Karşımdaki pencere ardına kadar açıktı. Rıhtımdaki çiçekçilerin gülüşmelerini duyuyor, pencerenin kenarındaki taştan yarıkta güneşin ışınlarıyla parlayan küçük , sarı , güzel bir çiçeğin rüzgarla oyun oynadığını görüyordum.Bunca zarif duyumun ortasında kasvetli bir düşünce nasıl belirebilirdi?
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Ne yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkâr olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır ,yoksa kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı ?