Betül

Betül
@1betulce_
10/10
·116 syf.··
2026 27. kitabı
Bu ara aldığım kitaplar arasında en çok merak ettiklerimden biriydi. Hatta okumamak için biraz direndim; çünkü okuyup bitirmek istemiyordum. Ama bugün sonunda elime aldım ve çok kısa sürede bitti. Melisa Kesmez'in öyle bir kalemi var ki başladığınızda bırakmak istemiyorsunuz. Bir sonraki sayfada ne olacağını, karakterin ne hissedeceğini merak ediyorsunuz. Bir olayı, bir duyguyu ya da bir düşünceyi anlatma şekli o kadar güçlü ki okurken siz de onun içindeymişsiniz gibi oluyor. Sanki onun üzüntüsünü siz de hissediyor, yaşadıklarına siz de ortak oluyorsunuz. Melisa Kesmez'le ilk olarak Nohut Oda’da tanışmıştım. O kitabı okurken insanların yaşadıkları beni biraz etkilemişti galiba çünkü ilk başta çok sevemedim sanmıştım. Sonra durup düşününce aslında beni etkileyen şeyin tam da yazarın kalemi olduğunu fark ettim. Bu kitapta da yas sürecinde, hayallerini belki geride bırakmış, belki de hiç kuramamış, zamanla biraz kendini unutmuş bir kadının yeniden yaşama dönmesini okuyoruz. Ben gerçekten çok etkilendim. Bitirdikten sonra bir süre daha kitabın içinde kaldım sanki hatta birkaç gün daha Türkan’la yaşayacağım gibi duruyor. Çok sevdim, tavsiye ederim.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
Reklam
7/10
·96 syf.··
2026 26. kitabı
Kötülük problemi zaten ilgimi çeken bir konuydu. Özellikle "Dünyada kötülük varsa Tanrı nasıl mutlak iyi olabilir?" ya da "Tanrı hem her şeye gücü yeten hem de mutlak iyi ise kötülük neden var?" gibi argümanlar üzerine düşünmeyi seviyorum. Kitapta bunlara yer verilmiş, farklı yaklaşımlar da anlatılmış. Bu açıdan aradığım konular vardı aslında. Ama yine de kitabı bitirdiğimde içimde beklediğim o doluluk hissi oluşmadı. Bir de kitabın başında herkesin anlayabileceği şekilde anlatılmaya çalışıldığına dair bir ifade vardı. Ben de daha sade, daha akıcı bir anlatım beklemiştim. Kitap anlaşılmaz değil ama bence mantık ve felsefeye dair temel kavramlara aşina olmak okumayı daha kolay hâle getiriyor. Konunun kendisi zaten belirli bir altyapı gerektiriyor. Bu arada tam bir Altay Cem Meriç tarzıydı, videolarını izliyor gibi de hissettirdi cümleler kelimeler. Bu yüzden yazarın videolarını izlemek de iyi olabilir okumadan önce. Sonuç olarak güzel bir kitap. Hatta merakı olan biri için okunabilir ve çok şey katar. Sadece ben okuma sürecinde kendimi tamamen kaptıramadım ve bitirdiğimde beklediğim tatmini yaşayamadım. 94 sayfalık bir kitap olmasına rağmen dört günde bitirmem de biraz bundan kaynaklanıyor olabilir. Sayfa sayısı azdı ama elim sürekli gidip gelen bir kitaptı. Okunan kısımların üzerinde durulması gerekiyordu. Genel olarak güzel bir deneyimdi ama bende uzun süre etkisi kalacak ya da sık sık dönüp bakmak isteyeceğim bir okuma hissi bırakmadı şimdilik.
Kötülük ProblemiAltay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2026284 okunma
10/10
·248 syf.··
2026 25. kitabı
Şermin Yaşarı okumaya bayılıyorum nasıl bir kalemi var anlamadım elime aldığım an kendine bağlıyor ve asla bırakmak istemiyorum, soluksuz okuyorum. Yine harika bir kitaptı. Ayrıca analizleri çok güzel sanki aynı anda hem bir genç kızı ya da erkeği anlatabiliyor, yaşlılığı, yalnızlığı, şanslılığı… bütün hayatlara dair bir fikri var ve bunu o kadar hissettirerek anlatıyor ki birden fazla hayatı yaşamış gibi geliyor. Meltem ve Selime teyzenin hayatlarını okuyoruz. Hikayeleri çok tanıdık aslında anlatım şekli de çok güzeldi. Çok detaya girmek istemiyorum. Tavsiye ederim çok beğendim.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
10/10
·216 syf.··
2026 24. kitabı
Bu kitabı ders kapsamında okumaya başladım ve açıkçası ilk başta başlığına karşı biraz önyargılıydım. Çok ilgimi çekeceğini düşünmüyordum. Ama daha ilk sayfalardan itibaren fikrim tamamen değişti. Yazarın “Ben dedikoduyu kuramsallaştırıyorum.” dediği bölüm özellikle çok dikkatimi çekti. Hatta henüz evli olmamasına rağmen kayınvalide ya da görümce ilişkileri hakkında sanki bunları yaşamış gibi kafasında yüzlerce hikâye ve yorum olduğunu, üstelik bunların çoğunun olumsuz olduğunu söylüyordu. Bu kısım bana çok tanıdık geldi. Çünkü aslında hepimiz daha yaşamadan birçok ilişki hakkında fikir sahibi oluyoruz ve bu fikirler genelde çevreden duyduklarımızla şekilleniyor. Kitap boyunca kadınların, genç kızların evlilik sürecini nasıl deneyimlediği çok farklı açılardan ele alınıyor. Yazar sadece kendi düşüncelerini anlatmıyor; yaptığı görüşmelere, okuduğu kaynaklara ve hatta romanlardaki kadın temsillerine de yer veriyor. Bu yüzden okurken tek bir bakış açısıyla karşılaşmıyorsunuz. En çok hoşuma giden noktalardan biri de evlenmenin sadece iki kişinin bir araya gelmesi olarak değil, bir genç kız için aslında “gelin gitmek” anlamına geldiğinin anlatılmasıydı. Aile kavramının evlilik öncesinde ve sonrasında nasıl değiştiği, kalabalık aileler, aynı evi paylaşan akrabalar, birden fazla gelinin birlikte yaşadığı evler gibi birçok farklı konuya değiniliyor. Bunun yanında kadınların kimlikleri, kendilerini nasıl algıladıkları ve bu süreçte yaşadıkları değişimler de oldukça etkileyici bir şekilde işlenmiş. Kitapta beden ve güzellik algısına da değiniliyor. Güzelliğin ya da maddi durumun evlilik sürecinde nasıl bir avantaj ya da dezavantaj olarak görülebildiğini anlatan bölümler vardı ve bunlar bana toplumun kadınlara yüklediği beklenteleri yeniden düşündürdü. Genel olarak kitabı
Kaynana Ne Yaptı, Gelin Ne Dedi?Dikmen Yakalı Çamoğlu · İletişim Yayıncılık · 201735 okunma
7/10
·304 syf.··
2026 22. kitabı
Yeni doğmuş bir bebeğe verilen ismin onun hayatını nasıl etkileyebileceği anlatılmış aslında. 3 isim üzerinden ilerliyor her bir isim için bir hikaye oluşturulmuş ve her bir ismin ayrı ayrı hayatları anlatılmış. Genel olarak güzel akıcı bir kitaptı. Bir kararın bir hayatı nasıl etkilediği, o sonsuz ihtimallerin bir kısmının anlatıldığı aynı zamanda aile içi ş.ddetin çocukların hayatında nasıl bir iz bırakacağı yer alıyor.
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026418 okunma
Reklam