"Her Şey Geçip Gider" demiş Grossman. Evet her şey geçip gider, herkes göçüp gider.
Savaş sonrası geçen tam 30 yıl ama hapiste. Çıkınca nasıl bir manzara bekler ki insan? Sevdiğin kadın nerededir mesela? Ya da evin? Ailen?
Bazı yolları yürümek, gerçekten hem yürek hem de cesaret istiyor.
Savaş sonrası devlete ne lazımdır? Aş ve iş ve bunları elde etmeyi sağlamak için halk. Büyük bir savaş atlatıp küllerinden doğmaya çalışırken ne diye elinde kalmış bir avuç insanı köpekten beter edersin ki. Milletin, toprağın efendisi kimdi? Köylü?
Bir köy insanı elindeki son tohuma kadar alıp işleri bitti diye açlığa ölüme sürüklemek nedir? Birbirlerini yiyecek kadar aç bırakmak kalbi olan bir insanın fikri olamaz aklım idrak edemiyor. Doktora ihtiyaçları yok deyip doktoru, öğretmene ihtiyaçları yok deyip öğretmeni geri almak.
Her zaman söylüyoruz aslında iktidar koltuğu, koskoca bir güç zehirlenmesi. Koltuğa otururken beyinleri ve kalplerini kapı dışında bırakıyor insanlar.
Evet, her şey geçip gider, demiş.
Herkes göçüp gider, doğru.
Savaşlar biter,
Barış başlar.
Küllerinden doğarsın doğmasına da...
İnsan insana bunları yapabiliyorsa, barış, dünya barışı olsa ne yazar. Sağlam bir kaç yürek peşinde olmadıktan sonra diktiğin beton yığınlarının, yaptığın işlerin ne önemi var.
Herkes göçüp gider. Geriye ömrün boyu peşine düştüğün fanilik mi? yoksa arkanda seni seven ve saygı duyan bir ordu insan mı kalsın istersin?