Adı:
Vathek
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980149
Çeviri:
İ. Utku Kavasoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Korku edebiyatının en başarılı ilk örneklerinden birine hayat veren William Beckford, Vathek'le aynı zamanda roman sanatının da en hakiki Cehennem'ini yaratmıştır.

Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi Vathek, yıldızların sırrını çözmek için Babil kulesinin bir benzerini inşa ettirir. Bu kulede Vathek, bilinmeyen bir ülkeden gelecek bir adam aracılığıyla bir dizi mucizenin gerçekleşeceğini öğrenir. Bu arada gizemli kılıçlarla hükümdarlığın başkentine gelen bir yabancı da, şehre merak salar. Kılıçların üzerindeki harflerin esrarını çözmek isteyen Vathek, bu yabancının istek ve emirlerinin esiri olur. Yabancı Vathek'e, inancını değiştirmesi karşılığında Yeraltı Ateşi Sarayı'nın hazinelerini vaat eder. 

Bu vaat karşısında her türlü emre uymaya hazır olan açgözlü halifenin bilmediği bir şey vardır: Yeraltı Ateşi Sarayı korkunç bir Cehennem'dir. Beckford'un kendi döneminin hayal gücünü aşan bu önemli eserini Murat Belge'nin önsözü ve Seçil Kıvrak'ın Vathek'in Fransızca ve İngilizce metinlerini karşılaştırarak oluşturduğu özenli çevirisiyle sunuyoruz.

"Saintsbury ile Andrew Lang, "Yeraltı Ateşi'nin Sarayı" buluşunun, Beckford'un en büyük başarısı olduğunu söyler ya da ima ederler. Ben de, bunun edebiyattaki ilk hakiki kötücül Cehennem olduğunu savunuyorum. Şöyle bir paradoksu göze alacağım: En ünlü edebi Cehennem, İlahi Komedya'daki dolente regno, kötücül bir yer değil, kötü şeylerin olduğu bir yerdir. Ayrım açıktır."

-Jorge Luis Borges
''nemrut gibi bogulmaktan '' bahsediyor boğulan nemrut değil firavundu. 'gögün yedinci katında ki yüce muhammedin emrindeki cinler'' diyor. hz. peygamberimiz cinci değil onlara emirler yagdırarak insanları cezalandırmıyordu. gögün 7. katında cin filan yok. müneccim cinci büyücü deli bir halifede hiç olmadı. ömer bin abdulaziz de zalim deği adil bir adamdı müslümanlar yıldızlardan medette ummaz. peygamber sünneti sakalı da diline dolamış daha yetmemiş halifenin bir adamı dudaktan öptüne dair kendi iç dünyasındaki çirkinliğiyle süslemiş satırları “Halife’ıniz lanet Gavur’unu memnun etmek için bize bu oyunu oynadı!” gibi sumlimal mesajlarla bilinç altı oluşturmaktan da geri kalmamış ''çünkü kadınlar her yarışta kendi üstünlükleriyle gururlanırlar'' diyerek şeytanın uşağı kirli izabele de göz kırpmış bu aşşagılık ingiliz..
Kitap değil haraketler müsfettesi sunmuş.“Ah, Emir’il Müminin, Hazreti Peygamberimiz hiç şüphesiz bize sinirlenmiş olmalı. O’nun gönlünü almanız gerekiyor.”Hiç de hayra alamet olmayan bir gülümsemeyle Vathek, “Daha sonra alırız gönlünü. Benim yokluğum süresince dua etmek için yeterli zamanın olacak.'' şeklinde adice diyaloğlarla gavur oglu gavur gavurluğunu yapmış.Evet ananın seni doğurduğun güne lanet olsun! gebermenden yaklaşık 180 yıl sonra sanada gotik romanınada bela okuyorum..
Tam anlamıyla Fransız işi bir Arap masalı. Arap masallarındaki tüm abartılara (günde yüz çeşit yemek, 4000 deve, 300 sandık elmas, 2786 erkek, onun üç katı kadın köle vs.) tek tek yer verilmiş. Sonsuz gücün peşinde herşeyini ortaya koyan bir hükümdarın öyküsü. Çok sarmadı açıkçası. Edisyonun hatrına katlandım... http://www.umutcalisan.com/2014/03/vathek.html
İlla okumalısınız diyebileceğim bir kitap olmasa da, bazı arkadaşların verdiği 4 ve 2 gibi komik puanları da hak etmediğini söylemeliyim. Kitap eski doğu masallarını anımsatan bir öyküye sahip. Zenginlik ve güç uğruna insanların neler yapabileceğini büyülü bir dünya örneği içinde bize anlatmış yazar.
ünlü arjantin kütüphanecesi jorge luis borges'nin babil kitaplığına aldığı ingiliz yazar william beckford'un eşsiz bir novellası. gerçekliğin ve olağanüstülüğün, halifelik ve aşağılığın, kör inançla tehlikeli inancın harmanlandığı harikulade bir gotik eserdir vathek. abbasi soyunun dokuzuncu halifesi olan vathek atalarının peşinden gitmeyip, bu dünyada sıkıntı çekmeyi istemez ve kendini zevk-i sefaya bırakır.
beckford'un islamın tüm teferruatını nasıl ince ince işlediğini okumak şaşkınlık verir. peygamberleri, tanrıyı, şeytanı ve cehennemi, günahı, zevki ve şehveti, ruhu ve ölümsüzlüğü, halifelerin tebaasını ve saraylarındaki soyluları, murşitleri ve muritlerini, haremi ve hizmetkarları ve bir sürü durumu çok isabetli betimler ve yorumlarla aktarması kendisine duyulacak saygıyı bir kat daha artırır.

vathek'te beckford, borges'nin de belirttiği gibi, dr. faustus, ilahi komedya ve moby dick eserlerinin bir karışımı gibidir. kendisine has üslubu bu sayılan tüm eserlerden sıyrılır. zaten işlediği konu diğerleriyle doğrudan ayrışır. yalnızca dante'nin ilahi komedya'sıyla bağdaşır. borges de zaten ilahi komedya'nın bir esintisi, yalıtımı olduğu iddiasında bulunur.

vathek sarayında otururken bir yabancı gelir ve kendisine tuhaf bir hediye verir. bu bir kılıçtır ve üzerindeki yazılar değişip durmaktadır. lakin yazıyı kimse okuyamaz ve nihayet bir adam bu yazıyı okuyabileceğini iddia edip yazıları okur. ilk okuduğu yazı vathek'i övercesinedir. bir gün sonrasında tercüman şaşırır kalır, yazı değişmiştir. vathek tercüme etmesini söyler. o da,
"vay haline bilinmesi tehlikeli olanları bilmek isteyene," gibisinden bir yazı okur. hediyeyi veren gizemli ve korkunç yaratık yer yarılmış yerin altına girmiştir sanki. hiçbir yerde izine rastlanmaz. vathek bu adamı bulmak için her şeyden vaz geçer. sağlığı bozulur, iktidarı sarsılır, kuvveti yiter. nihayet bu korkunç yaratık ortaya çıkar ve ona bir kadeh uzatır, içmesini buyurur. hemen kendine gelir vathek ve bir dediğini iki etmemeye başlar. nihayet araları fazla yakınlaşmadan dolayı açılır ve vathek bu kılıçları nerden ve kimden alındığı sorusunun cevabını ortadan tekrar kaybolan bu korkunç adamdan öğrenemez. yine tüm huzuru yiter ve bir kule inşa ettirir. aslında kulenin yapımı çok daha öncelere dayanır. göklerden bir cevap beklemeye başlar. yaratık -gavur dediği adam- ona bunların cevabını söyleyeceğini, hatta kendisine yeraltının tüm saraylarını da bahşedeceğini söyler, ancak bir şartı vardır, vezirlerinin çocukları da arada olduğu tam elli çocuğu kendisine kurban etmesini ister. bunun üzerine vathek pek kararsız kalmadan teklifi kabul eder. olay örgüsü gavurun daima baştan çıkarıcılığı ve aldatmacaları üzerinde devam eder. nihayet vathek, karşı konulamaz sonun içine düşer. annesi katharsis'e uymasının, peygamber hz. muhammed'in uyarılarına aldırmamasının acısını iblisin umarsız ve alçaltıcı bakışlarıyla idrak eder.

bu ibretlik, trajik öykü beckford'un insanı umutsuzluğun ve umudu bir daha elde edememek üzere yitirilmesinin okuyucuya sunduğu kasvetli bir dikteyle son bulur. son olarak diyeceklerimi, kitapta geçen bu güzide mesajla bitirmek en doğrusu:

"... tanrının insanın bilgisine koyduğu sınırların ötesine geçmek isteyen kör merakın cezası bu olacaktır; en saf varlıklara mahsus bilimlere sahip olmak isteyen hırs, ölçüsüz bir gururdan başka bir şey elde edemez, insanın kaderinin basit ve cahil olmak olduğunu göremez.
böylece, boş bir şatafat ve yasak bir güce erişmek için binlerce günah işleyen, ruhu kararan halife vathek kendisini pişmanlıklar, sonsuz ve sınırsız acılar içinde buldu..."

bir yıl sonra gelen düzenleme: aslında kafama takılan bir şey var. vathek, dünyalara sahip, evrenin tek efendisi olmak istiyordu. bunu yabana atmıyorum ama beckford da diyor ki, insanın kaderi sadece cahilliktir, bunun önüne geçemezsin! burada kafama takılan bir şey var beckford efendi! şimdi uzay araştırmaları "sınırların ötesine geçmek" demek miydi sana göre? tamam, muazzam bir dilin var. gerçekten sınırları zorlayan bir birikimle yazıyorsun. ama bu sınırlamak, bilimde "haddini bilmek" endişesi nedir? keşke bunun cevabını bizzat senden alabilseydim.

william beckford, vathek ya da bir arap masalı ya da caliph vathek'in tarihçesi
dost yayınevi'nden okunmuş olup, alıntı yapılan kısım da yine bu yayınevine aittir: (babil kitaplığı)
çevirmen ise: ismail yergüz
Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi olan Vathek,
yıldızların sırrını çözmek için Babil kulesinin bir benzerini inşa ettirir.
Bu kulede Vathek, bilinmeyen bir ülkeden gelecek bir adam
aracılığıyla bir dizi mucizenin gerçekleşeceğini öğrenir.
Bu arada ise gizemli kılıçlarla hükümdarlığın başkentine
gelen bir yabancı da, şehre merak salar.
Kılıçların üzerindeki harflerin esrarını çözmek isteyen
Vathek, bu yabancının istek ve emirlerinin esiri olur.
Yabancı Vathek’e, inancını değiştirmesi karşılığında
Yeraltı Ateşi Sarayı’nın hazinelerini teklif eder.
Bu teklif karşısında her türlü emre uymaya hazır olan açgözlü halifenin
bilmediği bir şey vardır: Yeraltı Ateşi Sarayı korkunç bir Cehennem’dir.


"Beckford'ın Yeraltı Ateşi’nin Sarayı, korku edebiyatın
ilk korkunç cehennemidir. Hatıladığım kadarıyla da Vathek'ten
önce yazılmış hiçbir eserin 'tekinsiz' olduğu söylenemez."
- Jorge Luis Borges -
Gotik edebiyatin ilk ornegi olmasi bakimndan cok onemli bir bas yapit. Abbasi halifesi vathekin iktidarini olumsuzlestirmek icin iblisle yaptigi ahdi konu ediniyor. Masalimsi uslubuyle goz dolduran bir eser.
dinciyseniz dine düşkünseniz okumayın ama benim hoşuma gitti yabancı bir yazarın müslümanlıga bakış açısı çok ince nokta tespitleri var ben beğendim
Bilmemesi gereken şeyleri bilmeye çalışan ve gücünü aşandan fazlasını üstlenen kendini bilmez faniye yazıklar olsun
İnsanların karınca, dağların deniz kabuğu ve şehirlerin arı kovanı kadar olduğunu gördü
sadece araçları oldukları iyiyi sıkça kendi erdemleri sayan insanların, önleyemedikleri saçmalıkları da üstlerine alınmalarından daha doğal bir şey yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vathek
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
152
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052980149
Çeviri:
İ. Utku Kavasoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Korku edebiyatının en başarılı ilk örneklerinden birine hayat veren William Beckford, Vathek'le aynı zamanda roman sanatının da en hakiki Cehennem'ini yaratmıştır.

Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi Vathek, yıldızların sırrını çözmek için Babil kulesinin bir benzerini inşa ettirir. Bu kulede Vathek, bilinmeyen bir ülkeden gelecek bir adam aracılığıyla bir dizi mucizenin gerçekleşeceğini öğrenir. Bu arada gizemli kılıçlarla hükümdarlığın başkentine gelen bir yabancı da, şehre merak salar. Kılıçların üzerindeki harflerin esrarını çözmek isteyen Vathek, bu yabancının istek ve emirlerinin esiri olur. Yabancı Vathek'e, inancını değiştirmesi karşılığında Yeraltı Ateşi Sarayı'nın hazinelerini vaat eder. 

Bu vaat karşısında her türlü emre uymaya hazır olan açgözlü halifenin bilmediği bir şey vardır: Yeraltı Ateşi Sarayı korkunç bir Cehennem'dir. Beckford'un kendi döneminin hayal gücünü aşan bu önemli eserini Murat Belge'nin önsözü ve Seçil Kıvrak'ın Vathek'in Fransızca ve İngilizce metinlerini karşılaştırarak oluşturduğu özenli çevirisiyle sunuyoruz.

"Saintsbury ile Andrew Lang, "Yeraltı Ateşi'nin Sarayı" buluşunun, Beckford'un en büyük başarısı olduğunu söyler ya da ima ederler. Ben de, bunun edebiyattaki ilk hakiki kötücül Cehennem olduğunu savunuyorum. Şöyle bir paradoksu göze alacağım: En ünlü edebi Cehennem, İlahi Komedya'daki dolente regno, kötücül bir yer değil, kötü şeylerin olduğu bir yerdir. Ayrım açıktır."

-Jorge Luis Borges

Kitabı okuyanlar 56 okur

  • Barış
  • Fkrt ozlm
  • Agah Ercömert
  • ludmilla.92
  • Furkan Eroğlu
  • onbir
  • Nihans
  • nejla güldalı
  • Selin
  • Architect

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%3.4
18-24 Yaş
%6.9
25-34 Yaş
%34.5
35-44 Yaş
%34.5
45-54 Yaş
%13.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46
Erkek
%54

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.5 (2)
9
%12.9 (4)
8
%22.6 (7)
7
%16.1 (5)
6
%19.4 (6)
5
%3.2 (1)
4
%6.5 (2)
3
%0
2
%9.7 (3)
1
%3.2 (1)