinçle bu teklifi kabul eden Vathek Yeraltı Sarayı’na doğru heyecanlı bir yolculuğa çıkacak ama sonunda kandırıldığını anlayacaktır.
Beckford’un anlatımını son derece yavan, çizdiği gizemli (!) Doğu resmini ise vasat bulduğumu söylemeliyim. 1700lerin sonlarında belki ilgi uyandırmış olabilir ancak Borges’i bile etkilemesi benim için büyük bir