Hayatta olma korkum o kadar baskın, dehşet öyle büyük ki sakinleştiriciler, panzehirler, merhemler veya dikkat dağıtıcı şeyler bile işe yaramaz. Uyumak beni dehşete düşürür. Ölüm de diğer her şey gibi korkunçtur. İlerlemek ve durmak aynı imkânsız şeylerdir. Umut ve süphe aynı derecede soğuk ve gridir. Boş kavanozlardan oluşan bir rafım ben.
Yaz bitip sonbahar gelmeden önce, havanın ağırlaştıg ve renklerin solduğu o sıcak ara dönemde, akşamüstlerine mağrur bir hava çöker. Hayal gücünün hilelerine benzer, hiçbir şeye duymadığımız özlemlerin ve upuzun yılanlar gibi dizilen gemilerin uyanışları misali sonsuzluğa uzanır.
Böyle akşamüstleri, gelgitli bir deniz gibi, can sıkınıtısından daha kötü olan ama başka da bir adı olmayan duyguyla doldurur içimi. Bu tam olarak belirleyemediğim bir huzursuzluk hissi, ruhumdaki bir gemi enkazıdır. Her şeye gücü yeten bir Tanrı'yı kaybetmiş gibi hissederim, sanki her şeyin Özü ölmüş gibi. Ve fiziksel evren, havat iken sevdiğim bir ceset gibidir şimdi gözümde; hâlâ renkli ışıklar saçan bulutların sonuncularının ışığında, her şey hiçliğe dönüşür.