Onu kollarımın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca. Gözyaşları ancak tek bir kişinin kucağında dinen bebeklere olduğu gibi, içimi derin, yumuşacık ve kadifemsi bir mutluluk sessizliği sarmıştı.
... Ama tarih bize her şeyin yirmi-otuz yılda ne kadar değişebileceğini, coğrafya da insanlar "doğa kurallarını" sürekli yıkmaya çalıştıklarında kuralların onları yıkacağını açıkça gösterdi.