S.Nur

Unutmamak gerektir ki; beşerî ilmin (mutlak ilmin değil), müntehâsı (sonu) peygamberlerin mûcizeleridir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

S.Nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
21 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2024 21:49
·
2024 8. kitabı
Kadir Mısıroğlu
9.7/10 · 717 okunma
İslâm özü itibariyle iki kelime ile özetlenebilir. Bunlar "edeb" ve "cihad"dır. Bizim tarihimiz, şu iki mefhumun en zirvede yaşandığı bir tarihtir.
Osmanlı tarihini baştan başa tetkik edersek, zaman onun "edeb" ve "cihad" gibi iki kelimeyle özetlenebileceğini görürüz. Bu iki kelimeyi de teke indirmek istersek diyebiliriz ki, o kelime "âdâb"dır. Adab, yani edebler bütün islâmî gerçekleri içine alabilecek derecede zengin bir mefhumdur
Cumhuriyet'in ilk yıllarında resmî makamlara verilen "dilekçe", yani küçük dilek denilecek ve bunların hitab kısmında da "ihtiramkar" hiçbir sıfat kullanılmayarak, "Dileğimdir!" kelimesiyle başlanılacaktı. Bu mecbûrî tutulmuştu. Mektupların üzerine "muhterem..." yazmak yasaktı. Sadece "bay" veya "bayan" denilecekti. Bay, kadîm türkçede zengin demek olduğu halde böyle bir mana erozyonuna uğratılmış ki, Türkçe olan bey ve beyefendi, hanım ve hanımefendi kanunla yasaklanmıştı. Halbuki hanım "kraliçe" demekti. "Bayan"sa, "bay" kelimesine müterâdif olarak hiçbir mantık ve lisânî kaaideye tebaiyet endişesi duyulmadan uydurulmuş bir kelimeydi. Asaletsizliği esas alan, senli-benliliği samimiyet telakki eden o zihniyetin sokaktaki insanımızı ne hale getirdiğini anlatmaya hâcet yok!.. Eski türk evinin hürmet ve muhabbet dolu havası dağıtılmış, onun yerine zorla eşyadan tavırlara kadar asāletsizlik hâkim kılınmıştır.