bir fikirist

bir fikirist
@1fikirist
Bir Eve Değil, Bir Hisse Ait Olmak
8/10
·456 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 17:53
Ait olma konusu üzerine çok düşünen biri olarak bu roman, bana bildiğim pencereden bilmediğim bir hayata bakma fırsatı verdi. Evi ve “evde olma” duygusunu tam anlamıyla benimseyememiş biri olarak, Seher’in zihninde kendime bir yer buldum. Okurken kendi hayatımdan da birçok izle karşılaştım. Hikâyeler ve duygular birebir aynı olmasa da yaşanan dönemler ve hisler oldukça tanıdıktı. Ait hissedemediğim sayısız evde benzer duyguları yaşamıştım. Ancak bu yabancılığı neden hissettiğimi o zamanlar anlayamamıştım; hâlâ da tam olarak anlayabilmiş değilim. Romanda aynı duyguları taşıyan biriyle karşılaşınca yalnızlık hissim sanki ikiye katlandı. Onun yolculuğuna düşüncelerimle yoldaş oldum. Kitap benim için farklı hızlarda ilerledi. Bazen elimden bırakamadım, bazen de okumayı ertelediğim zamanlar oldu. Ama her seferinde beni yeniden yakalamayı başardı. Bu yolculuğa ve yürüyüş serüvenine daha önce başka bir yapımda tanıklık etmiştim. 3 Caminos dizisi de aynı yolu yürüyen bir grup insanın hikâyesini anlatıyordu ve ilginç bir şekilde kitapta hissettiğim pek çok duyguyu o dizide de bulmuştum. Bu yüzden diziyi de ayrıca tavsiye ederim. Yürüyüşün insanlar üzerinde problem çözme, içgörü kazanma ve zihni toparlama gibi etkileri olduğuna dair birçok çalışma var. Bu yüzden bu tür yürüyüşlerin hikâyelere yansıması aslında şaşırtıcı değil. Ama yine de bu yolculukların insanın içini ısıtan bir tarafı var.
Duygu ve Düşünce
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yasın, Ailenin ve Ölümün İç İçe Geçtiği Bir Hikâye Hamnet
Puan vermedi·293 syf.··
2026 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 21:53
! Yazı spoiler içermektedir Hamnet’i okurken sürekli kendime şunu sordum: Bu kitap kimin hikâyesi? Bir ailenin mi, Agnes’in mi, yoksa doğrudan yasın kendisinin mi? Ben romanı en çok Agnes’in gözünden deneyimledim. Onun doğumundan, hatta doğum öncesine uzanan sezgisel dünyasından başlayıp Hamnet’le vedalaşmasına, o büyük kaybı kabullenme sürecine kadar yanında yürüdüm. Bu yüzden ilk başta bana tamamen Agnes’in hikâyesi gibi geldi. Ama ilerledikçe fark ettim ki bu sadece bir annenin yas anlatısı değil. Yasın öncesindeki hayatlar, ilişkiler, kırgınlıklar ve bağlar da en az kaybın kendisi kadar belirleyici. O yüzden artık bu kitabı tek bir karaktere ait görmüyorum; bana göre bu, bütün bir ailenin ve hatta bir dönemin hikâyesi.Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri, ölümün adeta bir karakter gibi yazılmasıydı. Hastalığın nasıl yola çıktığı, hangi evlerden geçtiği, hangi bedeni seçtiği anlatılırken ölüm soyut bir kavram olmaktan çıkıyor. Neredeyse nefes alan bir şeye dönüşüyor. Bu anlatım bana masalsı bir hava verdi ama aynı zamanda çok sarsıcıydı. Ölüm bir anda gelmiyor; yol alıyor, yaklaşıyor, dokunuyor. Ve biz o yaklaşmayı izliyoruz. Bu yüzden Hamnet’in ölümü bir “an” değil, bir süreç gibi hissettirdi bana. Hamnet’in kız kardeşinin yerine ölmesi beni uzun süre düşündürdü. Zaten baştan beri ölecek olan o muydu? Ölümü bu yüzden mi gördü? Yoksa annesinden gelen o doğaüstü sezgiyle, bir şekilde ölümü fark edip bilinçli bir fedakârlık mı yaptı? Roman bu sorulara cevap vermiyor. Ama belki de en güzel yanı bu. Kesin bir açıklama sunmaması, beni metnin içinde düşünmeye itti. Bazen gerçekten kader mi diye düşündüm, bazen de Agnes’in doğayla kurduğu o gizemli bağın Hamnet’e de geçtiğine inandım. Kitapta bir başka dikkat çekici tercih de “isimsiz adam”. Yani aslında kim
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma