Hayatımıza soktuğumuz her dijital bağ organik bağa olan ihtiyacımızı azaltmaktadır. Fakat bu bağlar organik olmadıklarından asıl amacına hizmet edemezler ve bu durum içimizde sürekli bir boşluk hissetmemize neden olur.
.
.
Yapmamız gereken bu boşluğu organik insanlarla doldurmakken ne yazık ki biz sosyal medyada daha çok vakit geçirip kendimizi uyuşturmaya devam ediyoruz.
Kararlılığın doğası böyledir: Önceden hedeflerinize ulaşıp ulaşmayacağınızı bilemezsiniz, yapabileceğiniz tek şey anlamlı bir yönde ilerlemektir. Geleceği kontrol edemezsiniz ama yolculuğunuza adım adım, ilerlerken öğrenerek ve gelişerek devam etmeyi ve yolunuzu şaşırdığınızda doğru yola geri dönme becerinizi kontrol edebilirsiniz.
İyi ilişkiler inşa etmek, sadece kendi duygularımızla başa çıkmak açısından değil, başkalarının duygularıyla bağ kurmak ve başa çıkmak açısından da duygusal zeka gerektirir.
İşin doğrusu şu: Hayat zor. Bu gerçekten kaçış yok. Er ya da geç hepimiz güçsüz düşeriz, hastalanıp ölürüz. Er ya da geç reddedilme, ayrılık ya da ölüm yüzünden önemli ilişkilerimizi yitiririz. Er ya da geç krizlerle, hayal kırıklığıyla ve başarısızlıkla yüz yüze geliriz. Bu da öyle ya da böyle hepimizin pek çok acı verici düşünce ve duyguyu deneyimleyeceği anlamına gelir.