"Yokuşta Ev - Sibel Dülger"
İçinde kendinden de bir parça bulabileceğin öyküler okumak ister misin? Hele ki bu #öyküler kadınları anlatıyorsa...
İnsanın en sevdiği, canım kızçem, yol arkadaşım dediği en yakın arkadaşının kitabını okuması hem paha biçilemez hem de aşırı gurur kaynağıdır. Bunu çok net anladım...
Bana bunu yaşatan Sibel'ime teşekkür ediyorum.
Sibel ile sonradan tanıştık. Ama tanıştığımız günden beri enerjimiz, kafa yapılarımız birebir örtüşüyor.
3-4 yıldır konuştuğumuz dil aynı ve ikimizinde hayalleri ortak.
Sibel'imin hayallerine ortak olmak, yazım ve kitap bastırma sürecinde yaşadığı kâh sancılı kâh heyecanlı kâh mutlu kâh hüzünlü oluşuna birebir ortak olmak ve tüm bu süreçleri atlatıp nihayet kitabın çıkması bize büyük mutluluk ve bayram sevinci verdi.
O kadar heyecanlanmıştım ki kitap daha ön satıştayken hemen sipariş verip aldım. Ne yalan söyleyeyim kitap elime gelir gelmez hemen okumadım.
Çok saçma ve hatta kulağa absürt gelecek belki ama. Sanki Sibel'im gelmiş gibi önce kitaba sarıldım. Kitabın kapağını, özellikle de kızçemin adını sevip okşadım.
Sibel yazarken bir iki tane öyküsünü bana okumam için atmıştı. Güzel kalemine aşinayım yani. Kitaptaki öykülerin ana teması kadınlar olduğunu söylemişti. Ama beni bu kadar derinden sarsacağını söylememişti...
9 farklı öykü...
Ve birbirinden farklı kadınların hikâyesi...
Hayatta aldığımız tüm kararlar seçimlerimizden ibaret midir? Bilmem ama...
Binbir emek ve hevesle kurulan yuvada yapayalnız kalmak mı?
İşte hayatıma eşlik edecek bana değer veren(!) beni seven adamı buldum diye havalara uçup evlendikten sonra hevesinin kursağında kalması mı?
Aynı evin içinde görmezden gelinip yok sayılmak mı?