"Modern dünyada birey inzivaya çekildiği, sessiz ve yalnız kalabildiği bir özel köşesi olsun istiyor. Dünyanın sağanak halinde yağan gürültüsünden kaçtığında, onu itirazsız bir sessizlikle karşılayacak bir yuvası olsun. Çocuklar ancak sığınacak bir evleri ve onları saracak bir ana kucağı varsa varlıklarını hisseder ve dünyadan bir şey isteyebilirler. Çocuğun tutacak bir el aradığı gibi, o el de hep tutacağı çocuğu arar. Hayat bir tamamlanma arzusudur."
Oysa güzelliği, iyiliği ve hakikati aramayan bir ömür, sonunda insana beyhude bir debelenme hissinden başka ne verebilir? Herkesi aynı kaderin beklediği hayatların farklı farklı ancak kaderin ortak olduğu bir dünyada, kimin kazanıp kimin kaybettiğini nereden bileceğiz?
Bizim bayramımız, topraklarımızın özgürleştiği; Mescid-i Aksa'mızın Yahudi işgalinden temizlendiği ve Siyonist zindanlarında ömürleri çürüyen kahraman direnişçilerin hür olduğu gündür!