Başkalarının bende, benim bildiğim ben olmayan birini, ancak dışarıdan bakarak tanıyabilecekleri birini gördükleri düşüncesi; benim içimde olduğundan, onlara göre benim (bana göre benim olmayan bir "benim"!) olduğundan, benim olmayan, bana kendi gözümde yabancı kalmaya yazgılı bir görünüş veren gözlerle. Yalnız onlara göre benim olduğundan içine giremeyeceğim bir yaşam düşüncesi rahat huzur bırakmadı bende.
İçimdeki bu yabancıya nasıl katlanacaktım? Benim için ben, kendim olan bu yabancıya? Onu nasıl görmeyecektim? Onu nasıl tanımayacaktım? Onu sonsuza dek yanımda, içimde, başkalarının gözünde, kendi gözümün dışında taşımaya nasıl yazgılı kalacaktım?
Hiçbir şeyi tanımıyordu, kendini de tanımıyordu; yaşamış olmak için yaşıyordu, yaşamayı bilmiyordu; yüreği çarpıyordu, bunu bilmiyordu; soluk alıyordu, bunu bilmiyordu; gözkapaklarını kıpırdatıyordu, ama bunun ayrımında değildi.
Ben kendimi tanımak istemiyorum; benim dışımdaki onu tanımak istiyorum ben. Olabilir mi bu? En büyük çabamı şunun için harcamalıyım: kendimi kendimde görmemek, kendi tarafımdan görülmek, kendi gözlerimle, ama bir başkasıymışım gibi: herkesin gördüğü, ama kendim göremediğim ötekini.