"Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol âlemde bir serdâr olur
Yâr olur ağyâr olur serdâr olur dildâr olur"
Akılalmaz bir gözlemci, dahiyane bir üçüncü kişi... Sait Faik. Sanki kendisiyle tanışıklığım evvelden beridir hasıl olmuş. Ahbap gibiyiz doğrusu kendisiyle. Kendini bir kenara çekip etrafı incelemekte üstüne yok. Hikayeleri öyle duru ve öyle anlık ki okurken mekanın içinde gibi hissetmek meseleden dahi sayılmaz.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Kim bilir, kaç çocuğun sessiz yürek cırpışları biz hayatımıza devam ederken yanımızdaydı? Ah Zezé... Okurken onun bakışlarını ta yüreğimde hissettiğim bir kitap. Merhamet ve şefkat sözlüğü..
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,7bin okunma
Katiller ve yazarlar nerden baktığınıza göre değişiyor olsa da -bu işin en iyi tarafı tam da budur- çoğunlukla aynı duyguları besler ve ikisi arasında alışılmadık, ilk gözle fark edilmese de yadsınamayacak bir benzerlik vardır: Karşısındaki ile eğlenmeyi iyi bilirler doğrusu. Zihinleri karmaşık bir okyanusa benzer ve çoğu zaman kopan fırtınaların ardından farklı yöntemlerle olsa da sakinleştirmesini iyi bilirlerler. Kolay olmayan fakat büyük bir memnuniyetle işlerini bitirirler. Bu kitapta da Christie'nin küçük oyunlarıyla ve şaşırtıcı gerçekleriyle yüzleşmek bittabi onun saf ve ilgi çekici bir yerden yaklaşıyor olmasıyla beraber okuyucuya da aynı memnuniyeti kazandırıyor. Evet her cinayet biraz sıradışıdır ama Çarpık Ev'in soğuk ve birbirinden farklı süslenmiş duvarları insan boyutuna da farklı konseptler katıyor. Her bakımdan dehşetli bir kitap.
Görmek. İzlemek. Fark edip kaleme dökmek. Bunlara sahip olmak bir nimettir. Yazarın sanıyorum gençlik yıllarında aldığı kısa notlardan esinlenerek yazdığı bu kitap (kitapta öyle lanse edilmiş) işte tüm bunların özeti. İnsan duyguları, arzuları ve düşünceleri usul usul yağmaz ve bir tepede toplanırsa eğer, bir çığ gibi büyür ve zamanla kendini hiddetli bir şekilde bırakıverir ve inanın bunun altında ezilmeyecek olanlar ancak ne olduğunu dahi anlamayan ve hayatlarına öylece devam eden şanssız, biçarelerdir.
Hani sonunu hiçbir zaman tam manasıyla kavrayamadığınız, yazarın hayal dünyasını ve düşüncelerini kendisi kadar iyi -tabiki- bilemeyeceğiniz için kitaba belirli bir son veremediğiniz, sonunda ufkunuzu genişletmek adına derin düşünceler içeren ve yüzünüzde hafif bir tebessüm bırakan eserler vardır ya... Puslu Kıtalar Atlası tam da böyle bir kitap.
Nasıl olduğunu anlamadan bir anda kendinizi hayal ve gerçeğin birbiriyle çakıştığı, ilmin ışığında kaybolduğunuzu zannederken sizi çok farklı bir felseyle vuran, sınırlarını zorlayan bir kitap. Kısaca... Harikaydı. Okunmaya değer.