Benim Hüzünlü Orospularım 'ı okurken aslında bir adamın yaşlılığını değil, insanın sevgiyle yeniden doğma ihtimalini okudum. Konusu ilk başta beni rahatsız etti; yaşlı bir adamın genç bir kıza duyduğu arzu kolayca kabullenilecek bir şey değil. Ama ilerledikçe fark ettim ki asıl anlatılan beden değil, kalbin değişebilme gücü. Yalnızlık, pişmanlık, zamanın ağırlığı ve buna rağmen insanın hayatının en sonunda bile aşkla yeniden sarsılabilmesi… Bu kitap bana hüzünlü ama umutlu bir his bıraktı.
Yine de itiraf etmeliyim ki kitabın ismi bana hep mesafeli geldi. “Orospu” kelimesi romanın şiirselliğini gölgeleyen, okura daha ilk bakışta sert gelen bir seçim. Oysa metnin içinde, bu kelimenin çağrıştırdığından çok daha incelikli ve kırılgan bir hikâye gizli. Márquez’in büyüsünü tam yansıtamayan bu başlığa rağmen, bana kalırsa kitap sevmek için hiçbir zaman geç olmadığını hatırlatıyor.