Bir kaç günlük bitirmem gereken bir kitaptı. Mehmet'in durumundan çok farklı konumda olduğumdan sıkılarak okudum başta. Zorlandım usandım. Sinirlendim hatta. Bıraktım üzerine düşmedim. Benim çevremde de inkar eden çok insan var. Tahammül edemedim. Zorlandım okurken. Açıkçası inkar etmek kolay geliyor sanırım ve üzerine düşünüp araştırma yapmıyorlar mı bilemiyorum ama en bilgisiz insan bile şu kâinatın sahipsiz olduğuna ikna etmemeli kendini. Ama maalesef bazı insanlar kolaya kaçıyorlar demekle yetinmek istiyorum. Halit hocayı gönülden tebrik ediyorum. O kadar zor ki inançsız bir insana dinimizi anlatmak. Ben bunu hala yaşıyorum çevremde. Velhasıl kitabın sonuna geldiğimde kalbime büyük bir ok saplandı. Yüreğim yandı. Bu geçişin mükemmelliğine inanamadım. Kendimi suçladım. Hala da suçluyorum. Hatta hayıflandım. Ümitsizliğe düştüm. Büyük bir kıyasa düştüm. Ben inançlı olduğum halde nasıl bu kadar teslimiyet içinde olamıyorum? Gerçek müslüman kimdi şimdi? Ben kendimi nereye koyacağımı bilemedim. Utanmak ve mahcubiyet arasında kahroluyorum. O mertebeye mümkün değil erişmem, fakat tırnağı bile olamamak beni mahvetti. Silkelenip kendimi toparlamaya çalıştım. Şeytanın vesvesesine kapılıp gaflete düşmekten korktum. Bedenimi ve zihnimi saran üzüntümle Düzceli Mehmet in yaşantısından ibret alarak tövbe ettim. Yüreğim yana yana, kalbim sızlaya sızlaya...