"Her şeyin müsebbibü'l-esbâbıdır, yani madem ki Allah, irade-i külliyesiyle seni ve beni, bu gül fidanlarını istediği gibi yaratır, büyütür, sevindirir, mükemmel bir sıhhat içinde pembeleştirir, ihya eder yahut kederlendirir, illetler içinde sarartıp soldurur, ağlatır, bunaltır; madem ki, ne fırtınayı avcumuzla durdurabiliyoruz, ne eceli geriye itebiliyoruz; madem ki, onun irade-i külliyesi içinde, biz, bir rüzgâr önünde uçan tüy gibiyiz, keder etmek nafile, üzülmek nafile, cismi telef etmek nafiledir. Yavrum, kızım, evlâdım... Sana 'kısâs-ı enbiyâ'ya vereyim de oku. Peygamberlerin başına gelen felâketler seni teselli edecektir, bunların içinde öyleleri vardır ki insan, tüylerinin ateşten çivi gibi kızarıp dikildiğini hissetmeden, felâketlerini göz önüne getiremez."