Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk bizi eğitimimiz bittikten sonra iyi maaşlı bir işe girerek, akşamları lokantarda oturmak veya sözde 'okuma salonlarında' kağıt veya domino oynamak için yetiştirmedi. Bu hayatı yaşayanlar aydın değil, aydın sürpüntüleridir.
Dağların tepesine doğru, ta uzakta, herhalde elektrik santralinin gerisinde, küçük bir ateş yanıyor, kımıldayan bir yıldız gibi ışıldıyordu. Bir çoban ateşi olmalıydı. O anda, o ateşin bulunduğu yerde olmak istedi: Orada, gecenin koyu karanlığında tek başına kalmak, hiçbir şeyi düşünmemek, ara sıra ateşe kuru ardıç dallarını atarak çatır çatır yanışlarını seyretmek...
Hayat soğukkanlılıkla, umursamadan herkesin maskesini kendisine gösterir. Sanırım herkesin birkaç yüzü var. Kimileri maskelerin birini kullanır sürekli. Doğal olarak kirlenir, kırış kırış olur. bunlar tutumlu insanlardır. Bir başka grupta olanlar kendi nesli için saklar onları. Bir kısmı da yüz değiştirir. Ama yaşlandıklarında bu maskenin son maskeleri olduğunu, kısa zamanda kullanmaktan bozulacağını anlarlar. İşte o zaman son maskenin altından gerçek yüzleri ortaya çıkar.